Yemen’de boşanma davalarında dikkat çeken artış

Yemen’de savaşın derinleştirdiği ekonomik kriz ve yoksulluk, boşanma oranlarında belirgin artışa yol açtı. Artan geçim sıkıntısı ve sosyal baskılar, özellikle kadınların evliliklerini sonlandırmasında etkili oluyor.

RAHMA SHANZOUR

Yemen - Yemen’de yıllardır süren çatışmalar, yalnızca askeri ve insani boyutuyla değil, toplumun aile yapısını da derinden etkiliyor. 2015’ten bu yana devam eden savaşın yol açtığı ekonomik çöküş, yoksulluk ve işsizlik, ülkede boşanma oranlarının ciddi şekilde artmasına neden oldu. Uzmanlara göre bu artış, sadece mahkeme kayıtlarına yansıyan bir istatistik değil, aynı zamanda Yemen’deki sosyal çözülmenin açık bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Çatışmaların getirdiği ağır ekonomik koşullar ve toplumsal baskılar, aile yapısını yeniden şekillendirirken, boşanmayı da giderek yaygın bir çıkış yolu haline getiriyor.

Ekonomik sorunlar evliliklerin bitmesine neden oluyor

Gözlemciler, boşanmanın artık geleneksel bir sosyal olgu olmaktan çıkarak savaşın dayattığı ekonomik ve hukuki dönüşümlerin doğrudan sonucu haline geldiğini belirtiyor. Birçok kadın için boşanma; aşırı yoksulluktan, işsizlikten, hareket ve çalışma üzerindeki kısıtlamalardan ya da artan aile içi şiddetten kurtulmanın “son çare”si olarak görülüyor. Yaşam maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte pek çok aile temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanırken, bazı evlilikler maddi sıkıntılar nedeniyle yalnızca birkaç ay içinde sona eriyor. Özellikle konut, sağlık ve günlük yaşam giderlerini karşılayamayan aileler, ağır ekonomik baskının etkisiyle dağılma riskiyle karşı karşıya kalıyor.

Kadınlardan 26 yaşındaki Sahar Halid, kötüleşen yaşam koşulları ve eşinin günlük ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmesi nedeniyle evliliğinin boşanmayla sonuçlandığını kaydetti. Eşiyle üç yıl birlikte yaşadığını anlatan Sahar Halid, evliliklerinin ilk döneminde maddi durumlarının idare edilebilir seviyede olduğunu, ancak ekonomik krizin derinleşmesiyle hayatlarının tamamen değiştiğini ifade etti. Evliliklerinden bir yıl sonra çocuk sahibi olduklarını belirten Sahar Halid, artan işsizlik ve hayat pahalılığı nedeniyle eşinin düzenli bir iş bulamadığını, iş piyasaları, restoranlar ve dükkanlar arasında sürekli iş aradığını dile getirdi.

‘Bu kararı almaya mecbur bırakıldım’

Sahar Halid, yaşadıkları ekonomik baskının her geçen gün ağırlaştığını belirterek, “Çocuğumuzun süt, bez ve ilaç gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz hale geldik. Kira borçları birikti, mutfak tüpü almak bile büyük bir yük oldu. Artık dayanamayacağımız bir noktaya geldik” dedi. Boşanmanın kendi tercihi olmadığını vurgulayan Sahar Halid, içinde bulundukları zor yaşam koşullarının kendilerini bu kararı almaya mecbur bıraktığını kaydetti.

Henüz 21 yaşındaki olan Asmaa Muhammed, evlilik sonrası hayalini kurduğu yaşamın düşündüğü gibi olmadığını anlamasının yalnızca beş ay sürdüğünü dile getirdi. Kısa sürede kendisini günlük ekonomik krizlerin ve sürekli yaşanan anlaşmazlıkların içinde bulduğunu belirten Asmaa Muhammed, ilişkinin devam edeceğine dair umudunu kaybettikten sonra boşanma davası açtığını ifade etti. Asmaa Muhammed, eşinin evlilik sorumluluğunu üstlenemediğini ve temel yaşam ihtiyaçlarını karşılayacak maddi güce sahip olmadığını anlattı.

‘Evlilik ağır bir yüke döndü’

Asma Muhammed, eşinin düzenli bir işinin ya da sabit gelir kaynağının bulunmadığını, bunun da evliliklerinin ilk aylarından itibaren hayatlarını olumsuz etkilediğini dile getirdi. Başlangıçta sabretmeye ve şartlara uyum sağlamaya çalıştığını söyleyen Asmaa Muhammed, zamanla sorunların daha da büyüdüğünü kaydetti. Artan ekonomik baskılar ve sürekli yaşanan tartışmalar nedeniyle evliliğin kendisi için ağır bir psikolojik yük haline geldiğini vurgulayan genç kadın, sonunda boşanma kararı alarak ilişkiyi sonlandırdığını belirtti.

Savaşın aile yapısı üzerindeki derin sosyal izleri

Yargı verileri, savaş yıllarında Yemen aile yapısında yaşanan büyük dönüşümü gözler önüne seriyor. Taiz kentindeki yargı kaynaklarına göre, kötüleşen ekonomik şartlar ve ağır yaşam koşulları nedeniyle kadınlar tarafından açılan boşanma davaları, çatışma öncesi döneme kıyasla iki katına çıktı. Uzmanlar, bu artışın yalnızca hukuki istatistiklerden ibaret olmadığını, aynı zamanda savaşın aile yapısı üzerindeki derin sosyal ve ekonomik etkilerini ortaya koyduğunu belirtiyor. Aynı kaynaklar, Doğu Taiz Mahkemesi’nde yalnızca bu yılın bir ayında yaklaşık 200 boşanma davasının kaydedildiğini aktardı. Bu rakamın, Yemenli ailelerin maruz kaldığı ekonomik baskının boyutunu ve geçim krizinin evliliklerin devamlılığı üzerindeki doğrudan etkisini açıkça gösterdiği ifade ediliyor. Artan işsizlik, gelir kaybı ve temel yaşam ihtiyaçlarının karşılanamaması, birçok aileyi dağılma noktasına sürüklüyor.

Yemenli avukat Amal Al-Sabri, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, ülkede boşanma oranlarının özellikle savaş ve devam eden çatışmalar nedeniyle son yıllarda ciddi şekilde arttığını söyledi. Amal Al-Sabri, “Bu artış birçok şehirde görülüyor, ancak özellikle Taiz’de daha belirgin hale geldi. Boşanma davaları artık yalnızca mahkeme dışı ayrılıklarla sınırlı değil. Aile ve kişisel statü mahkemelerinde evlilik sözleşmelerinin iptaline yönelik başvurular da arttı ve evlilik ilişkisini sonlandırmak isteyen kadınların sayısında belirgin bir yükseliş yaşanıyor. Bu durumun nedenleri oldukça karmaşık. Bazı sorunlar uzun süredir vardı, ancak savaş bunları daha da kötüleştirdi. Ağır ekonomik kriz ve kötüleşen yaşam koşullarının yanı sıra erken yaşta evlilikler de evlilik istikrarsızlığını artıran en önemli etkenlerden biri olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.

‘Yerinden edilme de boşanmada bir etken’

Avukat Mu'in el-Ubaidi ise Yemen’de çatışma yıllarında artan boşanma oranlarının, başta savaşın sonuçları olmak üzere birbiriyle bağlantılı birçok faktörden kaynaklandığını söyledi. Mu'in el-Ubaidi, “Çatışmalar ailelerin ekonomik ve sosyal yaşamını doğrudan etkiledi. Uzun süre maaşların ödenmemesi, artan yoksulluk ve ağır yaşam koşulları özellikle çocuklu aileler üzerinde büyük baskı oluşturdu. Bu durum ev içindeki gerginliklerin ve anlaşmazlıkların artmasına neden oldu” dedi.

Mu'in el-Ubaidi, yerinden edilmenin de boşanma oranlarındaki yükselişte önemli rol oynadığını belirterek, “Yerinden edilmiş kişilerin yaşadığı kamplarda zor ve istisnai koşullar altında çok sayıda evlilik gerçekleşti. Ancak bu evlilikler genellikle daha az istikrarlı oluyor ve kısa sürede çökme riski taşıyor. Genel ekonomik durumun kötüleşmesi, özellikle düzenli geliri olmayan ailelerde evlilik ilişkilerinin istikrarını ciddi şekilde etkiledi ve ayrılık ihtimalini artırdı” diye ekledi.

Mu'in el-Ubaidi, “Mahkemelerde yürütülen hukuki çalışmalar, iki farklı türde dava olduğunu ortaya koyuyor: boşanma davaları ve evlilik sözleşmesinin iptali davaları. Mahkemelerde görülen davaların büyük bölümü ‘evlilik sözleşmesinin iptali’ kategorisine giriyor. Bu davalar, boşanma davalarından farklı nedenlere ve farklı yasal prosedürlere dayanıyor. Her iki durumda da sonuç aynı; evlilik ilişkisinin sona ermesi. Ancak her birinin kendine özgü hukuki süreci ve farklı gerekçeleri bulunuyor. Son yıllarda ekonomik kriz, geçim sıkıntısı ve sosyal baskılar nedeniyle özellikle kadınların açtığı bu tür davalarda belirgin bir artış yaşanıyor” şeklinde konuştu.