Af Örgütü'nden Tunus'a çağrı: Saadia Mosbah serbest bırakılmalı
Uluslararası Af Örgütü, Tunuslu insan hakları savunucusu Saadia Mosbah'a verilen 8 yıllık hapis cezasının onanmasını kınadı.
Haber Merkezi - Tunus Temyiz Mahkemesi'nin 23 Haziran'da verdiği kararla, ülkedeki ırkçılık karşıtı mücadelenin önde gelen isimlerinden ve Mnemty Derneği Başkanı Saadia Mosbah hakkında daha önce verilen mahkumiyet kararının onanması, insan hakları çevrelerinde tepkiye yol açtı.
Uluslararası Af Örgütü'nün Tunus şubesi, yayımladığı açıklamada, Saadia Mosbah'a verilen sekiz yıl hapis cezası ve mali yaptırımların adalet ve adil yargılanma hakkına ağır bir darbe olduğunu belirtti. Örgüt, kararın özellikle ırkçılıkla mücadele eden aktivistler ile göçmenlerin ve siyahilerin haklarını savunan insan hakları savunucularına yönelik açık bir gözdağı niteliği taşıdığını ifade etti.
‘Sivil toplumun daraltılmasının bir parçası’
Af Örgütü, davanın Tunus'ta sivil toplum alanının giderek daraltıldığı daha geniş bir sürecin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Açıklamada, yeterli dayanağa sahip olmadığı öne sürülen mali suçlamaların, dernekler ve sivil toplum aktörleri üzerinde baskı kurmak amacıyla kullanıldığı ve meşru insan hakları faaliyetlerinin kriminalize edildiği savunuldu.
Örgüt ayrıca, Saadia Mosbah ve dernek çalışanlarına yönelik cezaların, insan hakları alanındaki çalışmaların ve toplumsal dayanışma faaliyetlerinin hedef alınması anlamına geldiğini belirtti.
Yargılama sürecine eleştiri
Uluslararası Af Örgütü, davada verilen kararın açık yargılama ilkesini ihlal ettiğini kaydetti. Örgüte göre, hem kendi temsilcileri hem de diğer sivil toplum kuruluşlarının gözlemcileri 19 ve 23 Haziran'da gerçekleştirilen duruşmalara katılmalarına izin verilmedi. Bu durumun, yargı sürecinin şeffaflığı ve adil yargılanma standartlarına uygunluğu konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğu ifade edildi.
Tunus makamlarına çağrı
Uluslararası Af Örgütü açıklamasının sonunda Tunus yetkililerine bir dizi çağrıda bulundu. Örgüt, Saadia Mosbah'ın derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmasını, kendisi ve Mnemty Derneği çalışanları hakkında verilen hükümlerin iptal edilmesini ve adil yargılanma haklarının güvence altına alınmasını talep etti.
Ayrıca cezaevlerinde yaşandığı bildirilen ırkçı ayrımcılık ve kötü muamele iddialarının bağımsız şekilde soruşturulması istenirken, yargı mekanizmasının insan hakları faaliyetlerini baskı altına almak ve sivil toplumu sınırlandırmak amacıyla kullanılmasına son verilmesi çağrısı yapıldı.
İnsan hakları örgütleri, davanın Tunus'ta temel hak ve özgürlüklerin korunması ile sivil toplumun geleceği açısından önemli bir sınav niteliği taşıdığını değerlendiriyor.