90’lı yılların tanığı: Yöntem değişti ama işkence değişmedi

90’lı yıllarda çocukları ile 6 gün boyunca işkenceye maruz kalan Cane Atak, “O günleri asla unutmam. İşkence yöntemi değişti ama işkence değişmedi” dedi.

MEDİNE MAMEDOĞLU

Colemêrg- İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi verilerine göre bölgede 6 ayda en az 3 bin 895 hak ihlali yaşandı. Bu ihlallerin birçoğu kolluk güçleri tarafından gerçekleştirilirken son dönemlerde yaşanan ağır hak ihlali ve işkenceler 90’lı yılları geçti. 90’lı yıllarda üç çocuğu ile 6 gün boyunca ağır işkence gören Cane Atak, “Değişen bir şey olmadı” sözleri ile yaşananları özetlerken, tek taleplerinin barış olduğuna yer verdi.

58 yaşındaki Cane Atak Colemêrg’in Gever (Yükseova) ilçesinde yaşıyor. 1994 yılında Nerman (Êlê) köyünün yakılmasıyla akrabalarıyla Zêrêl (Altınbaşak) köyüne yerleşen Cane Atak çocuklarıyla burada yaşamaya başlar. Köylerinin yakılması sonrasında yerleştikleri köyde de devlet baskısına maruz bırakılan ailenin evi, “Siz gerillalara yemek veriyorsunuz, onlara yardım ediyorsunuz” sözleri ile sürekli basılır. Son olarak 90’lı yıllarda bir ihbar gerekçe gösterilerek iki kızı ve bir oğlu ile gözaltına alınan Cane Atak, 6 gün boyunca türlü türlü işkencelere maruz bırakılır.

‘Bir hafta boyunca işkence gördü’

‘İş birliği’ adı altında ajanlık dayatılan aile üyeleri, ilk olarak köyde ardından ise Gever merkezde sistematik işkenceye maruz kalır. Yaşananları “O günleri hiç unutmadım, hakkımı helal etmiyorum” sözleri ile anlatan Cane Atak, “Bizi aldıktan sonra özellikle kızıma ve oğluma çok kötü işkence yaptılar. Kızım maruz kaldığı elektrik işkencesinden dolayı hala tam olarak iyileşemedi. Yine oğlumun her yerine elektrik verdiler. Hiçbir suçumuz olmamasına rağmen bunlara maruz bırakıldık. Günlerce ne beni ne de çocuklarımı bırakmadılar. Bize sürekli ‘isim verin’ diyorlardı. Biz bu durumu kabul etmeyince en sonunda serbest bırakıldık. O günlerde yapmadıkları işkence ve hakaret kalmadı” ifadeleriyle yaşadıklarını anlattı.

‘Günde iki kez evimize baskın yapıyorlardı’

Serbest bırakıldıktan sonra da köyde aynı baskıların devam ettiğine dikkat çeken Cane Atak, “Köyde günde iki defa evimize baskın yapıyorlardı. Çocuklarımı dışarı çıkarıp saatlerce dışarıda bekletiyorlardı. Köyümüzün etrafı bombalanıyordu. İnsanları korkutmak için ellerinden geleni yapıyorlardı. Yakılan köyümüzden çıktıktan sonra bu durum diğer köyde de devam etti. Yıllarca bu baskılara maruz kaldık ama başka yere gitmedik. Onların istediği bütün köyleri boşaltmamızdı ama ben kendi topraklarımı bırakamadım. Şimdi ilk yakılan köyüme gidemiyorum. İkamet izni verilmediği için ne bahçeme ne de topraklarıma gidip ekim yapamıyorum. Kimi zaman araç kiralayıp saatlerce yol gidiyoruz ama bizi köyün girişinden geri gönderiyorlar. ‘Güvenli değil’ deyip köye almıyorlar. Ne bahçemiz ne de meyvelerimizi toplayamadan geri dönüyoruz” dedi.

’30 yılda değişen bir şey olmadı’

Aradan yaklaşık 30 yıl geçmesine rağmen ülkede Kürt halkına dönük aynı zulüm politikalarının uygulandığına dikkat çeken Cane Atak, “Eskiden işkence yapıyorlardı şimdi hem işkence yapıyorlar hem de ağır cezalar veriyorlar. Bir ihbarla bir insana yıllarca ceza veriyorlar. Ben o günleri hala unutamadım hiç unutmayacağım da. O günlerde yaşananlar yıllardır tekerrür ediyor. Bizim halk olarak istediğimiz tek şey barış ve özgürlük. Onlar gidin dedi biz gitmedik hala köyümüzdeyiz. Şimdi olsa yine gitmeyiz. Biz artık kan akmasın istiyoruz. Kimse acı çekmesin, işkence görmesin istiyoruz. Yıllardır insan olarak tek talebimiz bunlar” diye konuştu.