8 Mart Ağı’ndan kadın katliamlarına karşı kapsamlı kampanya
8 Mart Ağı’nın Kerkük ve Güney Kürdistan Bölgesi’nde kadın katliamları ve şüpheli ölümlere karşı başlattığı kampanya, belgesellerden imza çalışmalarına kadar birçok faaliyetle toplumun tüm kesimlerini bilinçlendirmeyi hedefliyor.
HELÎN EHMED
Silêmanî – Kadın katliamları ve yakıcı madde sonucu yaşanan şüpheli kadın ölümleri, yalnızca bireysel trajediler değil, aynı zamanda toplumda derin yaralar açan olaylardır. Şiddetin sessizlikle karşılanması ve normalleştirilmesi bu yaraları daha da derinleştirirken, toplumsal ve ailevi baskılara maruz kalan kadınlar ölümün yanı sıra fiziksel ve psikolojik sorunlarla da karşı karşıya kalıyor.
Kadın katliamlarına karşı farkındalık kampanyası
8 Mart Ağı, Kerkük’te ve Güney Kürdistan Bölgesi genelinde başlattığı farkındalık kampanyasıyla kadın katliamlarının sessizlik içinde geçiştirilmesine karşı mücadele ediyor. Kadın hakları aktivistleri, sanatçılar, avukatlar ve şiddete maruz kalan kadınların katılımıyla yürütülen kampanya kapsamında belgeseller hazırlanıyor, imza çalışmaları ve saha etkinlikleri düzenleniyor, dijital medya aracılığıyla kadınların yaşadıkları toplumla paylaşılıyor. Kampanyayla yurttaşların kadın katliamlarının önlenmesi için sorumluluk alması ve hiçbir kadının sessizliğin ya da umutsuzluğun kurbanı olmaması hedefleniyor. Ekim 2026’nın başında başlatılan kampanya, Güney Kürdistan Bölgesi’ndeki tüm kent ve köyleri kapsayacak.
Kampanya sekiz ay ile bir yıl arasında sürecek
8 Mart Ağı yöneticisi ve kampanyanın organizatörlerinden Behar Munzir, 9 Eylül 2026 tarihinde kadın katliamlarına ve “intihar” adı altında yaşanan şüpheli ölümlere karşı kampanyanın duyurulduğunu belirtti. Kampanyanın ilk olarak Güney Kürdistan Bölgesi’ndeki medya kuruluşlarına yönelik bir farkındalık çalışması olarak başlatıldığını kaydeden Behar Munzir, “Güney Kürdistan Bölgesi genelinde ve Kerkük kentinde kadın katliamlarına ve şüpheli ölümlere karşı kampanya başlattık. Kampanya sekiz aydan bir yıla kadar sürecek” dedi.
Kadınların yaşadıkları belgesellerle anlatılacak
Amaçlarının konuyu örgütlerin gündeminden çıkarıp toplumun gündemine taşımak olduğunu kaydeden Behar Munzir, “Ayrıca belgeseller aracılığıyla kadınların maruz kaldığı acıları ve trajedileri yurttaşların gözleri önüne sermek istiyoruz. Birçok kadın yakıcı madde sonucunda çeşitli sağlık sorunları ve fiziksel yaralanmalar yaşadı. Bu kadınların yaşadıklarını belgelendirerek yurttaşların dikkatine sunuyoruz ki kadın katliamları artık normal karşılanmasın. 1990’lı yıllardan bugüne kadın katliamları devam ediyor” ifadelerini kullandı.
İmza çalışmaları ve hastane ziyaretleri yapılacak
Kampanya kapsamında kadın katliamlarına karşı imza toplama çalışması yürüttüklerini dile getiren Behar Munzir, “Pazar yerlerinde ve toplumun içinde imza topluyoruz. Ülke dışında yaşayan kişiler de imzalarını çevrimiçi olarak gönderebilecek. Daha sonra ateşli madde sonucu yaralanan ve acı çeken çok sayıda kadının tedavi gördüğü Acil Hastanesi’ni ziyaret edeceğiz. Ardından sanatçılar ve televizyon programları aracılığıyla yurttaşlara mesajlarımızı ulaştıracağız. Panel ve seminerler düzenleyecek, dijital medya üzerinden farkındalık çalışmaları yürüteceğiz” sözlerine yer verdi.
Kampanya kentleri ve köyleri kapsayacak
Konuşmasının devamında kampanyanın amacının toplumun tüm kesimlerini bilinçlendirmek olduğunu vurgulayan Behar Munzir, faaliyetleri yürütebilmek ve farkındalık çalışmalarını özgürce gerçekleştirebilmek için gerekli izinleri almaya çalıştıklarını söyledi. Behar Munzir, “Kampanya kentlerin tüm sokak ve mahallelerini kapsayacak. Mahallelerde temsilcilerimiz olacak. Ardından okullar ve üniversiteler kampanyamızın başarıya ulaşması için önemli alanlar olacak. Sağlık merkezlerine ve kamu kurumlarına da kampanyayı ulaştırmamız gerekiyor. Dijital medya aracılığıyla da bütün yurttaşları bilinçlendirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız yalnızca kentleri değil, Güney Kürdistan’ın köylerini de kapsayacak” bilgilerini paylaştı.
Kadın hakları savunucuları kampanyada bir araya geldi
Kampanyanın ortaya çıkış fikrine ilişkin konuşan Behar Munzir, sözlerine şöyle devam etti:
“8 Mart Ağı’nın stratejisinde birçok başlık bulunuyor. Bu başlıklardan biri kadınların intihara sürüklenmesi ve yakıcı madde sonucu yaşanan yaralanmalar ve şüpheli ölümlerdir. 8 Mart Ağı, bünyesinde birçok kuruluşu barındırıyor. Ağ içerisinde kadın hakları için çalışan, mücadele eden ve kadınların haklarını savunan çok sayıda aktivist ve savunucu bulunuyor. Bu çerçevede kampanyamızı duyurduk. Alanında yetkin birçok kadını seçerek kampanyaya dahil ettik. Kampanyada çok sayıda yetkin kadın mücadele ediyor. Sanatçılar, avukatlar ve iş kadınları yurttaşları bilinçlendirecek. İzinleri almamızın ardından Kasım ayının başından itibaren çalışmalarımızı ve etkinliklerimizi sürdüreceğiz.
Katledilen kadınların aileleri de kampanyaya katılıyor
İlgili kurumlarla iş birliği içinde yurttaşları şiddet ve kadın katliamları konusunda bilinçlendireceğiz. Kadınların katledilmesine karşı tepki geliştirilmesi için çalışacağız. Şiddete maruz kalan kadınlar ile ailelerinin kampanyaya katılımı henüz yeterli değil. Ancak kadınları ve ailelerini kampanyaya dahil etmek için çaba gösteriyoruz. Şiddete maruz kalmış kadınların kampanyada yer alması ve toplumu bilinçlendirmek amacıyla belgeselde yer almaları sevindirici. Katılımcıların bir kısmı katledilen kadınların ailelerinden oluşuyor. Bu dosyalardan biri, kızı katledilen bir anneye ait. Bu kadın, kızına zamanında yetişebilseydi hayatta kalacağını, başka bir erkek tarafından katledilmeyeceğini ve çocuklarının annesiz kalmayacağını ifade ediyor. Bütün bu hikayeleri, toplumun kadın katliamları karşısında duyarlı olması için bir belgeselde toplamaya çalışıyoruz.”
‘Kadın katliamlarına birlikte sınır koymak istiyoruz’
Sözlerinin sonunda kampanyaya verilen desteğin sürdüğüne dikkat çeken Behar Munzir, “Kampanyanın sona ermesi için belirli bir tarih belirlemedik. Aksine çok sayıda insanı, deneyim sahibi kişileri ve hikayeleri olanları çevremizde bir araya getirmeyi hedefliyoruz. Birlikte katliamlara bir sınır koymak istiyoruz. Bu kampanya sınırlı değil. Değişim hedefi olan herkes katılabilir. Kampanya herkese açık bir kapıdır. Kadınların sağlıklı bir yaşam sürmesi için değişime katkı sunmak isteyen herkes bizimle birlikte olabilir. Kadın katliamlarını ve ‘intihar’ adı altında yaşanan şüpheli ölümleri önlemek amacıyla mücadelemizi sürdürüyoruz” dedi.