Irak’ta basın özgürlüğü tartışıldı: Kadın gazeteciler zorluklara dikkat çekti
Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında Bağdat’ta düzenlenen panelde, basın özgürlüğünün karşılaştığı hukuki ve siyasi engeller ele alındı. Kadın gazeteciler, artan ihlaller, baskılar ve güvenlik risklerine karşı daha güçlü yasal koruma çağrısı yaptı.
RAJA HAMİD REŞİD
Irak- Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla Irak Kadın Gazeteciler Forumu, El-Aleviye Kulübü Yönetim Kurulu ile iş birliği içinde “Basın Özgürlüğü: Yıllık İzleme Raporu Işığında Zorlukların Analizi ve Gelecek Perspektifi” başlıklı bir panel düzenledi. Etkinlik, 2 Mayıs günü Bağdat’taki El-Aleviye Kulübü’nde gerçekleştirildi.
Gazeteci Resul Riyad’ın moderatörlüğünde başlayan etkinlikte, El-Aleviye Kulübü yönetim kurulu üyesi Abir Muhammed el-Cuburi, basın özgürlüğünün toplum yaşamının temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Gazeteciliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda gerçeği aktaran ve halkın sesini yansıtan bir araç olduğunu belirten Abir Muhammed el-Cuburi, medyanın yurttaş ile karar vericiler arasında köprü görevi gördüğünü ifade etti.
Abir Muhammed el-Cuburi, gazeteciliğin siyasi ve mesleki baskılar, sahadaki riskler ve dijital dönüşüm gibi artan zorluklarla karşı karşıya olduğunu belirterek, bu sorunların analiz edilmesi ve basın özgürlüğünün geleceğinin tartışılması gerektiğini söyledi. Ayrıca ifade özgürlüğü ile mesleki sorumluluk arasında denge kurulmasının önemine dikkat çekti.
Basın özgürlüğünü daraltan hukuki engeller
Irak Kadın Gazeteciler Forumu Başkanı Nibras el-Maamuri ise konuşmasında basın özgürlüğünün hukuki çerçevesini ele aldı. Irak Anayasası’nın 38. maddesinin ifade ve basın özgürlüğünü güvence altına aldığını belirten Nibras el-Maamuri, uygulamada ise çeşitli sorunlar yaşandığını ifade etti.
Bu sorunlar arasında hakaret ve ceza yasalarının kullanılması, bilgiye erişim hakkına dair özel bir yasanın bulunmaması ve siber suçlar yasasına ilişkin tartışmalar yer alıyor. Nibras el-Maamuri, kadın gazetecilerin karalama, taciz ve dijital şantaj gibi ihlallerle sıkça karşılaştığını, sosyal ve mesleki baskıların da arttığını dile getirdi.
Nibras el-Maamuri , ayrıca, bağımsız tahminlere göre yaklaşık 182 dava ve ihlal vakasının kaydedildiğini, bunların yarısının Irak Kürdistanı’nda gerçekleştiğini belirtti. Bölgede gazetecilerin takibi ve tutuklanması gibi ek sorunların da bulunduğunu, ayrıca medyada siyasi partilerin etkisinin hissedildiğini vurguladı.
Nibras el-Maamuri, Irak dizilerinin de yolsuzluk, güvenlik ve toplumsal sorunlar gibi hassas konuları ele aldığı için baskı ve eleştirilere maruz kaldığını, bazı içeriklerin sınırlandırılması ya da değiştirilmesi yönünde çağrılar yapıldığını ifade etti. Nibras el-Maamuri, “Düşük içerik” gibi belirsiz kavramların ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılabileceği yönünde endişeler olduğunu dile getirdi.
Konuşmasının sonunda Nibras el-Maamuri, medya içeriklerine yönelik açık standartlar belirlenmesi, gazetecilerin korunması, saldırganların cezalandırılması, bilgiye erişim yasasının çıkarılması ve medya üretim özgürlüğünün desteklenmesi gibi öneriler sundu.
Kadın gazeteciler: İhlaller ve kısıtlamalar arasında
Gazeteci ve çevirmen Resul Ali, bu günün basın özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkının önemini hatırlattığını belirterek, kadın gazetecilerin güvenlik ve siyasi koşullar nedeniyle daha büyük zorluklarla karşılaştığını söyledi. Bu nedenle mesleklerini koruyacak yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Gazeteci Sara Mecid ise Irak’ta basın özgürlüğünün hâlâ ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu, gazetecileri koruyan caydırıcı yasaların eksikliğine dikkat çekti. Fiziksel ve sözlü saldırılar ile karalama kampanyalarının yaygın olduğunu ifade etti.
Kadın gazetecilerin ayrıca toplumsal ve aşiret baskılarıyla da mücadele ettiğini belirten Sara Mecid, özellikle siyasi haber takibinde tehdit ve baskı riskinin arttığını söyledi. Bu durumun bazı kadın gazetecilerin mesleği bırakmasına ya da faaliyetlerini azaltmasına yol açtığını dile getirdi.
Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında yapılan etkinlik, ifade özgürlüğünün güçlendirilmesi ve gazetecilerin korunması çağrısıyla sona erdi. Katılımcılar, gazeteciliğin demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayarak, daha güvenli ve adil bir medya ortamının oluşturulmasının önemine dikkat çekti.