İran’da mehir hakkına yeni sınırlama: Kadınlar için güvencesizlik büyüyor

İran Meclisi, mehir borcunda hapis yaptırımı sınırını 110 altın sikkeden 14’e düşüren düzenlemeyi kabul etti. Uzmanlar, kadınları koruyacak alternatif güvenceler oluşturulmadan yapılan değişikliğin eşitsizliği derinleştirebileceği uyarısında bulundu.

Haber Merkezi – İran’da mehir borcu nedeniyle hapis cezası uygulanabilecek üst sınırın 110 altın sikkeden 14’e düşürülmesi, kadınların ekonomik hakları ve evlilikte tarafların hakları arasındaki dengeye ilişkin tartışmaları beraberinde getirdi. Hukukçu ve sosyal bilimciler, kadınları koruyacak alternatif mekanizmalar oluşturulmadan yapılacak bu değişikliğin, aile içindeki mevcut kırılgan dengeyi kadınlar aleyhine daha da bozabileceğine dikkat çekiyor.

İran İslami Şura Meclisi, 23 Ağustos 2026’da Mali Mahkumiyetlerin İnfazına İlişkin Kanun’da değişiklik yaparak, mehir borcu nedeniyle hapis yaptırımı uygulanabilecek sınırı 110 altın sikkeden 14’e düşüren düzenlemeyi kabul etti. Düzenleme, nihai değerlendirme için Anayasayı Koruyucular Konseyi’ne gönderildi.

Düzenlemenin onaylanarak yasalaşması halinde, 14 altın sikkeyi aşan mehir borçları için hapis yaptırımı uygulanamayacak. Ayrıca erkeğin ödeme gücünün bulunmadığının kanıtlanması durumunda, mehir miktarı ne olursa olsun borcunu ödeyemediği gerekçesiyle hapsedilemeyecek.

Kadınların ekonomik güvencesi tartışılıyor

Uzmanlara göre tartışmanın temelinde yalnızca mehir miktarının kaç altın sikkeyle sınırlandırılacağı değil, mevcut hukuki güvencenin yerine hangi mekanizmanın getirileceği bulunuyor. Kadınların evlilik içinde ekonomik ve kişisel güvenliklerini sağlayacak etkili hukuki korumalardan birçok durumda yoksun olduğu belirtilirken, mehir yaptırımının zayıflatılmasının kadınların geleceklerine ilişkin kaygıları artırabileceğine dikkat çekiliyor.

Eleştirilerin odağında erkek egemen hukuk sistemi

Eleştiriler, İran hukuk sisteminin birçok alanda erkek egemen yapısını koruduğu bir dönemde gündeme geliyor. Eleştirmenlere göre erkeklere yönelik yasal kısıtlamaların azaltılması amacıyla çeşitli düzenlemeler gündeme getirilirken, kadınları aile içi şiddete karşı koruyacak ve eş, baba ya da diğer aile üyelerinden gelebilecek şiddet karşısında güvenliklerini sağlayacak kapsamlı ve etkili bir yasal mekanizma halen oluşturulmuş değil.

Son yıllarda aile içi şiddet ortamında gerçekleşen çok sayıda kadın cinayeti, “aile içi anlaşmazlık” ya da “namus meselesi” gibi ifadelerle kamuoyuna yansıdı. Kadınlar ve kadın hakları savunucuları bu yaklaşımı uzun süredir eleştirirken, şiddete karşı etkili hukuki korumanın bulunmamasıyla kadınların ekonomik güvencelerinin zayıflatılmasının bir araya gelmesinin güvensizliği daha da derinleştirebileceğini belirtiyor.

‘Kadınların hakları da güvence altına alınmalı’

Uzmanlar, erkeklerin hukuki konumunu güçlendiren düzenlemelerin kadınlara yönelik koruma mekanizmaları geliştirilmeden hayata geçirilmesinin kadınların güvenliği açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Aile hukukunda yapılacak değişikliklerin yalnızca cezaevlerindeki kişi sayısını veya devletin maliyetlerini azaltma amacıyla ele alınmaması gerektiğini belirten uzmanlar, kadınların ekonomik, sosyal ve kişisel güvenliğini sağlayacak hakların da eş zamanlı olarak güvence altına alınması gerektiğini vurguluyor.

Mehir sınırının düşürülmesinin tek başına evlilikleri artırmayacağı ya da boşanmaları azaltmayacağı da belirtiliyor. Ekonomik sorunlar, aile içi şiddet, hukuki eşitsizlik ve kadınlara yönelik etkili koruma mekanizmalarının bulunmaması; evlenme, evliliği sürdürme veya boşanma kararlarında etkili olan temel faktörler arasında gösteriliyor.

Bu nedenle uzmanlar, kadın ve erkeklerin hak ve sorumlulukları arasında gerçek bir denge kurulmadan aile hukukunda yapılacak değişikliklerin mevcut sorunları çözmek yerine yeni bir eşitsizlik biçimi yaratabileceği uyarısında bulunuyor.