‘Kadınların kazanımlarının gasp edilmesine izin vermeyeceğiz’
YPJ savaşçısı Bêrîtan Zinar, kadınların mücadelesiyle elde edilen kazanımların korunması gerektiğini belirterek, YPJ’nin resmi olarak tanınmasının yalnızca savaşçıların değil, tüm kadınların talebi olduğunu söyledi.
RONÎDA HACÎ
Hesekê- Aslen Arap olan ve Tebqa kentinde doğan Bêrîtan Zinar, 2021 yılında YPJ saflarına katıldı. Bêrîtan’ın yaşamındaki dönüm noktası ise 2017 yılında Tebqa’nın QSD ve YPJ güçleri tarafından IŞİD çetelerinden kurtarılması oldu.
Yaşamı yeniden inşa eden, toplumsal bilinç oluşturan ve halklar arasında güven yaratan kadın gücü, Bêrîtan’ın dikkatini giderek daha fazla çekmeye başladı. YPJ’nin yaşamın her alanındaki varlığının, toplumun düşünce dünyasında büyük değişimler yarattığını gördü.
Onun gözünde YPJ artık yalnızca bir askeri güç değil, tüm kadınların ortak varlığıydı. Sadece Kürt ve Arap kadınlarının değil, dünyanın farklı halklarından, inançlarından ve kimliklerinden kadınların da kendilerini buldukları bir yol ve adres haline gelmişti. Bu nedenle YPJ, birçok kadın için bir rehber ve umut kaynağına dönüştü.
Cinsiyetçi kalıpları kırdı
Bêrîtan’ın zihnindeki sorular ve yaşadığı çelişkiler, onu her geçen gün YPJ’ye daha da yakınlaştırdı. Sonunda kendi yolunu bulduğunu hissederek 2021 yılında YPJ saflarına katıldı. Katıldığı süreçte kentindeki cinsiyetçi kalıpları ve kadınlar üzerindeki toplumsal baskıları aşan kadınlardan biri haline geldi. YPJ bünyesinde hem ideolojik hem de askeri eğitimler aldı.
Ataerkil sistemin gerçekliğini daha yakından tanıdıkça, kadınlara yönelik eşitsizlik ve adaletsizliklere karşı öfkesi de büyüdü. Çünkü onun temel amacı yalnızca kendi yaşamını değil, tüm kadınların kaderini değiştirmekti. Bu değişimi önce kendi kentinden başlatmaya karar verdi.
Ağır yaralanmasına rağmen savaşı bırakmadı

Bêrîtan, katıldığı süreç boyunca hem kendisinde hem de yaşamında önemli değişimler yaşadı ve giderek kendi varlığının farkına vardı.
13 Ocak 2026 tarihinde HTŞ çetelerinin başlattığı saldırılarda da aktif olarak yer aldı. HTŞ’nin kadınların varlığına düşman bir yapı olduğunu çok iyi bildiğini söyleyen Bêrîtan, bu nedenle hiçbir koşulda savaş mevzilerini terk etmediğini ifade etti. Ancak Sirîn bölgesindeki çatışmalarda, HTŞ’ye bağlı keşif uçaklarının saldırıları sonucu bacağından ağır şekilde yaralandı. Buna rağmen bulunduğu mevziyi terk etmemek için büyük çaba gösterdi. Fakat yarasının ağır olması nedeniyle arkadaşları tarafından hastaneye kaldırıldı.
Bêrîtan Zinar, büyük bir özgüven ve kararlılıkla YPJ’ye katılım sürecini, yaralanmasını ve geçici yönetimin YPJ birliklerini tanımasına ilişkin düşüncelerini anlattı.
YPJ’nin varlığı toplumsal bir dönüşüm yarattı
Bêrîtan, QSD, YPG ve YPJ savaşçılarının Tebqa’yı özgürleştirmesinin ardından birçok geleneksel anlayışın değişmeye başladığını belirterek şunları söyledi:
“Kadınların askeri alandaki varlığı yalnızca askeri bir mücadele anlamına gelmiyordu. Aynı zamanda toplumun bilinçlenmesi ve bütün kadınlar için yeni kapıların açılması anlamına geliyordu. Tebqa’nın özgürleştirilmesinin sadece DAİŞ’ten kurtuluş olmadığını söyleyebiliriz. Bu aynı zamanda Arap toplumunda kadınların eğitimi ve gelişimi için atılmış önemli bir adımdı.”
Özgüvenden YPJ saflarına uzanan yol
Bêrîtan, YPJ savaşçılarının kendisi üzerinde bıraktığı etkinin, bu yolu seçmesindeki en önemli neden olduğunu belirtti. Ona göre YPJ, kadınların kendi kimliklerini tanıyabildiği, kendilerini keşfedebildiği ve kişisel sorularına yanıt bulabildiği bir yaşam alanı sunuyor. Bêrîtan şunları söyledi:
“YPJ’ye yönelik saldırılar ve karalama girişimleri her ne kadar sürse de, bu saldırılar kadınların iradesini kıramadı. Bugün YPJ, tüm kadınlar için bir örnek ve bir kimlik haline gelmiştir.”
‘Önder Öcalan’ın felsefesi toplumsal değerlere dönüş çağrısıdır’
Bêrîtan, Tebqa, Rakka ve Dêrezor gibi bölgelerin özgürleştirilmesinin ardından birçok kadının Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın düşünce ve felsefesiyle tanıştığını, ardından toplumsal hareketlere ve devrim sürecine katıldığını belirtti.
Abdullah Öcalan’ın felsefesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bêrîtan şöyle konuştu:
“Önder Öcalan’ın felsefesi, toplumun gerçekliğinden ve ahlaki değerlerinden doğmuştur. Dünyanın karmaşa ve savaşlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde bu felsefe, toplumun kendi temel değerlerine ve köklerine yeniden dönmesi için bir yol olarak görülmektedir.”
‘Mevzimi bırakmak istemedim’
Bêrîtan, direniş çizgisini sürdürmenin önemine değinerek şunları söyledi:
“2025 yılında Tişrîn Barajı’na yönelik saldırılar gerçekleştiğinde, toplum kadınların öncülüğünde ve devrimci halk ruhuyla adeta canlı bir direniş mevzisine dönüştü. Ben de bu direnişin bir parçası olmayı çok istiyordum. Ancak farklı görev ve sorumluluklarım nedeniyle doğrudan katılamadım.
Yürütülen operasyonların bir bölümünde yer aldık, fakat HTŞ ve ona bağlı grupların bölgelerimize saldırdığı son savaşta doğrudan çatışmalara katıldım. Her zaman, savaşa katıldığımda silahımla birlikte düşmana karşı nasıl durabileceğimizi ve halkımızı nasıl savunabileceğimizi düşünürdüm. Bizim için savaş mevzilerini terk etmek söz konusu değildir. Bu nedenle Sirîn’de yaralandığımda da mevzimi bırakmak istemedim. Ancak yaralarım ağır olduğu için arkadaşlarım beni alarak hastaneye götürdü. Direniş konusunda Şehîd Ziyad ve Şehîd Denîz’i kendimize örnek alıyorduk.”
YPJ’nin resmi olarak tanınması çağrısı
Bêrîtan Zinar, YPJ’nin resmi olarak tanınmasının yalnızca kadın savaşçıların değil, tüm kadınların talebi olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Biz kadın gücü olarak, tarihimizin bir kez daha çalınmasını ve kadınların emeğiyle elde edilen tüm kazanımların iktidarların kontrolüne bırakılmasını kabul etmiyoruz. YPJ büyük ve tanınan bir direniş mirasına sahiptir. Özgürleştirilen her bölgede kadın savaşçıların direnişi ve fedakarlıklarıyla yazılmış bir tarih vardır. Kobanê’de Arîn Mîrkan, Efrîn’de Barîn ve Avesta, Şêx Meqsûd’da Denîz ve adlarını sayamayacağımız binlerce kadın kahraman, tarihe kendi izlerini bıraktı. Onlar kadınların gücünün ve iradesinin yaşayan tanıkları oldular.”