Gazze’de yıkıntıların arasında sanat sergisi

Gazze’de düzenlenen görsel sanatlar sergisinde Filistinli tutuklulara destek ve idam yasasına karşı çıkış öne çıktı. Sanatın direnişin bir aracı olduğunu belirten katılımcılar, özellikle kadın tutuklularla dayanışmayı ulusal bir görev olarak tanımladı.

RAFIF ESLEEM

Gazze - Filistin Kültür ve Yaratıcılık Merkezi, “Filistinli Tutuklu Günü” dolayısıyla sergi düzenledi. Kadın sanatçıların yoğun katılımıyla gerçekleşen serginin amacı, İsrail hapishanelerindeki tutuklulara destek vermek ve özgürlük haklarını vurgulamak.

Sergiye katılanlar, Filistinli kadın ve erkek tutuklulara desteklerini vurgulayarak, idam yasasına karşı olduklarını belirtti. Sanatın, direnişin bir aracı ve İsrail hapishanelerinde yaşananların dünyaya aktarılmasının bir yolu olduğunu ifade eden katılımcılar, özellikle kadın tutuklularla dayanışmayı da içeren bu katılımı ulusal bir görev olarak gördüklerini söyledi.

‘Sanat, en basit ifade yoludur’

Merkezin yönetim kurulu üyesi Kefa Hayre, serginin amacının tutukluların yaşadığı acıyı kamuoyuna ulaştırmak olduğunu söyledi. Kadın tutukluların fiziksel ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını belirten Kefa Hayre, “Hapishanelerdeki işkence anlatılarını duymak bizim için çok acı verici; bunların yalnızca bir kısmı yeni ortaya çıkıyor” dedi. Yaklaşık 50 sanatçının katıldığı sergide eserlerin; özgürlük, gardiyanların zulmü, zorla yerinden edilme ve özellikle Gazze’ye yönelik kara saldırıları sırasında yaşanan tutuklamaları konu aldığı dile getiren Kefa Hayre, sanatın Filistinlilerin dünyayla konuşmasının en basit yolu olduğunu vurguladı.

‘Duyduklarımız gerçeğin sadece bir kısmı’

Kefa Hayre, ayrıca “Tutuklular hakkında duyduklarımız gerçeğin sadece bir kısmı. Saldırıların başlangıcından bu yana yüzlerce tutuklunun işkence, açlık ve ilaç yetersizliği nedeniyle hayatını kaybettiği haberleri geldi. Aynı zamanda adaletsiz bir yasa dünyanın gözü önünde kabul ediliyor ve ciddi bir tepki gösterilmiyor” şeklinde konuştu. Tüm zorluklara rağmen Gazze’yi terk etmeyeceğini belirten Kefa Hayre, Filistinli kadınların 1948’den bu yana topraklarında direndiğini söyledi. Serginin yıkılmış bir kültür merkezi yanında çadırda yapılmasının Gazze’deki yıkımın büyüklüğünü gösterdiğini ancak kültürel faaliyetlerin açık alanda ya da deniz kenarında bile olsa devam edeceği mesajını verdiğini ifade etti.

‘Kayıp bizi sanata yöneltti’

Sanatçılardan Nesma Abu Hasira, ailesinden 45 kişinin saldırılarda hayatını kaybetmesi ve bazı yakınlarının tutuklanmasının kendisini sanata yönlendirdiğini söyledi. Eserlerinde farklı tutuklanma biçimlerini anlattığını belirten Nesma Abu Hasira; kuzeyden güneye kaçarken gözaltına alınanları, denizde tutuklanan balıkçıları ve hastanelerde bulunan kadınların bile gözaltına alınmasını konu edindiğini ifade etti.

Boyama malzemelerinin pahalı olması nedeniyle ruj, göz kalemi ve sürme gibi kozmetik ürünlerle eserler yaptığını, ailesinin de kişisel eşyalarını vererek kendisini desteklediğini söyledi. “Gazze’deki iki milyon insan aslında tutuklu değil mi?” sorusunu yönelten Nesma Abu Hasira, Gazze halkının tamamının ölüm ya da gözaltı riski altında olduğunu belirtti.

Sanatçı Esma Tafiş, tutuklulara desteğin ulusal ve ahlaki bir görev olduğunu söyledi. İmkansızlıkların sanat üretimini engelleyemeyeceğini vurgulayarak, “Tuval yoksa kağıda çizeriz, boya yoksa küllerle çizeriz” dedi.

‘Kadın tutuklularla dayanışma’

Safaa Awkal ise eserleriyle kadın tutukluları desteklediğini belirterek zincirleri kırılmış bir kadın figürü çizerek bu esaretin bir gün sona ereceğini göstermek istediğini dile getirdi. Ayrıca tebeşir, kahve ve kül gibi basit malzemeler kullandığını anlattı.

‘Sanat hakikatin dilidir’

Sanatçılardan Farah Ajur da serginin hapishanelerde görünmeyen gerçeği göstermeye çalıştığını ifade etti ve sanatçılara yönelik tehditler olsa da hakikati söylemekten korkmadığını belirtti.

Ziyaretçilerden Sama Abu Hassan ise serginin halkın yaşadığı acıyı başarılı bir şekilde yansıttığını, sanatçıların basit malzemelerle ortaya koyduğu yaratıcılıktan etkilendiğini söyledi.