İran'da işkence devlet yapısının bir parçası haline geldi
Dünya İşkenceyle Mücadele Örgütü'nün (OMCT) yayımladığı Küresel İşkence Endeksi 2026, İran'ı işkence riski en yüksek ülkeler arasında gösterdi.
Haber Merkezi - 26 Haziran İşkence Mağdurlarıyla Dayanışma Uluslararası Günü dolayısıyla Dünya İşkenceyle Mücadele Örgütü'nün (OMCT) yayımladığı Küresel İşkence Endeksi 2026, İran'daki insan hakları tablosuna ilişkin çarpıcı bulgular ortaya koydu. Rapora göre işkence, zorla alınan itiraflar, bedensel cezalar ve insan hakları ihlallerinin faillerine tanınan cezasızlık, İran'da münferit olaylar olmaktan çıkmış durumda. Bu uygulamalar, yargı ve güvenlik sisteminin yapısal bir parçası olarak varlığını sürdürüyor ve ülkeyi işkence riski en yüksek devletlerden biri haline getiriyor.
İşkence yönetim sisteminin bir parçası olarak sürüyor
OMCT'nin yayımladığı rapor, ülkeleri işkencenin önlenmesi, sorumlu kurumların hesap verebilirliği ve mağdurların korunması açısından değerlendirdi. Bulgulara göre İran, temel göstergelerin büyük bölümünde en yüksek risk kategorisinde yer alırken, işkence ve diğer zalimane uygulamaların yapısal ve kurumsallaşmış biçimde devam ettiği ülkeler arasında gösterildi.
Raporda, İran'ın hâlâ Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı Sözleşmesi'ne taraf olmadığı, iç hukukunda ise işkencenin bağımsız bir suç olarak tanımlanmadığı belirtildi. Buna karşın kırbaç cezası, uzuv kesme ve diğer bedensel cezaların ceza mevzuatında yer almaya ve uygulanmaya devam ettiği vurgulandı. Uluslararası insan hakları hukukuna göre bu cezalar zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele ya da ceza kapsamında değerlendiriliyor.
Zorla alınan itiraflar güvenlik davalarının temel dayanağı
Raporda öne çıkan başlıklardan biri de İran yargısında zorla alınan itirafların sistematik biçimde kullanılmaya devam etmesi oldu. Raporu hazırlayanlara göre, yargı organlarının itirafı suçun ispatında temel delillerden biri olarak kabul etmesi, gözaltındaki kişilere fiziksel ve psikolojik baskı uygulanmasının önünü açıyor.
Raporda ayrıca, siyasi, güvenlik ve inanç temelli birçok davada bu itirafların yargılama başlamadan önce devlet medyasında yayımlandığı, bunun da masumiyet karinesi ile adil yargılanma hakkını ihlal ettiği ifade edildi. OMCT, bu uygulamayı İran'da işkencenin sürdürülmesindeki temel etkenlerden biri olarak değerlendirdi.
İdamlar ve çocuklar hakkında verilen infaz kararları
Küresel İşkence Endeksi 2026, İran'daki idam cezalarına da dikkat çekti. Rapora göre yalnızca 2025 yılında ülkede en az bin 639 idam kaydedildi.
Raporda, idam edilenler arasında suça sürüklendiği tarihte 18 yaşın altında olan kişilerin de bulunduğu belirtilerek bunun İran'ın çocuk haklarına ilişkin uluslararası yükümlülükleriyle bağdaşmadığı ifade edildi. Rapor, özellikle adil yargılanma standartlarını karşılamayan davaların ardından verilen idam kararlarının, ağır insan hakları ihlali riskini daha da artırdığı uyarısında bulundu.
İşkence failleri cezasız kalıyor
Raporda öne çıkan bir diğer tespit ise işkence faillerinin "neredeyse tam bir cezasızlıktan" yararlanması oldu.
OMCT'ye göre İran'da işkence iddialarını soruşturacak, gözaltında meydana gelen şüpheli ölümleri bağımsız biçimde inceleyecek ve sorumluların hesap vermesini sağlayacak etkili ve bağımsız bir mekanizma bulunmuyor.
Rapor ayrıca cezaevlerindeki aşırı doluluk, sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sorunlar, avukatlara erişimin kısıtlanması, uzun süreli hücre hapsi ve gözaltı merkezleri üzerindeki bağımsız denetim eksikliğinin işkence riskini artıran temel etkenler arasında yer aldığını belirtti.
Etnik gruplar, kadınlar ve hak savunucuları daha büyük risk altında
Raporda kadınların, çocukların, etnik toplulukların, dini azınlıkların, insan hakları savunucularının, gazetecilerin, avukatların, işçi ve meslek örgütü temsilcilerinin, sivil toplum aktivistlerinin ve hükümeti eleştiren diğer kesimlerin keyfi gözaltı, işkence ve kötü muameleye daha fazla maruz kaldığı ifade edildi.
Rapora göre işkence ve psikolojik baskı, özellikle protestolar, sivil toplum faaliyetleri ve ifade özgürlüğüyle bağlantılı dosyalarda muhalifleri susturmak ve toplum üzerinde korku iklimi oluşturmak amacıyla kullanılan araçlardan biri haline geldi.
‘Kurumsallaşmış işkence’ ne anlama geliyor?
OMCT, raporda İran'daki durumu tanımlarken "kurumsallaşmış" (institutionalized) ifadesini kullandı. Raporda bu kavramın yalnızca münferit işkence vakalarını değil, yasaların, güvenlik kurumlarının, yargının işleyişinin ve etkili denetim mekanizmalarının yokluğunun işkenceyi mümkün kılan bir yapı oluşturmasını ifade ettiği belirtildi.
Buna göre, işkenceyi önleyecek mekanizmaların bulunmaması ve faillerin cezalandırılmaması durumunda sorumluluk yalnızca uygulayıcı kamu görevlilerine değil, tüm devlet yapısına ait kabul ediliyor.
Uluslararası yükümlülüklerle çelişiyor
Raporda, İran'daki uygulamaların birçok temel uluslararası insan hakları belgesiyle çeliştiği ifade edildi. Bunlar arasında İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin işkenceyi ve zalimane, insanlık dışı ya da aşağılayıcı muameleyi yasaklayan 5. maddesi de yer alıyor.
Ayrıca İran'ın taraf olduğu Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 7. maddesinin işkenceyi mutlak biçimde yasakladığı, 10. maddesinin ise özgürlüğünden yoksun bırakılan herkesin insan onuruna uygun koşullarda tutulmasını güvence altına aldığı hatırlatıldı.
Raporda ayrıca Nelson Mandela Kuralları'nın, tutuklu ve hükümlülere yönelik asgari muamele standartlarını, sağlık hizmetlerine erişimi, işkence yasağını ve bağımsız denetim mekanizmalarını düzenlediği belirtildi.
İran henüz BM İşkenceye Karşı Sözleşmesi'ne taraf olmasa da, işkence yasağının günümüzde uluslararası hukukun emredici normlarından (jus cogens) biri olduğu ve tüm devletler açısından bağlayıcı nitelik taşıdığı vurgulandı.
‘Yalnızca yasa değişikliği yeterli değil’
Raporun sonuç bölümünde, işkencenin sona erdirilmesinin yalnızca yasal düzenlemelerle mümkün olmadığı ifade edildi. Bunun için güvenlik ve yargı kurumlarının hesap verebilir hale getirilmesi, yargı bağımsızlığının güvence altına alınması, gözaltı merkezlerinde bağımsız denetim mekanizmalarının oluşturulması, zorla alınan itirafların tamamen yasaklanması ve mağdurların etkili başvuru hakkının güvence altına alınması gerektiği belirtildi.
OMCT, işkence failleri cezasız kaldığı ve güvenlik ile yargı kurumları üzerinde bağımsız denetim mekanizmaları oluşturulmadığı sürece, İran'da işkence ve ağır insan hakları ihlallerinin devam etme riskinin süreceği uyarısında bulundu.