74. Ferman’dan kimlik ve adalet davasına -3

Dayê Gewrê Emîr’in, Şengal Katliamı’nda oğlu, kardeşi ve annesi IŞİD tarafından kaçırıldı. Dayê Gewrê yakınlarının hayatta olup olmadığını bilmiyor ve “Eğer yaşıyorlarsa bize ulaştırın, ölülerse kemiklerimizi verin” diye belirtiyor.

Onun hala gözleri kapıda: Oğul, anne ve kardeşini bekliyor

CÎHAN ZEMO / GULÎSTAN EZÎZ

Şengal - “3 Ağustos 2014 Fermanı’nda annem, kardeşim ve oğlum tutsak alındı. Bugüne kadar onlar hakkında hiçbir haber alamadık” Onlar kayıp…

1938 Dersim Katliamı’ndan sonra kız çocukları zorla ailelerinden koparılarak askerlere verildi. O çocuklar köklerinden koparıldı ve acımasız bir asimilasyona sürüklendi. “Dersim’in kayıp kızları” sonsuz bir yasın adı oldu.

Aradan yıllar geçse de mekân ve hikâyenin sahipleri farklı olsa da tarih, olaylar bakımından kendini birçok kez tekrar eder.

‘Oğlum, kardeşim ve annemden haber yok’

 

Dayê Gewrê de 3 Ağustos Fermanı’nda IŞİD’in eline düşen ailesinin izini sürüyor. Oğlu kaçırıldığında 12 yaşındaydı. Dayê Gewrê’nin tek bir dileği, “Tutsaklarının geri dönmesi.” Dayê Gewrê, “12 yıldır gözümüz yolda, bir gün onların kurtuluş haberini alacağımızı bekliyoruz. Tek oğlum 12 yaşındaydı, kardeşim daha 14 yaşındaydı, bir de annem vardı” diyor.

Irak hükümetinden tutsaklarını isteyen Dayê Gewrê şöyle diyor: “Bu 12 yıldır hayat bize haram oldu; ne uyuyabiliyoruz ne yemek yiyebiliyoruz. Gözümüz sürekli yaşlı, ağlıyoruz, her gün yaramız yeniden kanıyor.”

Bir umut belki tanıyan çıkar: Oğlumun adı Emîr Hesen Xelef Xwedêda

Oğlunun adı Emîr Hesen Xelef Xwedêda. Annesinin adı Şêrîn Xelef Hecî, kardeşinin adı ise Sufyan Brahîm Xelef… Ferman günü tutsak alındılar ve o günden beri hiçbir haber gelmedi.

Dayê Gewrê sadece oğlunun Suriye’nin Rakka şehrine götürüldüğüne dair bir bilgi almış.

Dayê Gewrê’nin annesi ferman sabahı saat 4’te onu uyandırmış. “DAİŞ geliyor” demiş. O sabah oğlunu ve kızını hazırlamış, babasının arabasına binip köyün arkasına gitmişler. Ancak araba küçük, sayı ise fazlaymış. Dayê Gewrê şöyle anlatıyor:

“Annem ‘yer dar, ben ineyim’ dedi. ‘Bir araba beni alır. Zaten diyorlar DAİŞ genç kızları ve kadınları alıyor, siz kurtulun, bize ihtiyarlara bir şey yapmazlar’ dedi. Oğluna da ‘kız kardeşlerini güvenli bir yere götür, sonra dönüp beni al’ dedi.”

‘DAIŞ’in hepsini tutsak aldığını duyduk’

Dayê Gewrê’nin kardeşi ve oğlu da arabadan inmiş. O yaşlı kadını yalnız bırakmak istememişler. Dayê Gewrê inmelerini istemese de, “herkes yürüyor, biz de yürüyüp kurtulacağız” demişler.

Dayê Gewrê oğlunu, kardeşini ve annesini en son o zaman görmüş.

Sikêni köyüne ulaştıktan sonra Dayê Gewrê’nin kardeşi annesini, kardeşini ve yeğenini kurtarmak için geri dönmek istemiş. Ancak IŞİD’in geride kalan herkesi kaçırdığı haberini almış.

‘Belki bir gün döner’

Dayê Gewrê umudunu hiç yitirmemiş. Tutsaklar döndükçe yanlarına gidip sormuş. Bazıları “gördük” diyor, bazıları “görmedik” diyor, net bir şey söyleyen çıkmamış. Dayê Gewrê şöyle diyor: “Defalarca Duhok’ta kimliklerini yetkililere verip sorduk ama bugüne kadar hiçbir sonuç alamadık.”

Fermanın yıldönümünün yaklaşmasıyla yaşadıkları her şey yeniden aklına ve kalbine hücum eden Dayê Gewrê şöyle konuşuyor: “Fermanın yıl dönümü yaklaştıkça bizim için hayat daha da zorlaşıyor. Düşünmekten gece uyuyamıyorum. Sürekli oğlumun fotoğrafına bakıyorum, belki bir gün döner diyorum.”

‘Ölmeden önce oğluma kavuşma umudum var’

“Eğer sağlarsa bize ulaştırın, ölülerse kemiklerimizi verin” diyen Dayê Gewrê sözlerini şöyle sürdürüyor:

“En azından bayram günlerinde mezarlarına gideriz. Tüm tutsaklarımızı istiyoruz. Annemin evine gidip avlusunda ağlıyorum. Sesimizin herkese ulaşmasını istiyoruz.”

Dayê Gewrê oğlunun fotoğrafını gösteriyor, çekmemizi istiyor ve diyor ki:

“Sesim kime ulaşıyorsa ve oğlumu görenler varsa bize haber versin. Ölmeden önce oğluma kavuşma umudum var. Ne zaman oğlumun fotoğrafını görsem kendimi tutamıyorum. Ağlıyorum. Bize bu acıyı yaşatanların aynı şeyi yaşamalarını diliyorum. Allah hakkımızı onlara bırakmasın.”

Dayê Gewrê, Êzidîlerin hiçbir zaman kimseye haksızlık etmediğini söylüyor ve isyanını şu sözlerle dile getiriyor:

“Annem, oğlum, 14 yaşındaki kardeşim… Hepsi gitti. Birçok tanıdık ve akrabamız gitti. Biz Oğlumun fotoğrafına baktığımda içim yanıyor. Suçsuz yere onu elimden aldılar. Hâlâ hayatta mı öldü mü bilmiyorum. Geceleri oğlumun fotoğrafını yastığımın altına koyup öyle uyuyorum.”

Ağustos 2014’te IŞİD Şengal’e saldırdığında, annesinin kucağındaki bebeklerden 70 yaşındaki yaşlılara kadar binlerce insan tutsak alındı.

Mevcut bilgilere göre hâlâ aralarında kadın, çocuk ve erkeklerin bulunduğu 2 bin 700 Êzidî’nin akıbeti bilinmiyor. Kaçının öldürüldüğü, kaçının sağ olup hâlâ IŞİD’in elinde olduğu belirsiz. Ferman tamamen ortadan kalkmış değil. Hâlâ birçok aile kapıya bakıyor ve bir gün kayıplarından haber almayı bekliyor.

Devam edecek…