Kimyasal katliamın tanığı Hewar: Mücadele sürüyor, adalet hala yok
3 Mayıs 1988’de Koye’ye düzenlenen kimyasal saldırıdan sağ kurtulan Hewar Qadir Namik, ailesini kaybettiği katliamın izlerini hala bedeninde taşıyor. Hewar, aradan geçen yıllara rağmen resmi olarak “kimyasal saldırı mağduru” olarak tanınmıyor.
ŞİYA KOYİ
Koye - Irak’ta Enfal süreci kapsamında 3 Mayıs 1988’de Koye ve çevresine bağlı yerleşimlere yönelik düzenlenen kimyasal saldırılar, yüzlerce sivilin yaşamını yitirmesine neden oldu. Bu saldırılardan sağ kurtulan Hewar Qadir Namik, henüz dört aylık bir bebekken annesi, babası ve kardeşini kaybetti. Üç gün boyunca annesinin cenazesi üzerinde kalarak hayatta kalan Hewar, yıllar sonra yaşadıklarını anlatarak hem katliamın boyutunu hem de mağdurların hala süren hak arayışını gözler önüne serdi.
Gerçek bir trajedi: Dört aylık bir bebeğin hayatta kalma mücadelesi
Koye’ye bağlı Goptepe köyünde 3 Mayıs 1988’de düzenlenen kimyasal saldırı, aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu 300’den fazla kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı. Bu katliamdan sağ kurtulan tek kişi ise henüz dört ila beş aylık bir bebek olan Hewar Qadir Namik oldu.
Hewar, ailesinin tamamını kaybettiği saldırıda üç gün boyunca annesinin cenazesi üzerinde kalarak hayatta kaldı. Vücudu ağır şekilde yaralanan Hewar, hiçbir tıbbi müdahale olmaksızın günlerce yaşam mücadelesi verdi.
‘Üç gün annemin bedeninde kaldım’
Yaşadıklarını anlatan Hewar, o günlere dair kendisine aktarılanları şu sözlerle dile getirdi:
“Annem, babam ve kardeşim kimyasal saldırıda yaşamını yitirdi. Köyümüzde 300’den fazla kişi hayatını kaybetti. Ben o sırada birkaç aylık bir bebektim. Üç gün boyunca annemin soğumuş bedeni üzerinde kaldım ve onun sütünü emerek hayatta kaldım. Vücudum yaralıydı, ancak hayatta kalmam bir mucizeydi.”
Günler sonra bulundu, ailesine teslim edildi
Saldırının ardından Enfal operasyonları başlatılırken, Hewar’ın ailesinden geriye kimse kalmadı. Nenesi ve amcası, günler sonra köyde yapılan aramalar sırasında Hewar’a ulaşmaya çalıştı.
Başlangıçta kendisine ulaşılamayan Hewar’ın, rejim güçlerine bağlı kişiler tarafından alındığı öğrenildi. Ailesi uzun süre Hewar’ı geri almak için girişimlerde bulundu. İlk etapta çocuğun kendilerine ait olduğu reddedildi. Ancak amcasının Hewar’ın fiziksel özelliklerini detaylı şekilde tarif etmesi ve ısrarı üzerine, Hewar’ın gerçekten o aileye ait olduğu anlaşıldı.
Sonunda, askerlerin eşleri ve anneleri tarafından gizlice Hewar ailesine teslim edildi.
Gizli tedavi: Bir aylık yaşam mücadelesi
Ailesine ulaştığında ağır yaralı olan Hewar, nenesi tarafından gizlice bir doktora götürüldü. Ancak doktor, rejimin baskısından çekindiği için ilk etapta tedaviyi reddetti.
Ailenin ısrarı üzerine doktor, Hewar’ı yalnızca geceleri ve gizli şekilde tedavi etmeyi kabul etti. Vücudunun büyük bölümü yaralı olan Hewar, yaklaşık bir ay süren tedavi sonrası hayata tutundu.
Resmi tanınma yok: Mağdur olduğum kabul edilmiyor
Hewar, yaşadığı ağır travmaya rağmen hala resmi olarak kimyasal saldırı mağduru olarak tanınmadığını belirtti.
“Yaşadıklarım ortada olmasına rağmen ne ben ne de benim gibi diğer mağdurlar resmi olarak tanınıyoruz. Sadece ailemin şehit maaşından pay alıyorum. Oysa bağımsız bir maaşım ve kimyasal saldırı mağduru olarak bir kimliğim olmalıydı” dedi.
‘Büyüyene kadar gerçeği bilmedim’
Çocukluk yıllarına dair konuşan Hewar, kimliğini ve ailesinin başına gelenleri uzun süre bilmediğini ifade etti.
“Uzun süre nenemle yaşadım, sonra babamın ailesine verildim. Altı yaşına kadar kim olduğumu ve ailemin başına ne geldiğini bilmiyordum. Daha sonra çevremdekilerin konuşmalarından gerçeği öğrendim. Okula gitmek istediğimde kimlik belgelerim yoktu. 1994 yılında kimliğim çıkarıldı ve eğitim hayatına başlayabildim” diye konuştu.
Kimyasal saldırının izleri sürüyor
Hewar, kimyasal saldırının etkilerinin hala devam ettiğini belirterek, sağlık sorunları yaşadığını söyledi.
“Bugün bile vücudumda kimyasal saldırının etkileri var. Çok zayıfım ve sık sık nefes darlığı yaşıyorum. Bu nedenle eğitimimi tamamlayamadım. Şu an Koye’de yaşıyorum, evliyim ve çocuklarım var” dedi.
‘Bu felaket unutulmaz”
Hewar, yaşadığı trajedinin unutulmaması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
“Yaşadığımız bu felaket asla unutulamaz. Ne kadar anlatılsa da eksik kalır. Tek isteğim, kimyasal saldırı mağduru olarak tanınmak ve bağımsız bir maaşa sahip olmak. Umarım gelecek nesiller böyle bir felaket yaşamaz.”
Enfal’in gölgesinde süren adalet arayışı
Hewar’ın hikayesi, Enfal sürecinde yaşanan katliamların yalnızca geçmişte kalmadığını, etkilerinin bugün de sürdüğünü ortaya koyuyor. Kimyasal saldırılardan sağ kurtulan birçok kişi, hala resmi tanınma, sağlık desteği ve sosyal haklara erişim konusunda ciddi sorunlar yaşıyor.
Bu durum, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil; aynı zamanda tarihsel bir adalet meselesi olarak gündemdeki yerini koruyor.