Herat'ta ‘başörtüsü’ gözaltıları: Taliban'a yönelik cinsel şiddet ve işkence iddiaları gündemde
Taliban'ın "uygunsuz tesettür" gerekçesiyle kadınlara dönük başlattığı gözaltılar, cinsel şiddet, işkence ve infazlarla yeni bir boyut kazandı. Avukat Hamide Furuten, uygulamaların temel insan hakları ile Afganistan Anayasası'na aykırı olduğunu belirtti.
BAHARİN LEHİB
Kunduz- Afganistan'ın Herat kentinde Taliban, kısa süre önce "uygunsuz tesettür" gerekçesiyle kadınlara yönelik yeni bir operasyon düzenledi. İnsan hakları kuruluşlarının yayınladığı bilgilere göre, iki gün içinde yaklaşık 40 kadın gözaltına alındı. Gözaltılar sırasında kadınlara yönelik cinsel şiddet iddiaları da gündeme geldi.
Tanıkların aktardığına göre, yalnızca birkaç saat Taliban'ın gözetiminde kalan iki genç kadın, serbest bırakıldıktan sonra gözaltında cinsel saldırıya uğradıklarını anlattı.
Heratlılar ayrıca gözaltından serbest bırakılan bir kadının intihar ettiğini belirtiyor. Dün ise vücutlarında işkence izleri bulunduğu belirtilen iki kadının cenazesinin ailelerine teslim edildiği bildirildi. Yerel kaynaklara göre Taliban, ailelerin gündüz cenaze töreni düzenlemesine izin vermedi ve defin işlemlerinin gece yapılmasını zorunlu tuttu.
Baskılar gizlenmeye çalışılıyor
Taliban, yaklaşık beş yıllık iktidarı boyunca kadınlara yönelik baskıları kamuoyundan gizlemeye çalıştı. Bunun temel nedenlerinden biri hem uluslararası tepkilerden hem de özellikle kadınların olası protestolarından duyulan endişe.
Geçmişte olduğu gibi bazı gözaltına alınan kişilerin yüksek miktarda para ödemeleri ve taahhütname imzalamalarının ardından serbest bırakıldığı belirtiliyor.
Protestoculara ateş açıldı
Kadınlara yönelik bu uygulamalara karşı Herat'ta halk sokaklara çıktı. Taliban, göstericilere doğrudan ateş açtı. Olaylarda iki kişi yaşamını yitirirken çok sayıda kişi yaralandı.
Birkaç gün önce ise protestolar sırasında yaralanan Murteza Kerimi'nin hayatını kaybettiği bildirildi. Murteza Kerimi'nin cenaze töreninin yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirdiği paylaşıldı.
Taliban yaklaşık beş yıllık yönetimi boyunca kadınlara ve ülkenin aydın kesimlerine yönelik çok sayıda ağır hak ihlali, baskı ve yıldırma politikaları uyguladı.
‘Kadınların beş temel hakkı güvence altına alınıyor’
Kadın hakları avukatı Hamide Furuten konuya ilişkin ajansımıza değerlendirmelerde bulundu. Taliban yönetimi öncesinde iki yılı aşkın süre farklı vilayetlerde kadına yönelik şiddet dosyaları üzerinde çalışan Hamide Furuten, halen Kunduz'da yaşıyor. Kendisi aynı zamanda Taliban karşıtı kadın protestolarına katılan isimlerden biri olarak biliniyor.
Hamide Furuten, "uygunsuz tesettür" gerekçesiyle kadınların gözaltına alınmasının hukuki açıdan nasıl değerlendirilmesi gerektiği sorusuna şu yanıtı verdi:
"Afganistan İslam Cumhuriyeti Anayasası'nda kadınların beş temel hakkı güvence altına alınmıştı. Bunlar; medeni ve bireysel haklar, siyasi haklar, eğitim hakkı, çalışma hakkı ile sosyal ve sağlık haklarıdır. Bu temel hakların her biri kendi içinde farklı güvenceler içeriyordu."
Hamide Furuten, medeni ve bireysel hakların yaşam hakkı, özgürlük, her türlü saldırıya karşı korunma, vatandaşlık hakkı ve evlenme hakkını kapsadığını belirtti.
Anayasada yer alan hükümlere göre kadınların özgürce yaşama ve kendi tercih ettikleri kıyafetleri giyme hakkına sahip olduğunu söyleyen Hamide Furuten, kadınların "başörtüsü kurallarına uymadıkları" gerekçesiyle gözaltına alınmasının Afganistan Anayasası'nın 22. maddesini ihlal ettiğini ifade etti.
Söz konusu maddede, "Afganistan vatandaşları arasında her türlü ayrımcılık ve ayrıcalık yasaktır. Kadın ve erkek tüm Afgan vatandaşları yasa önünde eşit hak ve yükümlülüklere sahiptir" hükmünün yer aldığını hatırlatan Hamide Furuten, şunları söyledi:
"Bu maddeye göre kadınların başörtüsü gerekçesiyle gözaltına alınması, dövülmesi ve kamuoyu önünde aşağılanması; hem anayasanın hem insan haklarının hem de vatandaşlık haklarının açık ihlalidir. Bu uygulamaların Afganistan yasalarıyla ve özellikle kadınların sahip olduğu temel haklarla hiçbir şekilde bağdaşması mümkün değildir."
‘Kadınlar kamusal yaşamdan dışlanıyor’
Hamide Furuten, Taliban'ın kadınlara yönelik gözaltılarının yalnızca bireysel özgürlükleri değil, kadınların toplumsal yaşama katılımını da ciddi biçimde sınırlandırdığını söyledi.
Hamide Furuten, bu uygulamaların kadınların hareket özgürlüğü ve güvenlik duygusu üzerindeki etkilerini şu sözlerle değerlendirdi:
"Taliban'ın kadınları gözaltına alması ve baskı uygulaması, Afganistan'da kadınların temel haklarını ve kamusal yaşama katılımını büyük ölçüde sınırlandırdı. Bu uygulamalar kadınların korku içinde yaşamasına neden oluyor. Pek çok kadın, gözaltına alınma endişesi nedeniyle dışarı çıkmaktan ve toplumsal faaliyetlere katılmaktan kaçınıyor. Bunun sonucu ise kadınların giderek daha fazla yoksunlaştırıldığı ve toplumdan izole edildiği derin bir krizdir."
Hamide Furuten’e göre bu gözaltılar yalnızca kadınların bireysel ve psikolojik güvenliğini zedelemekle kalmıyor; aynı zamanda ekonomik ve sosyal yaşam üzerinde de ağır sonuçlar doğuruyor. Hamide Furuten "Toplumun yarısının kamusal yaşamdan dışlanması, sosyal ve ekonomik durgunluğu beraberinde getiriyor. Kadınların çalışma ve üretim süreçlerinden uzaklaştırılması, ailelerin geçimlerini sağlamasını da ciddi biçimde zorlaştırıyor" dedi.
‘Uzun vadeli etkileri daha ağır olacak’
Taliban'ın kadınlara yönelik uygulamalarının yalnızca "başörtüsü" gerekçesiyle yapılan gözaltılarla sınırlı olmadığını belirten Hamide Furuten, bunun kadınların temel hakları ve toplumsal yaşamdaki varlığı üzerinde çok daha kapsamlı sonuçlar doğurduğunu ifade etti. Hamide Furuten, kısa vadeli sonuçları şöyle sıraladı:
"Bu gözaltılar kadınların kişisel özgürlüğünü, serbest dolaşım hakkını, toplumsal yaşama katılımını ve bireysel güvenlik hakkını doğrudan ortadan kaldırıyor. Taliban bu uygulamalarla kadınların temel insan haklarını ve vatandaşlık haklarını yok sayıyor."
Ancak Hamide Furuten’e göre asıl tehlike uzun vadede ortaya çıkacak.
Hamide Furuten,"Başörtüsü gerekçesiyle yapılan gözaltılar yalnızca güvenlik tedbiri olarak görülemez. Bunlar kadınların temel haklarını ve toplumdaki yerini giderek daraltan uzun bir kısıtlama zincirinin parçasıdır. Bence uzun vadeli sonuçlar çok daha endişe vericidir. Çünkü kadınların kamusal yaşamdan aşamalı olarak tamamen dışlanmasını kurumsallaştırabilir" şeklinde konuştu.
Hamide Furuten, bu sürecin uzun vadede şu sonuçları doğurabileceğini belirterek, şöyle konuştu:
“Kadınların eğitime katılımının azalması, ekonomik hayattan dışlanmaları, sosyal ve sivil yaşama katılımlarının giderek düşmesi, eğitimli kadınlar, öğrenciler ve ailelerinin ülkeden göç etmek zorunda kalması, uluslararası toplumun tepkilerinin artması, psikolojik baskının ve güvensizlik duygusunun derinleşmesi uzun vadeli sonuçlarıdır.”
‘Kadınların sesi susturulmak isteniyor’
Hamide Furuten, kadınların "başörtüsüne uymadıkları" iddiasıyla gözaltına alınmasının protesto hakkı ve ifade özgürlüğü üzerinde de doğrudan etkili olduğunu söyledi. Hamide Furuten, "Kadınlar ve aileleri, protesto gösterilerine katılmanın, eleştirel görüş açıklamanın hatta sosyal medyada fikir paylaşmanın bile gözaltına alınmalarına veya Taliban tarafından başka yaptırımlarla karşılaşmalarına yol açabileceğini düşünüyor" diye belirtti.
Bu durumun en önemli sonuçlarından birinin hak arama mekanizmalarının zayıflaması olduğunu dile getiren Hamide Furuten, şu değerlendirmede bulundu:
"Kadınlar ve aileleri, hak talep etmenin ağır bedeller doğuracağına inandığında, taleplerini barışçıl yollarla dile getirme olasılığı da azalıyor."
Hamide Furuten, başörtüsü gerekçesiyle yapılan gözaltıların yalnızca kıyafet meselesi olmadığını vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu uygulamalar ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri hakkı ve kamu işlerine katılım hakkı gibi temel özgürlükleri de etkiliyor. Uzun vadede kadınların kamusal ve sivil alandaki varlığını ve sesini giderek daha görünmez hale getiriyor."
Hukuki güvenceler zayıflıyor
Hamide Furuten, Taliban yönetimi altında kadınların karşı karşıya kaldığı hukuki ve güvenlik risklerini değerlendirdi. Kadınların gözaltına alınma ve cezalandırılma tehdidi altında çok yönlü baskılarla karşı karşıya olduğunu belirten Hamide Furuten, bu durumun kadınların hem güvenliğini hem de temel haklarını ciddi biçimde zedelediğini söyledi.
‘Kadınlar sürekli gözaltı korkusuyla yaşıyor’
Hamide Furuten’e göre kadınların karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri güvenlik kaygısı. Hamide Furuten "Kadınlar gözaltına alınma, ifadeye çağrılma ve aile bireylerine baskı uygulanması ihtimali nedeniyle sürekli bir güvensizlik hissi yaşıyor” diyerek şöyle devam etti: “Bu nedenle birçok kadın, hem kendisini hem de ailesini koruyabilmek için protesto faaliyetlerinden ve kamusal etkinliklerden uzak durmayı tercih ediyor."
Bu durumun yalnızca bireysel güvenlik sorunu olmadığını ifade eden Hamide Furuten, kadınların temel haklarını kullanmasını da fiilen engellediğini söyledi.
‘Temel haklar sistematik biçimde sınırlandırılıyor’
Kadınların karşılaştığı ikinci önemli sorunun hukuki güvencelerin giderek ortadan kalkması olduğunu belirten Hamide Furuten, şöyle konuştu:
"Kadınlar ifade özgürlüğü, barışçıl gösteri düzenleme hakkı ve kamu işlerine katılma hakkı gibi temel özgürlüklerini kullanmakta ciddi engellerle karşılaşıyor. Taliban'ın uygulamaları nedeniyle birçok kadın protestolara katılmaktan ya da taleplerini kamuoyu önünde dile getirmekten vazgeçiyor."
‘Avukata erişim de ciddi bir sorun’
Kadınların karşı karşıya olduğu bir diğer önemli sorun ise hukuki destek mekanizmalarına erişimin giderek zorlaşması. Hamide Furuten, her hukuk sisteminde avukata erişim, adil yargılanma hakkı ve kişinin kendisini savunabilmesinin temel ilkeler arasında yer aldığını hatırlatarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu güvenceler ortadan kalktığında insanlar hak ihlallerine karşı çok daha savunmasız hale gelir. Kadınların hukuki destek alma imkanlarının sınırlandırılması da onları keyfi uygulamalara karşı korumasız bırakıyor."
Sivil toplum ve uluslararası topluma çağrı
Hamide Furuten, son olarak kadınlara yönelik gözaltılar karşısında sivil toplum kuruluşları ile uluslararası kurumların sorumluluklarına dikkat çekti.
Hamide Furuten, insan hakları ve kadın haklarının öncelikli gündem haline getirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Sivil toplum kuruluşları, kadın hakları ve insan hakları ihlallerini belgelemeye ve izlemeye öncelik vermelidir. Aynı zamanda kadın haklarının korunması konusunda diplomatik girişimlerin güçlendirilmesi ve bu alanda çalışan uluslararası kuruluşlarla sivil toplum örgütlerine daha fazla destek sağlanması gerekiyor."
Kadınlara yönelik baskılar sürüyor
Herat'ta "uygunsuz tesettür" gerekçesiyle başlatılan gözaltılar, Taliban'ın kadınlara yönelik politikalarının uluslararası kamuoyunda yeniden tartışılmasına neden oldu. Gözaltılar sırasında yaşandığı öne sürülen cinsel şiddet, işkence ve ölüm iddiaları ise bağımsız biçimde doğrulanmayı beklerken, kadın hakları savunucuları uygulamaların kadınların temel hak ve özgürlüklerini daha da daralttığı uyarısında bulunuyor.
Bu gelişmeler, Taliban yönetimi altında kadınların yalnızca kıyafet tercihleri nedeniyle değil, kamusal yaşama katılımları, ifade özgürlükleri ve temel insan hakları açısından da giderek ağırlaşan kısıtlamalarla karşı karşıya kaldığı yönündeki tartışmaları yeniden gündeme taşıyor.