Kadın emeğinin görünmeyen direniş tarihi

19. yüzyıldan 20. yüzyılın başına uzanan süreçte kadın işçiler, düşük ücretlere ve ağır çalışma koşullarına karşı sessiz kalmadı; makineleri kırdılar, yürüyüşler düzenlediler ve grevlerle hak aradılar.

Haber Merkezi- Dünya tarihinde çok eski zamanlardan günümüze kadın emeği ve hak mücadelesi güncelliğini koruyor. Eşit ücret, güvencesiz çalışma ve görünmeyen emek tartışmaları arasında tarihe dönüp bakmak yalnızca bir hatırlama değil, aynı zamanda bugünü anlamanın da bir yolu olarak tarif ediliyor.

1 Mayıs İşçi Bayramı’nı oluşturan emekçilerin mücadelesinde kadınların direnişleri öne çıkıyor. Üretimin içinde yer alan kadınlar kendi tarihlerini yazıyor. Türkiye’de Osmanlı’dan günümüze görünmez kılınan kadın işçilerin deneyimleri bugün için ip uçları veriyor. Kadın emeğinin tarihsel izini sürmek, sadece geçmişte neler yaşandığını değil, bugünkü mücadelelerin köklerini de ortaya koyuyor.

Kadın işçi sayısı tahminlerden daha fazla

Kadın emeğinin tarihsel yazımında kadınlar özne olarak yer alamasalar da kimi kayıtlar kadınların yaşadıklarına ışık tutuyor. Yakın zaman olarak tarif edilen 90’lı yıllarda feminist tarih yazımı sayesinde emekçi kadınların bilgilerine ulaşılabiliyor. Kayıtlara göre 1908 yılında Osmanlı topraklarında sanayide çalışan 250 bin işçiden neredeyse 75 bini kadın olarak yer alıyor. Ayrıca bu sayıya çamaşırcı, hizmetçi, aşçı, bohçacı, perakende mağaza ve terzihane işçileri dahil değil. Kadınların çalıştığı sektörler atasında ipek, dokuma ve gıda üretimi de ekleniyor. Kadın emeğinin erkeklere göre daha ucuz olması nedeniyle o tarihlerde kadın işçilerin sayısının daha da fazla olduğu belirtiliyor.

Kadınların mücadelesi yol gösteriyor

Sektörlerde işverenler kadınları tercih ediyordu; çünkü kadın işçiler daha düşük ücretle çalıştırılabiliyor ve çoğu zaman daha itaatkar olarak görülüyordu. 19. yüzyılda dokuma üretimi için köylerden genç kızlar ve kadınlar toplanıyor, büyük bölümü Rum olan bu kadın işçiler mevsimlik çalıştırıldıktan sonra sezon sonunda yeniden köylerine gönderiliyordu. Basit koşullarda kurulmuş atölyelerde tezgah başında halı dokuyan kadınlar, gün doğumundan gün batımına kadar, yani 14-15 saat boyunca çalışıyor; buna karşılık çok düşük bir ücret alıyordu. İpek üretiminin önemli merkezlerinden biri olan Bursa’da ise yalnızca gayrimüslim kadınlar değil, Müslüman kadınlar da üretim sürecinin içindeydi. Tütün üretiminde öne çıkan Selanik ve Kavala’da da benzer bir tablo vardı. Bu işler dikkat ve sabır gerektirdiği için kadınlara veriliyor, ancak yine bu emeğin karşılığı oldukça düşük ücretlerle ödeniyordu.

Bugün hak mücadelesinin öncüsü olan kadınlara güç veren, pek çok bilinmeyen, bu topraklarda hak arama mücadelesinin tarihini yazan kadınların direnişleri yol göstermeye devam ediyor.

Makine Kırıcılar- 1839

1839’da Plevne’de ve 1851’de Samakov’da dokuma atölyelerinde çalışan kadın işçiler, makinelerin yaygınlaşmasıyla işlerini kaybetme endişesi yaşadı. Bu nedenle mekanik taraklara kürek, balta ve sopalarla saldırdılar. Yetkililer makinelerin kullanılmayacağına dair söz verince eylemler sona erdi. “Makine kırıcılık” olarak bilinen bu tepki, işçilerin geçimlerini koruma çabasının bir ifadesiydi.

İlk kitlesel protesto-1867

Kadınların ilk toplu protestosu 1867’de İstanbul’da gerçekleşti. Alacakları ücretleri tahsil edemeyen halı dokumacısı kadınlar seslerini duyurmak için eylem yaptı. Dönemin gazetelerinden The Levant Herald, kadınların defalarca ödeme talebinde bulunduğunu, yanıt alınamayınca tepkilerin büyüdüğünü ve müdahaleyle dağıtıldıklarını aktarıyordu. Olay sırasında birçok kadının itilip kakıldığı da belirtiliyordu.

Tersane Grevi ve Hanum Birlikleri-1873

1873 Ocak’ında başlayıp aralıklarla dört yıl süren Kasımpaşa Tersanesi grevinde, işçilerin anneleri, eşleri ve kızlarından oluşan “Hanum Birlikleri” aktif rol aldı. Aylarca ücret alamayan işçilere yalnızca iki haftalık ödeme yapılması üzerine anlaşmazlık çıktı. Kadınlar, grev kırıcıları engellemek için tersane kapısında nöbet tuttu; benzer şekilde tramvay grevinde de raylara yatarak ulaşımı durdurdular.

Feshane Grevi- 1876

Feshane’de çalışan çoğu Rum ve Ermeni 50 kadın işçi, ödenmeyen maaşları için Babıâli’ye yürüyerek sadrazama dilekçe verdi. Bu eylem, kadın işçilerin doğrudan yönetime başvurduğu erken örneklerden biri oldu.

Kavala Tütün Grevi-1905

Osmanlı tütün üretiminin merkezi olan Kavala’da yaklaşık 15 bin işçinin yarısını kadınlar oluşturuyordu. 20 Mart 1905’te, işten çıkarmalara karşı işçiler greve giderek yürüyüş düzenledi. Müdahale sırasında çıkan çatışmalar büyüdü; olaylar ancak saatler sonra yatıştırılabildi. Bu süreç, kadın işçilerin sendikalarda yer alamamasına karşı tepkileri de artırdı.

Cibali Tütün Grevi-1906

Cibali Reji Fabrikası’nda üretim süreci cinsiyete göre ayrılmıştı: erkekler tütünü işliyor, kadınlar paketliyordu ve bu iş “vasıfsız” sayılıyordu. Ücretlerin ödenmemesi üzerine 1904’te işçiler greve çıktı ve Galata’daki Reji yönetimine yürüdü. Katılımcıların bir kısmı kadındı. Yönetim bazı talepleri kabul etse de öncü işçileri işten çıkardı; bu kişiler arasında kadın işçiler de bulunuyordu.

Sivas Ekmek İsyanı-1908

Sivas’ta ağır çalışma koşullarına rağmen temel gıdaya erişemeyen kadınlar, kıtlığın da etkisiyle 1908’de harekete geçti. Yaklaşık 50 kadının başlattığı protesto kısa sürede büyüdü; kalabalık vilayet konağını hedef aldı, depolara yöneldi. Olaylar sonucunda bazı kişiler tutuklandı, ancak bu eylem kadınların öncülük ettiği ilk isyanlardan biri olarak kayda geçti.

Uşak Tarak Yağması-1908

Uşak ve çevresindeki halıcılık merkezlerinde faaliyet gösteren yabancı bir şirketin makineleşmeye geçmesi, el emeğiyle çalışan kadınların işsiz kalmasına ve ücretlerin düşmesine yol açtı. Talepleri karşılanmayan çoğu kadın ve çocuk yaklaşık 1500 kişi, iplik pazarında toplanarak protestoya başladı. Günler süren olaylar sonunda yönetici görevden alındı, üretim ise uzun süre durdu.

Bursa İpek Grevi (İlk Kadın Grevi)-1910

Bursa’daki ipek üretiminde çalışan kadınlar, günde 15-16 saatlik ağır çalışmaya rağmen çok düşük ücret alıyordu. Sağlıklarını kaybedecek noktaya gelen işçiler, önce çevre bölgelerde, ardından 1910 Ağustos’unda Bursa’da kitlesel biçimde iş bıraktı. Talepleri ücret artışı ve çalışma saatlerinin düzenlenmesiydi. Resmi makamlar bu talepleri reddedince yaklaşık 3000 kadın grev çağrısı yaptı. Bu eylem, Osmanlı tarihindeki ilk kadın grevi olarak kabul edilir.

Banka Memurları Grevi-1919

1919’da İstanbul’daki banka çalışanları ücret artışı ve daha iyi çalışma koşulları talebiyle greve gitti. Bu eylemde Müslüman kadın memurların da yer alması dikkat çekiciydi ve bir ilk olarak kaydedildi. Erkek çalışanların tepkilerine rağmen kadınlar taleplerinden geri adım atmadı.