Göç yollarında büyüyen çocuğun kaleminden
Efrîn’den başlayıp 6 kez göç yaşayan 14 yaşındaki Rûheyv Qasim, savaşın ve göçün acılarını günlüğüne yazdı. Oyuncağını, defterini ve kalemini her göçte yanına alarak koruyan Rûheyv, yıllarca özlemini taşıdığı Efrîn’e sonunda kavuştu.
BÊRÎVAN ÎNATÇÎ
Dêrik- Bazı kalemler hayalleri kâğıtlara döker; görülmemiş şehirleri, yaşanmamış yolculukları, gelecek rüyalarındaki sevinçleri ve umutları yazar. Ama bazı kalemler de yaşanmış çıplak gerçeği gizli defterlere bırakır. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, unutulmayan acıları, yarım kalmış sevinçleri, geride bırakılan evleri, bitmeyen yolculukları ve göçle geçen çocukluğu anlatır. Rûheyv’in günlüğü de ikinci türdendir.
Yazısının satırlarında çocukluk hayallerinin ötesinde göç yolları vardır. Günlüğünün sayfalarında çocukluğundan bazı anılar, bir göçten kurtardığı oyuncağı, başka bir göçten kurtardığı defter ve kalemi ile şehir şehir gezdirdiği ve yılların özlemini sakladığı satırlar yer alır.
Rûheyv Qasim’in hikâyesi de böyle başlıyor

Rûheyv, Rojava Kurdistan’ın Efrîn kentinden. Şu anda 14 yaşında. 14 yılda 6 defa göç yaşadı. Suriye savaşı başladığında Halep’te yaşayan ailesi Türkiye’ye gitmek zorunda kaldı. Devrim kurulunca bu kez özlemleriyle birlikte memleketleri Efrîn’e döndüler. Ama göç hikâyesi burada bitmedi. 18 Mart 2018’de Türk devleti Efrîn’e saldırıya başladığında Rûheyv 6 yaşındaydı. O günler net hatırlamasa da zihninde yarım kalmış görüntüler ve sesler var. Ancak hiçbir şeyi unutmamış; herkesin telaşla eşyalarını topladığı o anda yanına aldığı oyuncağını…
İlk cümleler: Efrîn’den göç
Rûheyv, ailesiyle birlikte Şehba’ya göç etmek zorunda kaldığında henüz okuma yazma bilmiyordu. Harfleri tanıması göç yıllarına denk geldi. Öğrendiği ilk kelimelerle kurduğu ilk cümleleri günlüğüne yazdı. Başlangıçtaki eğri büğrü harfler zamanla, göç yollarında büyüyen bir kız çocuğunun tanıklığına dönüştü. Efrîn’den göçüyle ilgili günlüğüne şu sade ama çıplak cümleleri yazmış:
“3 günde Soxanek köyüne ulaştık. Sonra başka bir köye gittik. Bir evde kaldık. Ne kapı vardı ne pencere. Evin altı sadece topraktı. Damı yoktu. Yağmur yağıyordu, ıslanıyorduk. Bombaların sesi yakından geliyordu. Sonra Ziyaret köyüne gittik. Orada 3 odalı bir ev bulduk. 10 aile birlikte kaldık.”
Rûheyv, Efrîn’den göçü anlatırken şöyle diyor: “Ne olduğunu anlamıyordum. Sadece herkesin eşyalarını topladığını görünce ben de oyuncağımı aldım. Şehba’ya kadar o oyuncağım hep yanımdaydı.”
Cümlelerin doğduğu yer: Şehba
Şehba’da bir süre kaldıktan sonra okullar açıldı. Rûheyv de öğrenci olarak okumaya başladı. Aklında tek bir şey vardı: “Çabuk okuma yazma öğrenmeliyim.” Çünkü günlüğüne yazmak istediği cümleler, çizmek istediği hayaller vardı. Şehba’daki hayatını şöyle anlatıyor:
“Şehba’da okula gidiyorduk. Çok güzeldi. Arkadaşlarım vardı. Birlikte gezmeye gidiyorduk. Şimdi onları çok özlüyorum.”
Şehba’da özgür Efrîn’e dönme umuduyla yaşarken yeni bir göç onu bekliyordu. Günlüğünde en çok Şehba’dan ayrılmanın acı verdiğini yazmış. Artık sadece bir evi değil, arkadaşlarını ve okulunu da geride bırakmak zorunda kalıyordu. Bu acıyla günlüğüne şunları yazmıştı:
“Sabah saat 5’te Marata köyünden çıktık. Babam ve dedem işlerindeydi, sonradan bize yetiştiler. Bir gün yolda kaldık. O gece komşumuz ailesini ziyarete gitmek istedi. Yolda şehit düştü. İki küçük çocuğu vardı. Sabah saat 8’de çeteler köye girdi.”
Bu kez Rûheyv, korku içinde Tebqa’ya doğru yola çıkarken sadece oyuncağını değil, günlüğünü ve kalemlerini de yanına aldı.
Sayfaları çevirdikçe şehirler de değişiyor: Şehba… Tebqa… Dêrik… Her şehir, Rûheyv’in günlüğüne eklenen yeni bir tarih oluyor. Her tarih ise geride bırakılan başka bir ev, başka bir sokak, başka bir hayat…
Günlük satırları arasında gizli bir kelime
Rûheyv büyüdükçe yazısı da güzelleşti. Ama yazdıklarının arasında bir kelime vardı. Günlüğüne “Efrîn’in Acısı” adını verdiği bölümde umut dolu bir kelime saklıydı. Çocuk gözleriyle hayal ettiği özgür ve güzel bir gelecek: “Veger” (Dönüş).
Dönüş ve özgürlük özlemini günlüğüne şöyle yazmış:
“Artık yeter Kürtler üzerindeki zulüm ve zorbalık, yeter şehit ve esir vermek, yeter Kürt annelerimizin ağlamalarına ve ninnilerine…”
Özlemleriyle ilgili ise şöyle diyor: “En çok arkadaşıma özlem duyuyorum. O Efrîn’de. Okulu özlüyorum. Efrîn’den ayrılalı 9 yıl oldu. Oranın birçok şeyi aklıma gelmiyor ama geri dönmek ve her şeyin eskisi gibi güzel olmasını istiyorum. Çocukların okumaya devam etmesini ve okumayı bırakmamasını istiyorum. Çünkü okumak insanın önüne güzel bir gelecek koyuyor. Ben de yazmaya devam edeceğim.”
‘Binlerce çocuk çocukluğunu yaşayamadı’
Rûheyv, Efrîn’e döndükten sonraki en büyük isteğinin günlüğünü devam ettirmek ve genişletmek olduğunu, ayrıca Kürtçe eğitimini tamamlamak istediğini söylüyor.
“Okumayı çok seviyorum ve merak ediyorum. Bu zor ve güzel günlerin hepsini yazmak istiyorum. Tarihe kalsın diye. Binlerce Efrînli çocuk çocukluğunu yaşayamadı. Çünkü sürekli göç yollarındaydılar ve savaşın içindeydiler.”
Rûheyv’le röportaj yaptığımız sırada o, dönüş yoluna çıkmak için hazırlanıyordu. Büyük bir heyecanla yolculuğu bekliyordu. Yıllar sonra göç yollarında büyüyen o küçük kız nihayet Efrîn’e döndü. Belki çocukluğunun sokaklarını görememişti. Belki zihnindeki şehir ile şu anki şehir aynı değildi. Ama yılların ardından, günlüğünün sayfalarına gizlediği özlemlere kavuştu ve her göçte koruduğu defterini de yanında getirdi.
Rûheyv’in günlüğü yalnızca bir çocuğun hikâyesi değil. Satırları ve cümleleriyle sayılara sığdırılamayan savaşın yüzünü anlatıyor. Yerlerinden edilenlerin, göçle büyümek zorunda kalan çocukların ve yıllarca dönüş umuduyla yaşayanların hikâyesini…
Rûheyv’in günlüğünün son cümlesi “Eğer Efrîn’e dönersem zeytin ağacının altına gidip arkadaşlarımla buluşacağım” idi. Şimdi o cümle, Efrîn’de zeytin ağacının altında devam ediyor.