Kayıp yakınları 3 kentte bir araya geldi: Cezasızlık politikalarına son verilmeli

3 kentte açıklama yapan İHD ve kayıp yakınları, Salih Çalık, Sinan Fidan, Mehmet Sıddık Öncü ve Mehmet Salih Cebeci için adalet istedi.

Haber Merkezi - Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD), “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla eylemlerini 3 kentte sürdürdü.

Kayıp yakınları, Amed'te Salih Çalık ile Sinan Fidan, Êlih'te ise Mehmet Sıddık Öncü, Riha'da Mehmet Salih Cebeci için bir araya gelerek adalet istedi.

Amed’de eylemlerinin 906’ncı haftasında Rezan (Bağlar) ilçesindeki Koşuyolu Parkı’ndaki Yaşam Hakkı Anıtı önünde buluşan kayıp yakınları, kayıpların fotoğraflarını taşıyarak, akıbetlerinin açıklanmasını istedi.

Elçi Salih Çalık ve Sinan Fidan

İHD Amed Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Berfin Elçi Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın hikayesini şöyle paylaştı: “Amed’in Karaz (Kocaköy) ilçesinin Şahlat köyünde ikamet eden Salih Çalık, 1993 Yılında köylerinin askerler tarafından yakılması sonucu ailesiyle birlikte Amed merkezine göç eder. Ancak Salih Çalık, köyde ekilen arazileri olduğu için sürekli gidip geliyordu. Olay günü Salih Çalık köyde bulunuyordu. O esnada köyün olduğu alanda askeri operasyon başlatılmıştı. Operasyon sırasında askerler köyün merkezine gelerek uzun namlulu silahlarla köyü taramaya başlar. Tarama esnasında iki köylü yaşamını yitirir. Olayda Sinan Fidan’da ayağından yaralanmıştı. Yaralı olduğu için köyden çıkamayınca Süleyman Muntaş’ın evine sığınmıştı. Ancak askerler kaldığı evi tespit ederek, eve baskın düzenler. Yapılan baskın sonucunda ev sahibi Süleyman Muntaş, yaralı Sinan Fidan ve Fidan’ı tedavi etmek için evde bulunan Salih Çalık, askerler tarafından gözaltına alınır. Ev sahibi Süleyman Muntaş, 25 gün sonra askerler tarafından serbest bırakılır.

Serbest bırakılan Süleyman Muntaş, yalnızca iki gün Salih ve Sinan ile birlikte gözaltında tutulduklarını, sonrasında ikisini onun yanından götürüldüklerini ve o günden sonra bir daha kendilerinden haber almadığını anlatır.

Salih Çalık ve Sinan Fidan’ın akıbeti konusunda bir bilgiye ulaşamayan aileler; Diyarbakır DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulunur. Salih Çalık’ın annesi, savcıya ‘iki kişinin Süleyman Muntaş’ın evinden askerler tarafından gözaltına alındığını, Muntaş’ın da buna şahit olduğunu’ anlatır. Ancak Savcı dilekçeyi aileye iade ederek, ‘Bu şahısları biz almadık, gidin örgütten sorun’ diyerek ailelerin talebini geri çevirir. Aileler, çocuklarının akıbetini ortaya çıkarmak için verdiği tüm çabalardan bir sonuç elde edemezler. O tarihten itibaren Salih Çalık ve Sinan Fidan’dan bir daha haber alınamaz.”

Açıklama oturma eylemi ile son buldu.

Êlih                 

Êlih'te ise eylem, 742'nci haftasında Gülistan Caddesi'nde bulunan İnsan Hakları Anıtı önünde devam etti. Bu haftaki eylemde, 21 Haziran 1993'te Amed'in Xana Axpar (Çınar) ilçesine bağlı Qerhêta Mahallesi’nde gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Mehmet Sıddık Öncü'nün akıbeti soruldu.

Mehmet Sıddık Öncü'nün katledilme hikayesini okuyan İHD yöneticisi Zana Yücel Bozkurt şunları belirtti: "Ailenin beyan ve anlatımlarına göre; Olay günü Mehmet Sıddık Öncü Qerhêta köyüne baskın yapan askerler tarafından gözaltına alınır, daha köydeyken herkesin gözü önünde teşhir amaçlı uzun süre işkence yapılır. Askerler, eşine ‘kocanı bir daha göremezsin’ diyerek yanlarına alırlar.

‘Türkiye tazminata mahkûm edilir’

Mehmet Sıddık Öncü gözaltına alındıktan bir gün sonra Diyarbakır’a sevk edilmeden önce, Çınar Sağlık Ocağı’ndan verilen rapora göre ‘sağ tarafında kaburgalarının yanında 3x5 cm ekimos tespit edildi’ denilir. Gözaltına alındıktan sonra kendisinden hiçbir haber alamayan Öncü ailesi; 4 Temmuz günü kendilerine yapılan bir telefonda Mehmet Sıddık Öncü’nün cesedinin Tıp Fakültesi Morgu’nda olduğu söylenir. Bunun üzerinde DGM (Devlet Güvenlik Mahkemeleri) Başsavcılığı’na başvuruda bulunan ailesi ancak 8 Temmuz 1993’te cenazeyi alabilir. Kendilerine verilen otopsi raporunda, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu öldüğü yazılıdır. Defin raporunda da aynı ibareler kullanılmıştır. Ailesinin maktul üzerinde kalçasının iki yanında morarmalar ve yarıklar, sağ kaburgaları, bütün tırnakları, yanaktan ve çene altında morarmalar ile boyun ve bileklerinde ip izleri olduğunu tespit etmişlerdir.

Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu bir soruya verdiği cevapta böbrek yetmezliğinden dolayı 4 Temmuz’da rahatsızlandığı ve 5 Temmuz’da yaşamını yitirdiğini belirtir. Mehmet Sıddık Öncü’nün 1993 yılında gözaltında yaşamını yitirmesi üzerine Öncü ailesinin açtığı davada, mahkeme, Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkûm eder."

Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.

Riha

İHD Riha Şubesi ile kayıp yakınlarının düzenlediği eylem, 77’inci haftasında sürdü. Xelîliye ilçesinde bulunan Novada Park AVM önünde gerçekleştirilen eylemde, kayıpların fotoğrafları taşınırken "Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın" pankartı açıldı. 1992 yılında Riha kent merkezinde bulunan Cebeci İş Merkezi önünde katledilen ve hala failleri açıklanmayan Mehmet Salih Cebeci’in akıbeti soruldu. Mehmet Salih Cebeci’nin hikayesini İHD Riha üyesi Müslüm Kına okudu.

Cezasızlık politikasına dikkat çekildi

Müslüm Kına, Mehmet Salih Tatlı’ nın hikayesine değinerek, “Aradan geçen onlarca yıla rağmen M. Salih Tatlı dosyasında hakikat ortaya çıkarılmadı, failler ve sorumlular yargı önüne çıkarılmadı. Bu durum yalnızca bir ailenin değil, toplumun adalet duygusunun da yaralanmasına neden olmaktadır.  Bizler, insan hakları savunucuları olarak tüm kayıpların akıbetinin tüm yönleriyle açığa çıkarılmasını, zorla kaybedilmesinden sorumlu olanların etkin biçimde soruşturulup yargılanmasını ve cezasızlık politikalarına son verilmesini talep ediyoruz” diye konuştu.

Açıklamanın ardından bir dakikalık saygı duruşu gerçekleştirildi.