İran’da savaşın gölgesinde siyasi tutuklulara ihlaller artıyor

Savaşla birlikte İran’da siyasi tutukluların durumu ağırlaşırken, internet kesintileri ve artan baskılar nedeniyle cezaevlerindeki ihlaller görünmez hale geliyor.

ŞEHLA MUHAMMEDİ

Haber Merkezi- İsrail, ABD ve İran arasında başlayan savaşla birlikte çatışmalar sınırları aşarak İran içindeki etkilerini doğrudan hissettirmeye başladı. Bu süreçte siyasi tutuklular çok daha ağır koşullarla karşı karşıya kaldı.

Savaşın başlangıcından bu yana sivil aktivistlere, mevcut ve eski siyasi tutuklulara yönelik baskı ve kısıtlamalar sürekli artıyor. Gözaltılar sürerken, bazı görüntülerde yetkililer açıkça “savaş durumu”ndan söz ediyor. Bu durum, dış savaşın yanında içerde de bir tür savaş yürütüldüğünü; hedefin ise sivil aktivistler ve siyasi tutuklular olduğunu gösteriyor. Bu süre zarfında çok sayıda siyasi tutuklu idam edildi. Aynı zamanda diğer dosyalarda da idamların arttığı, özellikle son iki haftada “moharebe” gibi suçlamalarla idam edilenlere dair birçok rapor yayımlandı.

Bununla birlikte, savaşın başından bu yana hakkında hiçbir bilgi paylaşılmayan tutukluların durumu önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. Baskılar ve işkence iddiaları sürerken, internet kesintisi ve iletişim kısıtlamaları nedeniyle bilgi akışı ciddi biçimde azalmış, birçok kampanya ise durma noktasına gelmiş durumda.

‘İnternet kesintisi baskıyı artırıyor’

Siyasi Tutukluların Özgürlüğü Komitesi Sözcüsü Şiva Mahbubi konuyu ajansımıza değerlendirdi. Şiva Mahbubi, internetin kesilmesi ya da ciddi şekilde sınırlandırılmasının, yönetimin daha fazla kişiyi sessizce gözaltına alması anlamına geldiğini belirterek bu uygulamanın temel amacının haberlerin ülke dışına çıkmasını engellemek olduğunu anlattı. Şiva Mahbubi, “Siyasi tutuklular açısından durum çok daha ağır. Dışarıda bazı kişiler sınırlı yollarla internete erişebilse de tutukluların böyle bir imkanı yok. Birçoğu aileleriyle iletişim kurma gibi en temel haklardan bile mahrum bırakılıyor. Bu koşullarda yalnızca bilgi vermek değil, bilgi ulaştırmaya çalışmak dahi yeni suçlamalara yol açabiliyor” dedi.

‘Ciddi ihlaller yaşanıyor’

‘Salı Günü İdama Hayır’ kampanyasının da bu nedenle sesini yeterince duyuramadığını dile getiren Şiva Mahbubi, buna rağmen zaman zaman cezaevlerinden zor koşullarda bazı bilgilerin sızdığına işaret etti. Şiva Mahbubi, Mahabad Cezaevi’nde gıda yetersizliğine karşı yapılan protesto eylemini buna örnek gösterdi. Cezaevlerinde çok daha fazla protesto ve ciddi ihlaller yaşandığını vurgulayan Şiva Mahbubi, bunların dışarıya yansımadığını söyledi.  Yargı yetkililerinin savaş sürecinde yaptığı açıklamalara değinen Şiva Mahbubi, tutuklu ailelerinin ya da tutukluların medyayla iletişim kurmasının ağır suçlamalarla, hatta idamla sonuçlanabileceğini belirtti.

‘Sağlık koşulları alarm veriyor’

Uzun yıllardır cezaevinde bulunan siyasi tutukluların durumu daha da kritik hale gelmiş durumda. Zaten sınırlı olan sağlık hizmetlerine erişim, mevcut koşullarda daha da kötüleşmiş bulunuyor. Zeyneb Celaliyan’ın ciddi sağlık sorunlarına rağmen tedaviye erişememesi, Werişe Moradi’nin hastane sevkinin engellenmesi ve Nobel ödüllü aktivist Nergis Muhammedi’nin riskli koşullarda tutulması bu durumun örnekleri arasında yer alıyor. Şiva Mahbubi, genel tablonun tedavi hakkının sistematik biçimde bir baskı aracına dönüştüğünü gösterdiğini dile getirdi.

Uluslararası sessizlik eleştirisi

Şiva Mahbubi, uluslararası kamuoyunun ve medyanın bu konuya yeterince ilgi göstermediğini de vurgulayarak siyasi müzakerelerde ve küresel medyada insan hakları, özellikle de siyasi tutuklular meselesinin geri planda kaldığını belirtti. Aynı şekilde ana akım medya ve savaş karşıtı hareketlerin de çoğu zaman içerdeki baskı, işkence ve idamları yeterince gündeme taşımadığını anlatan Şiva Mahbubi, siyasi tutukluların durumunun yeniden gündeme taşınması, uluslararası kamuoyu ve sivil toplumla daha güçlü bağlar kurulması gerektiğini ifade etti.

‘Sessizlik en büyük tehlike’

Şiva Mahbubi bilgi akışının kesilmesinin, yönetimin cezaevlerinde daha sert uygulamalara yönelmesini sağladığını kaydederek toplumsal dayanışmanın ve ortak ses çıkarma çabalarının bu noktada hayati olduğuna dikkat çekti. Şiva Mahbubi, son olarak gözaltına alınan kişilerin isimlerinin duyurulmasının kritik olduğu aksi halde bu kişilerin yok sayıldıklarını anlattı.