1 Mayıs meydanından ‘Gücümüz birliğimizdir’ mesajı

Emekçiler hakları için Amed’de buluştu. Meydandan, “Zafer direnen emekçinindir” sloganları yükseldi.

Amed - Demokratik Kurumlar Platformu öncülüğünde, “Demokratik toplum için emekle özgürlüğe yürüyoruz” şiarıyla 1 Mayıs İşçi Bayramı için İstasyon Meydanı’nda miting düzenlendi.

Mitinge Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi ve emekçi katıldı. Mitingin yapıldığı alana, “Zafer direnen emekçinindir”, “Bizim gücümüz birliğimizdir”, “Sermayenin değil, kamu yararının teknik gücüyüz” ve “Talanı durduracağız, demokratik kentleri biz kuracağız” pankartları asıldı.

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği (MKG), Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve DİSK Basın-İş de korteje katıldı. “Özgür basınla demokratik toplum” pankartıyla yürüyen basın emekçileri, “Özgür basın susturulamaz” sloganı attı.

Miting, yaşamını yitirenler adına gerçekleştirilen saygı duruşuyla başladı. Saygı duruşu sırasında kitle, “Çerxa Şoreşê” marşı okurken polisin müzik çalması kitle tarafından tepkiyle karşılandı. Kitle tepkisini, “Direne direne kazanacağız” ve “Şehid namirin” sloganıyla gösterdi.

‘Demokrasi en çok emeğin olduğu yerde anlam kazanır’

Tertip Komitesi adına konuşan Anahtar Kaya, “Demokratik toplum için emekle özgürlüğe yürüyoruz derken, aslında bu düzeni değiştirme irademizi ortaya koyuyoruz. Demokratik toplum fabrikalarda, belediyelerde, tarlalarda, inşaatlarda yani emeğin olduğu her yerde verilen mücadeleyle inşa edilir. Çünkü demokrasi en çok emeğin olduğu yerde anlam kazanır. Demokrasi ve emek mücadelesi bir birinden ayrı değildir. İnsanca yaşam ve demokratik toplum talebi aynı kökten besleniyor” dedi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na işaret eden Anahtar Kaya, “Sayın Abdullah Öcalan’ın demokratik çözüm perspektifi emeğin özgürleşmesinin bir zeminidir. Çünkü barışın olduğu yerde kaynaklar savaşa değil, halka ayrılır. Baskı değil, örgütlenme büyür. Yoksulluk değil, refah artar. Barış ve demokratik toplumu birlikte kuracağız. Emeğin sömürülmediği, halkların eşit ve özgür yaşadığı demokratik bir toplum mümkündür. Onu kuracak olan biz emekçileriz. Emekle, direnişle, dayanışmayla özgürlüğe yürüyoruz. Yaşasın 1 Mayıs” ifadelerini kullandı.

‘İşçilerin birliği gücümüzdür’

Yenişehir Belediyesi işçisi Müzeyyen Sevim, 1 Mayıs’larda yaşamını yitirenleri andı. Müzeyyen Sevim, “Emekçilerin sesini yükseltmek için buradayız. Haklarımız çalınıyor, ekoloji talan ediyor. ‘Artık yeter’ diyoruz. İşçilerin birliği gücümüzdür, halkın özgürlüğüdür. Yeni bir yaşam için hazırız. Onurlu bir barış için hazırız. Tarihi emekle yazacağız” dedi. Abdullah Öcalan’ın paradigmasını halklara armağan ettiğini dile getiren Müzeyyen Sevim, “Biz işçiler sorumluluğumuzu biliyoruz, yerine getireceğiz. Bu manifestonun hayata geçmesi için herkes bu manifestoya sahip çıkmalı. Demokratik Kominal toplum için direneceğiz” diye belirtti.

‘Saygı duruşuna tahammül edemediler’

Sonrasında DBP Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar konuşmak için söz aldı. Çiğdem Kılıçgün Uçar, polisin saygı duruşuna açtığı şarkıyla müdahale etmesine tepki göstererek, “Saygı duruşuna tahammül edemediler. İşçiler, emekçiler, Kürt halkı mücadelesini yarım bırakır mı? Şehitlerimizi unutur muyuz? Unutmayacağız. Barış ve demokratik toplumu konuştuğumuz bu süreçte yitirdiklerimizi anmamıza tahammül edemeyenlere tek sözümüz var: Kürt halkını kriminal hale getirdiniz, kriminal olan sizsiniz. Kürt halkın emeğinden rahatsız olamazsınız. Farkında değilsiniz ama siz de emekçisiniz, sizde bu sömürü çarkının içinde debelenenlerdensiniz” diye konuştu.

‘Saygı, tahammül karşılıklıdır’

Çiğdem Kılıçgün Uçar, kadınıyla, genciyle, Türkiye, Kürdiye, Alevisiyle bu ülkede emek sömürüsüne, dayatılan savaşa söz söyleyenin, bunun önünde durmak için paradigmasını büyüten, mücadelesini verenin Kürt Halk Önder Abdullah Öcalan olduğunu belirtti. Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu dönemin bütün hassasiyetlerini önümüze koyuyorlar ya; saygı, tahammül karşılıklıdır. Tarihi nasıl birlikte inşa ettiysek, bundan sonra da böyle devam etmek istiyoruz. Ama şu da bilinsin; yitirdiklerimize anmamız sadece bu meydanda değil. Her daim aklımızdalar, mücadelemizdeler. Çünkü onlar sayesinde bugün buradayız. Onlar sayesinde bu alanları tüm halklarımızla birlikte doldurduk” sözlerini kullandı.

‘Parçalanma zamanı değil, komün olma zamanı’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne de değinen Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Barış ve demokratik toplum sürecinin bir hukuka bağlanması sadece Kürt halkını ilgilendiren bir mesele değil. Ortadoğu’da halklara dayatılan yıkım ve savaş sadece bizden mi alıyor? Tüm halklara büyük şiddet kadırgası olarak gelebilecek bir yıkım olarak duruyor önümüzde. Devletin ‘Terörsüz Türkiye’ söylemi Kürt mahallesinde bırakıyor bu süreci. Artık merminin, bombanın kaç fiyat olduğunu soran politikacılara değil, barışın hukukun nasıl olacağına kafa yoran politikacılara ihtiyaç var. Biliyoruz ki emekçiler, kadınlar, gençler olmadan bu süreç tamamlanamaz. Devletlerin ve iktidarların elindeki en büyük amaç parçalayarak yönetmektir. Demokratik toplum süreci diyor ki; parçalanma zamanı değil, komün olma zaman, kendi hayatımızla ilgili tartışmaları kendi hayatımızla ilgili yol haritasını inşa etme zamanıdır” şeklinde konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından Koma Çiya ve Kemençe grubunun söylediği şarkılar eşliğinde halaylar çekildi.

Miting, seslendirilen şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla son buldu.