İran’da kadınların istihdam mücadelesi derinleşiyor
İran’da kadınların eğitim ve uzmanlık alanındaki artan varlığı iş gücü piyasasına aynı ölçüde yansımazken, kadınlar düşük ücret, güvencesiz çalışma, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve ekonomik krizlerin ağır yüküyle karşı karşıya kalıyor.
JÎNO XATÛROVÎSÎ
İran’da istihdam, eğitim ve uzmanlık alanında gelişen kadın potansiyelinin yapısal engeller ve ekonomik krizlerle karşı karşıya kaldığı karmaşık ve dinamik bir toplumsal sorun olmayı sürdürüyor. Son yıllarda kadınların bilim, üniversite ve uzmanlık alanlarındaki varlığı önemli ölçüde artarken, sahip oldukları bu büyük insan kaynağı iş gücü piyasasına girdiklerinde ciddi engellerle karşılaşıyor. Bu durum, kadınların ekonomik katılım oranının düşük kalmasına ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin derinleşmesine neden oluyor. Özellikle geçimini tek başına sağlamak zorunda olan ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınlar için bu tablo, zorlu bir geçim mücadelesine dönüşüyor.
İş gücü piyasasına ilişkin analizlerde çoğu zaman göz ardı edilen gruplardan biri ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınlar. Resmi veriler ve saha gözlemlerine göre, boşanma, eşin yaşamını yitirmesi veya hastalık gibi nedenlerle bu kadınların sayısı son yıllarda artıyor. Toplumda çoğunlukla boşanmış kadınlar olarak tanımlanan bu kadınlar aynı anda iki ağır sorumlulukla karşı karşıya kalıyor. Bir yandan çocukların eğitimi, ev işleri ve ailenin duygusal yükünü üstlenirken, diğer yandan yaşamlarını sürdürebilmek için acil ve zorunlu bir gelire ihtiyaç duyuyorlar. Çalışmak, bazı evli kadınlar açısından ailenin refahını artırmak veya ekonomik bağımsızlık kazanmak için bir tercih olabilirken, ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınlar açısından kaçınılmaz bir zorunluluk haline geliyor.
Güvencesiz işler kadınları bekliyor
Ancak bu kadınların resmi iş gücü piyasasına katılması büyük engellerle karşılaşıyor. Özellikle yıllarca ev işleriyle ilgilendikten sonra çalışmak zorunda kalan birçok kadın, iş piyasasının ihtiyaçlarına uygun uzmanlık becerilerine, düzenli iş deneyimine veya yükseköğrenime sahip değil. Bu durum onları kayıt dışı ekonomiye yöneltiyor. Seyyar satıcılık, küçük atölyelerde paketleme ve düşük ücretli hizmet işleri gibi alanlarda çalışan kadınlar çoğu zaman resmi bir sözleşmeden ve sigorta güvencesinden yoksun bırakılıyor. Bu sektörde kadınlar yalnızca iş güvencesinden mahrum kalmıyor, aynı zamanda sömürüye, ekonomik dalgalanmalara ve toplumsal risklere daha fazla maruz kalıyor.
İran’da süregelen ekonomik kriz, özellikle kontrolsüz enflasyon ve ulusal para biriminin değer kaybı, tüm ücretlilerin yanı sıra kadınların ücretlerini, yan haklarını ve satın alma gücünü doğrudan etkiliyor. Hane halklarının geçim maliyetlerinin hızla yükseldiği bir ortamda, genellikle gerçek enflasyon oranının altında belirlenen yıllık ücret artışları kaybedilen satın alma gücünü telafi etmeye yetmiyor.
Daha düşük ücretlerle çalışan ve daha az birikime sahip olan ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınlar açısından bu durum ciddi bir geçim krizine dönüşüyor. Kayıt dışı sektörde çalışan ailenin geçimini üstlenen kadının elde ettiği gelir çoğu zaman temel barınma ve gıda giderlerini dahi karşılamıyor; çocukların eğitim ve sağlık masraflarını karşılaması ise daha da zorlaşıyor.
Çocuk bakım masrafları istihdamın önünde engel
Ekonomik kriz, kadınları zor tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. Küçük çocuklarını kreşe göndermek zorunda olan anneler için özel kreşlerin yüksek ücretleri, düşük gelirlerinin önemli bir bölümünü tüketiyor. Bazı durumlarda, asgari ücretle veya kayıt dışı sektörde bunun da altında bir gelirle çalışan tek başına aile geçimini üstlenen bir kadının çocuk bakım masrafı, aylık gelirinin tamamını aşabiliyor.
Bu durum kadınları ekonomik zorunluluk nedeniyle işlerini bırakıp yeniden ev içi emeğe dönmeye itiyor. Bunun sonucu ise ailelerin daha fazla yoksullaşması oluyor. Dolayısıyla devlet destekli, erişilebilir ve nitelikli kreşler gibi sosyal altyapıların yetersizliği, kadınların istihdamının önündeki önemli engellerden biri haline geliyor.
Ücret eşitsizliği kadınları daha fazla etkiliyor
İran iş gücü piyasasında eşit işe eşit ücret ilkesine ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemelere rağmen kadınlar ücret ayrımcılığıyla karşı karşıya kalıyor. Bu ayrımcılık özel sektörde ve kayıt dışı işlerde daha belirgin hale geliyor.
İşverenler, erkeklerin ailenin temel geçimini sağlayan kişiler olduğu yönündeki geleneksel anlayış nedeniyle işe alımda ve ücretlendirmede erkeklere öncelik verebiliyor. Kadınlar ise daha ucuz bir iş gücü olarak görülüyor. Yasalarda açıkça yer almasa bile bu yaklaşım, iş yerlerinde görünmez bir ayrımcılık biçiminde işliyor ve kadınların aynı işi yaptıkları erkeklerden daha düşük ücret almasına neden oluyor.
Ekonomik kriz ve piyasadaki durgunluk da kadınların iş güvencesini erkeklerden daha fazla tehdit ediyor. İşten çıkarmalarda özellikle kadınlar ve anneler çoğu zaman öncelikli hedef haline geliyor. İşverenler, yasal doğum izinleri veya annelerin aile sorumlulukları nedeniyle daha esnek çalışma saatlerine ihtiyaç duymasından çekinebiliyor. Bu durum kadınların iş güvencesini zayıflatırken onları sürekli gelirlerini kaybetme korkusuyla karşı karşıya bırakıyor. Ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınlar açısından bu korku, doğrudan ailenin yaşamını sürdürmesiyle ilgili bir tehdide dönüşüyor.
Dijital ekonomi yeni fırsatlar sunuyor
Bu umutsuz tabloya karşı sosyal medya ve dijital ekonomi, kadınlara evden girişimcilik ve internet üzerinden gelir elde etme gibi yeni fırsatlar da yaratıyor. Kadınlar böylece çalışma zamanı ve mekânı konusunda daha fazla esneklik elde edebiliyor. Ancak bu platformlar da internet erişimine yönelik kısıtlamalar, ekonomik dalgalanmalar ve yasal güvencelerin yetersizliği gibi sorunlarla karşı karşıya. Bu nedenle dijital ekonomi tek başına resmi, adil ve koruyucu bir iş gücü piyasasının yerini alamıyor.
İş gücü piyasasındaki son gelişmeler, özellikle genç İranlı kadınların çalışma yaşamına bakışının değiştiğini gösteriyor. Kadınlar çalışmayı yalnızca gelir elde etmenin bir yolu olarak değil, aynı zamanda kimliklerinin, bireysel bağımsızlıklarının ve toplumsal itibarlarının bir parçası olarak görüyor ve çalışma hakkına ulaşmak için mücadele ediyor.
Kadınların istihdama eşit katılımı zorunluluk
İran’da kadınların günümüzdeki istihdam durumuna bakıldığında, artan yetkinlikler ile katı sınırlamalar arasında süren bir mücadele görülüyor. Ekonomik krizlerin baskısıyla daha da ağırlaşan bu tabloyu aşmak için çalışma ve medeni hukukta reform yapılması, sosyal altyapılara devlet yatırımlarının artırılması, ücret eşitsizliğiyle mücadele edilmesi ve çalışma yaşamında toplumsal cinsiyet kalıplarının kırılması gerekiyor.
Bu adımlar kadınlara yönelik bir lütuf değil, İran ekonomisinin ve toplumunun geleceği açısından bir zorunluluk. En kırılgan gruplardan biri olan ailenin geçimini tek başına sağlayan kadınların, ailelerinin geçimini daha güvenli koşullarda ve adil ücretlerle sağlayabilmeleri için hedefli ve özel desteklere ihtiyacı bulunuyor.
İran ekonomisinin sürdürülebilir biçimde gelişmesi, nüfusun yarısını oluşturan kadınların aktif, eşit ve adil haklara dayalı katılımı olmadan mümkün görünmüyor. Özellikle günümüzde uygulanan ağır ekonomik kuşatmaların çok kısa sürede halkın, özellikle de kadınların geçim koşullarını daha da olumsuz etkilemesi ve yıkıcı sonuçlar doğurması bekleniyor.