Pêşmerge’nin entegrasyonu tartışılırken kadın savaşçıların rolü yeniden gündemde

Pêşmerge güçlerinin Irak ordusuyla entegrasyonu görüşmeleri sürerken, eski Pêşmerge yetkilisi Nahîde Ehmed Reşîd kadınların askeri yapılardaki tarihsel rolüne dikkat çekerek kadın taburlarının “örgütlü ve kalıcı bir güç” olduğunu vurguladı.

HÊLÎN EHMED

Silêmanî- Federal Kürdistan Bölgesi ile Bağdat arasında Pêşmerge güçlerinin Irak savunma kurumlarıyla entegre edilmesi konusu yeniden siyasi ve güvenlik gündeminin merkezine yerleşti. Konu, iki taraf arasındaki siyasi ve güvenlik görüşmelerinin ana başlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Siyasi analistler, sürecin başarılı olması halinde güvenlik iş birliğini güçlendireceğini ve tehditlere karşı koordinasyonu artıracağını belirtiyor. Ancak bazı gözlemciler, meselenin Irak’ın siyasi dengeleri ve anayasal yapısıyla doğrudan bağlantılı olduğuna dikkat çekiyor. Görüşmeler devam ederken, Pêşmerge güçleri ile Irak’ın diğer silahlı yapılarının geleceğine dair her kararın anayasal çerçeve ve siyasi uzlaşı temelinde alınması gerektiği ifade ediliyor.

‘Kadın gücü örgütlü bir güçtür’

Pêşmerge’ye bağlı eski bir insan hakları kurumu üyesi olan Nahîde Ehmed Reşîd, ajansımıza yaptığı açıklamada kadınların Pêşmerge içindeki rolünü değerlendirdi. Nahîde Ehmed Reşîd, 1990’lardan sonra Kürtlerin bölgede elde ettiği statüyle birlikte kadınların hem askeri hem medya alanında aktif rol aldığını ve YNK (Kürdistan Yurtseverler Birliği) içinde önemli bir konum geliştirdiğini söyledi. “Tarih, eşleriyle birlikte dağlarda bulunan çok sayıda kadın Pêşmerge’nin varlığına tanıklık etti” diyen Nahîde Ehmed Reşîd, 1991’de Kürdistan Bölgesi’nin özgürleşmesinden sonra kadınların bağımsız şekilde örgütlendiğini ve kadın komitelerinin kurulduğunu ifade etti.

‘Kadınlar silahı bir kalem gibi taşımayı amaçladı’

Nahîde Ehmed Reşîd, 1992 yılında 7 kadının parlamentoya girdiğini hatırlatarak şu bilgileri verdi: “İlk kadın bakan Kafiya Süleyman’dı. Birkaç kadın bakanımız oldu. Bu gelişmeler kadınların tüm alanlarda ilerlemesini sağladı.”

Güvenlik koşulları nedeniyle kadınların silah taşımak zorunda kaldığını belirten Nahîde Ehmed Reşîd, Silêmanî’de 18 kadınla bir güç oluşturduklarını söyledi ve “Başlangıçta 18 kadındık. Silêmani’de güvenlik güçleriyle birlikte eğitim aldık. Zamanla çok sayıda kadın bize katıldı. Medya aracılığıyla bölgedeki kadınların sesi olduk. Amacımız kazanımlarımızı korumaktı” dedi. Nahîde Ehmed Reşîd, kadın Pêşmerge birliklerinin daha sonra birçok bölgede oluşturulduğunu ve çatışmalarda aktif rol oynadığını da belirtti. Şarbaĵêr, Erbil, Ranya ve diğer bölgelerde operasyonlara katıldıklarını söyledi.

‘Kadın taburunu bir okula dönüştürdük’

Nahîde Ehmed Reşîd, Irak yasalarına göre kadın Pêşmerge güçlerinin silah taşımasının dahi tartışmalı olduğunu belirterek “Kadın taburunu bir okula dönüştürdük. 80 ila 90’dan fazla subay yetiştirdik” şeklinde konuştu. Taburdan çıkan Şehit Rengîn isimli bir kadın Pêşmerge’nin önemli bir rol oynadığını belirten Nahîde Ehmed Reşîd, IŞİD dönemine de değinerek şu ifadeleri kullandı:

“DAİŞ’liler, kadınların eline düşmemek için öldürülmeyi tercih ettiklerini söylüyordu. Hem Güney’de hem Rojava’da kadınlara yönelik birçok engel vardı, ancak Rojava’daki kadınların direnişi bu algıyı kırdı.”

‘IKBY hükümeti kadın gücüne daha fazla önem vermeli’

Açıklamalarının sonunda Nahîde Ehmed Reşîd, Irak’ın federal bir devlet yapısına sahip olduğunu ve Kürdistan Bölgesi’nin de bu çerçevede hareket ettiğini vurguladı.

“IKBY hükümeti kadın gücüne daha fazla önem vermekle yükümlüdür. Kadın ve erkek güçleri arasında eşitlik istiyoruz. Kadın taburu, birçok siyasi ve askeri kadro yetiştiren büyük bir okul haline geldi. Bu güç örgütlü bir güçtür ve kimse onun yok olacağını söyleyemez” diye ifade etti.