Wanlı kadınlar: Barış süreci daha fazla sürüncemede kalmamalı

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair devlet tarafından bir adım atılmamasına yönelik konuşan kadınlar, sürecin daha fazla sürüncemede kalmamasını ve Türk devletinin bir an önce somut adım atması gerektiğini vurguladı.

MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN

Wan - “Barış ve Demokratik Toplum Süreci”nin başlamasının üzerinden bir buçuk yıl geçti. Başlatıldığı günden itibaren karşılıklı adımlarla ilerlemesi beklenen süreçte Kürtlerin sürece ivme kazandırmak amacıyla ard arda attığı somut adımlar, Türk devleti tarafından bir karşılık bulamadı. Sürecin sağlıklı devam etmesi için Türk devletinin adım atması gerektiğini savunan halk, devletin sürecin ruhuna uygun hareket etmediğini düşünüyor.

Türk devleti adım atmayarak sürece yanıt olamamışken sürecin ivme kazanması için talep edilen başlıca adım ise başta Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olmak üzere, cezaevindeki tutsakların özgürlüğünün sağlanması yönünde.

‘Şiddetin yükseldiği toplumlarda bedeli kadınlar ödüyor’

 

Meryem Ulutekin, sürece yönelik Kürtler tarafından çeşitli adımlar olduğunu belirterek, “Genç kadınlar ve Kürt halkı olarak sürecin devam etmesinden yanayız. Bugün sürecin duraksamış olması bize de zarar. Çatışma ve şiddetin yükseldiği toplumlarda en ağır bedeli her zaman kadınlar ödüyor. Sürecin duraksaması üniversiteler dahil her yerde hissediliyor. Sürecin devam etmesi için Türk devletinin bir an önce somut bir adım atması gerekiyor” dedi.

 

Bir yılını aşkın süredir sürecin devam ettiğini vurgulayan Süreyya Yaraşlı da, “Bu süreçte Kürt halkı gerekli ve yeterli adımlar attı. Ama karşı taraftan yeterli, somut bir adım atılmış değil. Sürece yönelik somut bir adım atılmasını istiyoruz. Özellikle siyasi tutsakların serbest bırakılmasına yönelik somut bir adım bekliyoruz” şeklinde konuştu.

‘Cezaevlerini siyasi tutsaklar ile doldurup kardeşlik beklenemez’ 

  

Yasemin Bayıt, somut adımlar atılması için mücadeleden vazgeçmeyeceklerini ifade ederek, “Bizler Kürt halkının var olduğunu göstermek için alanlarda. İlk önce Kürt halkının varlığı herkesçe kabul edilmeli, ilk adım bu olmalı. Kürtlerin maruz bırakıldığı şiddet ve baskılar artık son bulmalı ve bunun karşısında bizzat devletin durması gerekiyor. Kürt halkının özgürlüğü ve hakları için cezaevinde bulunan siyasi tutsaklar serbest bırakılmalı. Cezaevinde tutulan siyasi tutsaklar kimsenin canına kast etmedi ama cezaevindeler. Şu an birçok katil ve tecavüz faili dışarıdayken, siyasetçiler cezaevinde. Devletin konuşanlardan korkmayarak onların özgürlüğünü sağlaması gerekiyor. Cezaevlerini siyasi tutsaklar ile doldurarak bir kardeşlik bekleyemezler” sözlerini kaydetti.

‘Statü belirlenmeli’

 

Çatak (Şax) Belediye Meclis üyesi Evin Karahan, “Sürecin sağlıklı devam edebilmesi için devletin bir an önce adım atması gerekiyor. Öncelikle Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü sağlanarak, statüsü yasalarca tanınmalı” diye konuştu.

 

Zelal Ertuğ, barış sürecinin daha fazla sürüncemede kalmaması gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi: “Bir yılı aşkın süredir bu sürecin içerisindeyiz. Artık bir adım atılmasını istiyoruz. Artık savaşmak istemiyoruz güzel bir dünyada birlik beraberlik içinde bir hayat istiyoruz.”

‘Öncelik hasta tutsaklar olmalı’

 

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Rêya Armûşê (İpekyolu) İlçe Eşbaşkanı Şevin Polat ise, “Kürt halkı yıllardır özlemini duyduğu barış için mücadele ediyor” diyerek artık başarıya ulaşmak istediklerini belirtti.

Şevin Polat, “Biz de var olan sürecin barışla sonuçlanmasını istiyoruz. Devlet tarafından bir an önce sürece yönelik bir adım atılması gerekiyor. Süreç bir buçuk yıldır devam etmekte ama devlet tarafından atılmış tek bir adım yok. Atılması gereken başlıca adım ise öncelikler hasta tutsaklar ve siyasi tutsakların özgürlüğü olmalıdır” diye konuştu.