Tanıklıklar anlatıyor: İran'da aşağılanma bir baskı aracına dönüştü

Kirmanşan'da yurttaşlar, güvenlik güçlerinin sokakta ve gözaltında uyguladığı hakaret, aşağılayıcı muamele ve şiddetin sistematik hale geldiğini belirtiyor. Tanıklıklar, korkunun günlük yaşamın bir parçasına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

SARE PURHEZRİ

Kirmanşan – “Farkında olmadan başörtümü daha da öne çekiyor, o yoldan geçebilmek için kendimi toparlamaya çalışıyorum. Bazen kalbim öyle hızlı çarpıyor ki nefes almakta zorlanıyorum ve her an birinin bana saldırmasını bekliyorum.”

İlk bakışta bu sözler ölümcül bir bölgeden geçmeye çalışan birinin anlatımı gibi görünse de, aslında birkaç polis memurunun önünden geçmek zorunda kalan genç bir kadının yaşadığı korkuyu anlatıyor. Onun için güvenlik güçlerinin varlığı öylesine kaygı verici hale gelmiş ki, bunu “dehşet verici bir deneyim” olarak tanımlıyor.

Son günlerde Kirmanşan'da askeri ve baskı güçlerinin cadde, sokak ve kavşaklardaki yoğun varlığı, yurttaşlarda güven duygusu yaratmak yerine kaygı ve korkuyu artırıyor. Yerel kaynaklar ve tanık anlatımları da güvenlik güçlerinin yurttaşları durdurduğu, sorguladığı ve aşağılayıcı muamelelerde bulunduğunu aktarıyor. Bu durum, kamusal alanda bulunmanın birçok kişi için korku ve endişeyle özdeşleşen günlük bir deneyime dönüşmesine neden oluyor.

Güvenlik güçlerinin gölgesinde yaşamak: Korku ve aşağılanmanın sıradanlaşması

Kirmanşan'da yaşayan ve güvenlik güçlerinin şiddetine maruz kalan Y.K., yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Gece saat 23.00 sıralarında yolda giderken polis beni durdurdu. Önce eşyalarımı aradılar, ardından motosikletimdeki çıkartmalar ve kıyafetlerimle ilgili bahane ürettiler. Kendileriyle tartışınca içlerinden biri üzerimdeki tişörtü yırttı, ardından hep birlikte beni darp etmeye başladılar. Daha sonra gitmeme izin vermeleri için anneme ve kız kardeşime küfretmemi istediler. Aynı anda kendileri de anneme yönelik aşağılayıcı hakaretlerde bulunuyorlardı. Çok öfkelendim ve yeniden tartıştım. Sonunda beni dövdükten ve motosikletimi kırdıktan sonra gitmeme izin verdiler.”

Son aylarda İran rejimi, kitlesel infazlar, yaygın gözaltılar ve güvenlik güçlerinin sokaklarda uyguladığı açık şiddetle baskı politikalarını daha da artırmış durumda. İdamlar, gözaltılar ve kamusal alandaki şiddet uygulamaları, protesto ve itaatsizliğin bedelini yükseltmeyi, toplumu korku yoluyla sindirmeyi amaçlayan yönetim anlayışının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Kirmanşan'da yaşayan 20 yaşındaki S.K. ise kısa süreli gözaltında maruz kaldığı aşağılayıcı muameleyi şöyle anlattı:

“Musaddık Meydanı civarında çarşaflı birkaç kadın görevli pantolonumu bahane ederek bana müdahale etti. Tartışınca beni gözaltı merkezine götürdüler. İçeride görevliler beni aşağılamaya başladı. İçlerinden biri, 'Dışarıda çok konuşuyordun, şimdi bunun bedelini ödeyeceksin' dedi. Ardından pantolonuma su döküp beni kameraya aldılar ve alay ederek, 'Bakın korkudan altına kaçırmış' diyorlardı.”

Aşağılamanın baskı aracına dönüşmesi

Tutuklu ve gözaltındakilerin şiddet ve insanlık dışı uygulamalarla aşağılanması, İran rejiminde uzun yıllardır süregelen bir uygulama. Bu yöntem çoğu zaman tehdit, korkutma ve psikolojik baskıyla birlikte yürütülüyor. Ancak son aylarda bu uygulamaların daha açık ve pervasız biçimde sürdürüldüğü görülüyor. Kamuoyu önünde aşağılamanın, yalnızca gözaltındaki kişiyi hedef alan bir şiddet biçimi değil, aynı zamanda topluma korku salmanın ve cezasızlık algısını pekiştirmenin bir aracı haline geldiği değerlendiriliyor.

Kendilerini hukukun üstünde gören görevliler

Konuyla ilgili araştırma yapan ve daha fazla bilgiye sahip olduğunu belirten F.D. ise şunları söyledi:

“Geçmişte güvenlik görevlilerinin gözaltındakilere nasıl davranacağına ilişkin az da olsa bazı sınırlar vardı. Ancak son yıllarda, özellikle son toplumsal olaylardan sonra, artık her görevli hem hüküm veriyor hem de cezayı kendisi uyguluyor. Sanki hepsine istedikleri kişiyi gözaltına alma, onu diledikleri gibi aşağılayıp psikolojik, fiziksel ve cinsel şiddete maruz bırakma yetkisi verilmiş durumda. Bildiğim bir olayda, haziran ayında gözaltına alınan genç bir kadın, sürekli cinsel içerikli sözlü tacize uğradı, insanlık dışı davranışlara zorlandı ve sonunda görevliler tarafından saçları kesildi.”

Bu tanıklıklar, İran'da gözaltı süreçlerinde güvenlik güçlerinin keyfi uygulamalarının ve şiddetinin giderek arttığına işaret ediyor. Anlatımlara göre, hukuki ve insani sınırlar giderek silikleşirken, aşağılanma, kötü muamele ve psikolojik yıkım, baskı mekanizmasının temel araçlarından biri haline geliyor.