İran’da kadınlara yönelik çok katmanlı baskı derinleşiyor

İran'da kadın siyasi tutuklular ağır hapis cezaları, tedavi hakkının engellenmesi ve belirsiz tutukluluk süreçleriyle karşı karşıya kalırken, aileleri de baskı altında tutuluyor.

Haber Merkezi – İran'da kadın siyasi tutuklular üzerindeki baskılar artarak sürüyor. Evin Cezaevi'ne zorunlu dönüşler, ağır hapis cezaları, tedavi hakkının engellenmesi, uzun süreli tutukluluk, yüksek kefalet bedelleri ve ailelere yönelik baskılar, insan hakları savunucularının "çok katmanlı sistematik baskı" olarak tanımladığı uygulamaların devam ettiğini gösteriyor.

Kadın siyasi tutuklular Evin Cezaevi'ne geri gönderildi

İzin sürelerinin sona ermesiyle birlikte Farahnaz Nikhu, Nire Behnud, Mitra Bermec ve Zehra (Hana) Gulami, 29 Haziran 2026'da yeniden Evin Cezaevi'ne gönderildi.

Söz konusu tutuklular sırasıyla 14 Haziran 2025, 12 Mayıs 2025, 13 Nisan 2025 ve 17 Şubat 2025 tarihlerinde geçici izinle cezaevinden ayrılmıştı. Haklarında verilen izinlerin sona ermesiyle yeniden Evin Kadınlar Koğuşu'na sevk edildiler.

Edinilen bilgilere göre, Rızvane Ahmedhanbeygi de aynı dönemde cezaevine çağrılarak kadınlar koğuşuna götürüldü. Tutukluların kişisel eşyalarını yanlarına almalarına izin verilmezken, Rızvane Ahmedhanbeygi'nin küçük çocuğuyla birlikte cezaevine giriş yapmak zorunda kalması, yaşanan sürecin insani boyutuna ilişkin kaygıları artırdı.

Tedavi hakkı engelleniyor

İran'da kadın siyasi tutukluların yalnızca özgürlüklerinden değil, sağlık haklarından da mahrum bırakıldığı belirtiliyor.

Evin Cezaevi'nde tutulan Leyla Afrin, beyin tümörü ve ilerleyici hastalıklarına rağmen uzman tedavisine erişemiyor. Ailesine yakın kaynaklar, sağlık durumunun kritik aşamaya ulaştığını aktardı.

Urmiye Cezaevi'nde bulunan 34 yaşındaki Şilêr Mamqaderî ise meme kanseri tedavisinden mahrum bırakılması nedeniyle yaklaşık 27 kilo verdi. İnsan hakları savunucuları, Şilêr Mamqaderî'nin durumunu "cezaevinde sistematik fiziksel yıpratma" olarak nitelendiriyor.

Öte yandan, Mahbube Şabani, Aralık 2025 protestoları kapsamında gözaltına alınmasının üzerinden 160 günden fazla geçmesine rağmen hala Meşhed'deki Vekilabad Cezaevi'nde iddianamesi ve nihai kararı olmadan tutuluyor.

Kadın aktivistlere ağır cezalar

Son dönemde çok sayıda kadın aktivist, akademisyen, öğretmen ve avukat hakkında ağır hapis cezaları verildi.

Bocnurd Ulusal Mesleki Beceriler Üniversitesi çalışanı Adele Gazanfari, 4 yıl hapis ve 2 yıl kamu görevinden men cezasına çarptırıldı.

Haf kentinde öğretmenlik yapan Azade Saleki hakkında 5 yıl hapis cezası verilirken, görevinden ihraç edilme ihtimalinin de sürdüğü bildirildi.

Emirkebir Üniversitesi mezunu ve Milano Politeknik Üniversitesi öğrencisi Rahele Muini, 1 yıl 6 ay hapis ve 2 yıl yurt dışına çıkış yasağı cezasına mahkum edildi.

Şiraz'da avukatlık yapan İlham Ziraatpişe ise 6 yıl hapis, yurt dışına çıkış yasağı ve pasaportunun iptal edilmesi cezalarıyla karşı karşıya kaldı.

Gözaltılar ve belirsizlik sürüyor

Tahran'da Sepide Kaşani, eşi ve kız kardeşi Sima Kaşani güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı. Elektronik cihazlarına el konulurken, gözaltı gerekçesine ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı.

İlam'da Zehra Muhammedveli, gözaltına alınmasının üzerinden 39 gün geçmesine rağmen hala belirsiz bir hukuki süreçle karşı karşıya bulunuyor.

Meşhed'de Mahbube Şabani iddianamesi hazırlanmadan Vekilabad Cezaevi'nde tutulmaya devam ederken, İze kentinde öğretmen Kukeb Bedaği Pegah Milli Eğitim Disiplin Kurulu'na sevk edildi.

Açlık grevleri ve sağlık sorunları

Vekilabad Cezaevi'nde bulunan siyasi tutuklu Fatıma Sepehri, bir süre devam ettirdiği açlık grevi ve ilaç boykotunu sonlandırdı. Sağlık durumunda kısmi iyileşme olduğu bildirildi.

Buna karşılık Şilêr Mamqaderî'nin kanser nedeniyle sağlık durumunun ağırlaşmaya devam ettiği ve yaşamına ilişkin endişelerin sürdüğü belirtildi.

Baskılar ailelere de uzanıyor

Raporlarda, kadın siyasi tutukluların ailelerine yönelik baskıların da son aylarda arttığı ifade edildi. Yüksek yargılama masrafları, ekonomik baskılar, tehditler, ifadeye çağırmalar ve bilgi paylaşımının engellenmesi gibi uygulamalarla ailelerin de hedef alındığı kaydedildi.

İnsan hakları gözlemcileri, Farahnaz Nikhu, Nire Behnud, Mitra Bermec, Zehra (Hana) Gulami, Rızvane Ahmedhanbeygi, Leyla Afrin, Şilêr Mamqaderî, Mahbube Şabani, Adele Gazanfari, Azade Saleki, Rahele Muini, İlham Ziraatpişe, Sepide Kaşani, Humen Cukar, Sima Kaşani, Zehra Muhammedveli, Kukeb Bedaği Pegah ve Fatıma Sepehri'nin ailelerinin doğrudan veya dolaylı baskılarla karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

İnsan hakları savunucularına göre, yaşananlar münferit olaylardan ibaret değil; kadın siyasi tutukluların cezaevine zorla geri gönderilmesinden ağır cezalara, tedavi hakkının engellenmesinden ailelere yönelik baskılara kadar uzanan sistematik bir baskı politikasının parçasını oluşturuyor.