Dana Haboub: Gazze’de daralan yaşam alanı insani krizi derinleştiriyor

Gazze’de yaşam alanlarının daralmasıyla birlikte aşırı kalabalığın arttığını ve altyapı ile temel hizmetlerin nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamadığını belirten Dana Haboub, bu tablonun karmaşık bir insani krize neden olduğunu söyledi.

RAFIF ESLEEM

Gazze- Savaşın başlamasından bu yana Gazze Şeridi, sakinlerinin yaşamını ve yaşam koşullarını doğrudan etkileyen derin insani dönüşümlere sahne oldu. Kriz artık yalnızca insan kayıpları ve kentsel yıkımla sınırlı kalmayıp su, elektrik ve sağlık hizmetlerinden konut ve kamu hizmetlerine kadar yaşamın temel alanlarını kapsayacak şekilde genişledi.

İsrail’in Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’i üzerindeki kontrolünü sıkılaştırması, bölgenin kalan yüzde 30’unda özellikle sanitasyon ve konut hizmetlerine erişimi ciddi biçimde kısıtlıyor. Bu durum, iki milyondan fazla insanın 365 kilometrekarelik alanın yaklaşık 109 kilometrekaresine sıkıştırılmasıyla birlikte ciddi sağlık, çevre, ekonomik ve sosyal sorunlara yol açacak bir tablo ortaya koyuyor.

Yaşam koşulları ağırlaşıyor

Siyasi analist Dana Haboub, İsrail’in Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol etmesinin yalnızca toprak hakimiyetiyle sınırlı bir durum olmadığını, bunun nüfus ve kaynaklar arasındaki ilişkide köklü bir değişime işaret ettiğini belirtti. Saldırıdan önce 365 kilometrekarelik alana yayılan Gazze nüfusunun daha dengeli bir yerleşime sahip olduğunu hatırlatan Dana Haboub, bugün nüfusun Gazze’nin üçte birinden daha küçük bir alanda yoğunlaştığını ve bunun yaşam koşullarını ciddi biçimde ağırlaştırdığını ifade etti.

Yerleşim alanları temel hizmetlerden yoksun

Sorunun yalnızca sınırlı bir alana sıkışmayla ilgili olmadığını, nüfusun zorla yerleştirileceği kalan üçte birlik bölgenin temel hizmetlerden büyük ölçüde yoksun olduğunu kaydeden Dana Haboub’a göre bu alanın altyapısı, saldırıdan önce bile ihtiyaçları karşılamakta yetersizdi. Dana Haboub ayrıca, yol ağının yüzde 74’ünün tahrip edildiğini veya hasar gördüğünü, su ve sanitasyon tesislerinin yüzde 88’inin hizmet dışı kaldığını, altyapının yüzde 76’sının enkaz altında olduğunu ve enerji sisteminin yaklaşık yüzde 90’ının saldırılar sonucunda kullanılamaz hale geldiğini söyledi.

‘İnsanlar yeterli destek alamıyor’

Dana Haboub, kalan hizmetlerin yapısal ve operasyonel olarak bu büyük nüfusu barındırabilecek kapasitede olup olmadığı konusunda endişelerin olduğunu dile getirdi. Dana Haboub, “İnsani yardım kuruluşları şu anda Gazze Şeridi'ndeki bin 600 yerinden edilmiş kişinin bulunduğu yerlerin yalnızca 550'sinde faaliyet gösterebiliyor; bu da bu yerlerin üçte birinin yeterli veya sürdürülebilir destek alamadığı anlamına geliyor. Bu durum, sıcaklıkların artması ve su ihtiyacının aciliyetinin arttığı bir dönemde, Mayıs ayının başından bu yana su üretiminde yüzde 50'lik bir düşüşle daha da kötüleşiyor” dedi.

‘Bulaşıcı hastalıklarda belirgin artış var’

Çok sayıda insanın kapalı alanlarda aşırı kalabalıklaşmasının Gazze Şeridi’nde bulaşıcı hastalıkların seyrini değiştirdiğine dikkat çeken Dana Haboub, 26 Nisan–30 Mayıs tarihleri arasında Dünya Sağlık Örgütü’nün “Erken Uyarı Sistemi” verilerinin bulaşıcı hastalıklarda belirgin bir artışa işaret ettiğini aktardı. Dana Haboub, vakaların yüzde 30’unu deri hastalıkları, yüzde 20’sini ise akut sulu ishalin oluşturduğunu dile getirdi. Hastalıkların aşırı kalabalıklaşma, sanitasyon ağlarının çökmesi ve su kalitesindeki bozulmanın sonucu olduğunu dile getiren Dana Haboub, sağlık göstergelerinin, yaşam koşullarındaki kötüleşmeyi ve temel hizmetlerdeki yetersizliği açık biçimde ortaya koyduğunu ekledi.

Dana Haboub ayrıca, ekonomik göstergelerin de göz ardı edilemeyeceğini belirterek, mal ve hizmet fiyatlarının 7 Ekim öncesine kıyasla yüzde 235, Ekim 2015’teki ateşkes sonrası döneme kıyasla ise yüzde 88 arttığını aktardı. Dana Haboub’a göre bu durum, artık sorunun mal bulunabilirliği değil, nüfusun bu ürünlere erişim kapasitesi olduğunu gösteriyor.

‘Günlük hizmetler asgari düzeyde bile sürdürülemiyor’

Kahire görüşmelerine ilişkin olarak Dana Haboub, sorunun görüşme sürecinin kendisinden ziyade, görüşmelerin her gün değişen bir saha ortamında yürütülmesinde yattığına dikkat çekti. Görüşme döneminde askeri saldırıların sürdüğünü ve İsrail güçlerinin “Sarı Hat” olarak bilinen bölgedeki kontrolünü genişletmesi sırasında ölü sayısının 950’yi aştığına dikkat çeken Dana Haboub, bu durumun, müzakerecilerin “her gün yeniden şekillenen bir gerçeklikle” karşı karşıya kalmasına yol açtığını ifade etti.

Dana Haboub, “Gazze Şeridi’nin bugün karşı karşıya olduğu en ciddi zorluk kontrol edilen toprak oranı değil, üç temel gösterge arasındaki hızla açılan uçurumdur: Küçülen bir alanda artan nüfus, hızla azalan altyapı kapasitesi ve kurumları hizmetlerini kısmaya zorlayan insani yardım fonlarındaki düşüş. Bu üç eğilimin kesişmesiyle birlikte geçici bir krizden değil, günlük hizmetlerin asgari düzeyde bile sürdürülemediği bir aşamaya geçişten söz ediyorum” diye belirtti.