Fatma Lekto: Kürt halkı tek bir çatı altında ulusal birliklerini ilan etmelidir
Kürt Ulusal Konferansı için çalışmalar yürüttüklerini belirten KNK Rojava Konseyi Üyesi Fatma Lekto, “Kürt halkı her yerde bu konferansın çatısı altında birleşerek, tek güç, tek ses olarak ulusal birliklerini ilan etmelidir” dedi.
SARA EGÎD
Qamişlo – Kürt birliği, Kürt halkının gelişimi ve başarısının en önemli temellerinden biridir. Tarih göstermiştir ki, Kürt halkı tek ses ve tek ruh olduğunda kendi ayakları üzerinde durabilir, düşmanlara karşı direnebilir ve haklarını koruyabilir. Kürt birliği yalnızca siyasi bir konu değil, aynı zamanda toplumsal, kültürel ve ulusal bir meseledir. Kürt halkının ortak dil, kültür, tarih ve hedefler temelinde birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Birlik olmadan hiçbir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Ancak birlik sayesinde Kürt halkı tüm engelleri aşabilir ve taleplerini hayata geçirebilir. Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Rojava Konsey üyesi Fatma Lekto, Kürt ulusal birliği ve Kürt partileri arasındaki birliğin önemi hakkında ajansımızın sorularını yanıtladı.
*Ortadoğu’da Üçüncü Dünya Savaşı sürüyor. Bu süreçte Kürtler önemli aktörler olarak görülüyor ve hegemonik güçlerin planlarına karşı varlık mücadelesi veriyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ortadoğu’nun içinde geniş kapsamlı bir kriz yaşanıyor. Bu süreç yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değil, aynı zamanda küresel ölçekte yeni bir dizayn da söz konusu ve bununla birlikte siyasi bir dönüşüm de yaşanıyor. Ortadoğu yüzyıllardır sürekli savaşların ve çatışmaların yaşandığı bir alan oldu. Şu anda bölgenin içinden geçtiği süreç oldukça hassas ve direnen halkların bu süreçte kazanacağına inanıyoruz.
Yaklaşık yüz yıl önce Ortadoğu’da birçok anlaşma yapıldı, bölge yeniden dizayn edildi ve yeni bir siyasi harita oluşturuldu. Ancak maalesef Kürdistan parçalandı ve bir bütün olarak sürekli yok etme girişimlerine maruz kalırken, Kürt halkının hakları hiçbir şekilde yasa ve anayasalar içinde yer almadı. Buna rağmen Kürt halkı bu plan ve projeler karşısında sessiz kalmadı, ardı ardına isyanlar ve devrimler gerçekleştirdi, bastırılmasına rağmen hak taleplerini sürdürdü. Kırımlar, sürgünler ve baskı politikalarıyla halk, kültüründen, dilinden ve inancından uzaklaştırılmaya çalışıldı. Özellikle Êzidî inancı da bu süreçlerde ağır baskı ve katliamlara maruz kaldı. Son elli yıl içinde Kürt halkı yeniden örgütlendi, mücadele hareketlerini geliştirdi ve bu direnişlerle bölgede varlığını ve bazı haklarını güvence altına almayı başardı. Ne olursa olsun, Kürt halkının aleyhine olacak şekilde “Lozan benzeri” yeni bir düzenin tekrar edilmesi artık mümkün değildir.
Rojava Kürdistan’da 15 yıldır bir devrim ve eşsiz bir mücadele yürütülmektedir. Buna rağmen bu devrim sürekli düşman saldırılarına maruz kalmaktadır. Özellikle bu yılın 6 Ocak’ında gerçekleşen saldırı, tüm zorlukları ve askeri yöntemleriyle bölgeyi hedef almış ve Rojava bu saldırılarla karşı karşıya kalmıştır. Sadece Rojava Kürdistan’ı değil, Federal Kürdistan da benzer bir süreç yaşamaktadır. Rojhilat Kürdistan’da da çok ağır saldırılar sürmektedir. Buna rağmen Kürt halkı güçlü bir direniş göstermektedir. Kuzey Kürdistan’da ise tüm parti ve şahsiyetler, AKP ve MHP zihniyetine karşı mücadele etmektedir. Genel olarak Kürdistan’ın tüm parçalarında güçlü bir direniş hareketi vardır. Aynı şekilde Ortadoğu’da da Kürt halkının direniş ruhuyla, hak ve varlığın güvence altına alınmasına yönelik büyük bir hareket gelişmektedir. Kürt halkı, kendi varlığını korumak için büyük bir emek ve mücadele vermektedir.
*Kürt halkının varlığını koruyabilmesi ve statü sahibi olabilmesi için ne gereklidir?
Kürt halkının statüsünü koruyabilmesi için genel olarak tüm Kürt halkının mücadele etmesi gerekmektedir. Çünkü bu halk Kürdistan’ın dört parçasında da hak sahibi olmamış ve bu nedenle herhangi bir statüye sahip olmamıştır. Kürt halkının varlığı için birçok söz verilmiştir, ancak bunlar çoğunlukla sadece sözde kalmıştır. Günümüze kadar Rojava Kürdistanı için de Şam’daki Geçici Yönetim tarafından birçok söz verilmiştir, ancak bunlar gerçekte uygulanmamıştır. Birçok anlaşma imzalanmış olmasına rağmen ya hayata geçirilmemiş ya da ihlal edilmiştir, bu nedenle bu mücadele devam etmektedir. Rojava Kürdistanı’nda bu süreç bir ilk aşamadır. Her ne kadar 15 yıldır süren bir mücadele ve ağır bedeller olsa da, bu direniş Kürt halkının Rojava’daki geleceğini güvence altına alacak ve sonunda bir statü kazanmasını sağlayacaktır.
Şam’daki mevcut yönetim de bilmelidir ki o “geçici” bir yönetimdir. Suriye’nin geleceğine dair de birçok öngörü bulunmaktadır. Suriye içinde tartışılan ‘Demokratik Entegrasyon’ süreci, Suriye halkları için genel bir çözüm yolu olabilir. Ancak mevcut hükümet bunu kabul etmezse mücadele devam edecektir. 15 yıl boyunca Baas zihniyetine karşı mücadele ettik ve bu mücadele yine devam edecektir. Yürütülen mücadele farklı yöntemlerle olacaktır; bu silahlı bir mücadele olmayacaktır. Birçok hareket, örgüt ve kurum kendi mücadelesini sürdürebilir. Çünkü entegrasyon yok etmek değildir, ancak Kürt halkının düşmanları bunu “yok etme” olarak göstermektedir. Amaçları halkın umutlarını kırmaktır. Biz demokratik projemizi hayata geçirme konusunda ısrarcıyız.
Son günlerde Rojava Kürdistanı’na yönelik saldırılar, Kürt halkının sesinin ülke içinde ve diasporada tek bir ses olarak yükseldiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Artık Kürt çocukları ve halkı hiçbir şekilde boyun eğmeyi kabul etmemektedir, çünkü Kürt toplumu siyaseti tanıyan ve özgürlük bilincini edinmiş bir seviyeye ulaşmıştır. Bu halk artık siyasi, diplomatik ve ulusal alanlarda da bilinçlidir ve deneyim sahibidir.
*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” ile Kürt halkının birliği için bir kapı aralanmıştır. Kürt birliği bu süreçte neden hayati öneme sahiptir?
Önder Abdullah Öcalan, İmralı Adası’nda özgür ve barışçıl bir toplumun inşası için eşsiz bir mücadele yürütmektedir. Türkiye içinde çözümün sağlanabilmesi amacıyla düşünce, fikir ve tezleriyle birçok adım atmıştır. Aynı şekilde Türk devleti için de hem Türkiye’de hem de komşu ülkelerde özgür bir toplumun inşa edilmesine dair çeşitli öneriler sunmuştur. Ancak ne yazık ki Türk devleti tarafından somut ve olumlu adımlar atılmamıştır. Süreç yalnızca sınırlı görüşmelerle kalmış, tecrit kısmen hafifletilmiş, fakat umut hakkı, parlamentoda herhangi bir adım atılmadan ve anayasada bir değişiklik yapılmadan karşılık bulmamıştır.
Kürt partilerinin, Kürt halkının ulusal birliği için kendi aralarında ortak bir proje geliştirmesi ve birlikte büyük çalışmalar yürütmesi gerekmektedir. Kürt halkının birliği, partiler, bağımsız kişiler, sanatçılar, yazarlar, öğrenciler, avukatlar ve toplumun tüm kesimlerini kapsamalıdır. Bu birlik, özgür ve demokratik bir toplum inşa etmek ve çevremizdeki toplumları da Kürt toplumunun demokratik yapısından etkileyebilmek açısından büyük önem taşımaktadır. Önder Apo’nun görüşleri çok önemlidir, çünkü bu görüşler Ortadoğu’daki tüm sorunların çözümüne etki edecek niteliktedir. Bizler, Önder Apo’nun fikirleri doğrultusunda Ortadoğu’da yalnızca Kürt halkının değil, tüm halklara öncülük etmeyi hedefliyoruz.
*Ulusal birlik konusunda Kürt kadınının omuzlarına düşen rol ve misyon nedir?
Dünya genelinde ve özellikle Ortadoğu’da kadınların önemli bir rolü vardır, kadın hareketleri de bulunmaktadır. Ancak Kürt kadınları, hem düşünce hem de mücadele açısından kendine özgü farklılıklar taşımaktadır. Kürt kadını özgürlüğe tutkuyla bağlıdır, köleliği kabul etmez ve toplumun yükünü omuzlayan bir yapıdadır. Bu nedenle Kürt toplumunda her zaman öncü bir rol üstlenmiştir. Tarihten günümüze kadar Kürt kadınları sürekli olarak öncülük yapmıştır. Rojava Kürdistanı’ndaki 19 Temmuz Devrimi de “kadın devrimi” olarak bilinmektedir. Kadın hareketleri “Yekîtiya Star” adıyla kurulmuş, daha sonra Kongra Star olarak yeniden yapılandırılmıştır. Kadın evleri, kadın komünleri kurulmuş, ayrıca genel hareketler içinde de kadınlar bağımsız şekilde örgütlenmiştir. Gençlik hareketi içinde de Genç Kadın Birliği gibi yapılar oluşmuştur. Özerk Yönetim’de kadın kotası yüzde 50 olarak belirlenmiş ve Toplumsal Sözleşme içinde kadınlara geniş bir yer ayrılmıştır. Dışarıdan gelen saldırı, plan ve projeler halkımızı ortadan kaldırmayı hedeflese de, yürüttüğümüz mücadele yeterli değildir, bu nedenle daha fazla örgütlenmemiz gerekir.
Öz örgütleme, halklar için hem önemli hem de zorunlu bir ihtiyaçtır. Örgütlenme aynı zamanda özgür düşüncenin bir ifadesidir. Kadınların kendini örgütleyebilmesi için siyasi, kültürel ve bilimsel alanlarda güçlü bir varlık göstermesi büyük önem taşır. Kadınların tüm kurumlar içinde daha güçlü ve etkin bir şekilde örgütlenmesi gerekir, bu süreçte kadınlara destek verilmelidir. Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), dünyanın en büyük terör örgütlerinden biri olan DAİŞ’e karşı kendi gücüyle direnmiş ve onun saldırılarını kıran ilk kadın güçlerinden biridir. Kürt kadınları bu süreçte öncü bir rol üstlenmiştir. Bu nedenle YPJ’nin güçlenmesine destek verilmesi ve kadınların diplomatik alandaki etkinliğinin artırılması önemlidir. Böylece kadınların sesi ve gücü daha güçlü ve etkili bir şekilde temsil edilebilir.
Farklı etnik topluluklardan kadınlar da mücadeleye katılmıştır. Ancak biz Kürt kadınları kaybedersek, Arap kadınları Kürt kadınlarına göre çok daha ağır bir kayıp yaşayacaktır. Çünkü Arap kadınlar daha fazla şiddete maruz kalmaktadır. Onlar kurtuluşlarını Kürt kadınlarının mücadelesinde görmüştür. Kürt kadınları devrime öncülük etmiş ve özellikle Tebqa, Rakka, Minbic ve Dêrazor bölgelerinde Arap kadınların da öncülüğünü üstlenmiştir. Kadınlar olarak aldatma, karalama ve manipülasyon tuzaklarına düşmemeliyiz. Kadınların ruhu, varlığı, dili ve bilinciyle toplumu bu derin krizden çıkarabiliriz.
*Kürdistan Ulusal Kongresi olarak Ulusal Birlik konusunda yürüttüğünüz çalışmalar ve çabalar nelerdir?
İçinde bulunduğumuz süreç için ulusal bir konferans düzenlenmesi gereklidir. Bu, toplumumuzun genel talebidir. Kürt ulusal birliği ruhu, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê mahallelerine yönelik ağır saldırılar sırasında ortaya çıkmıştır. Kürt halkı tüm bileşenleriyle ayağa kalkmış ve Rojava Devrimi’ne destek vermiştir. Çünkü Rojava Devrimi’nin kazanımlarının kaybedilmesi, aslında tüm Kürdistan’ın kaybı anlamına gelmektedir.
Kürdistan Ulusal Kongresi olarak birçok çalışma ve faaliyet yürütmekteyiz. Ulusal bir konferans düzenlenmesi için diaspora, Federal Kürdistan’da, Rojava’da ve Rojhilat Kürdistan’da çeşitli bölgelerde toplantılar başlatmış durumdayız. Ayrıca Kürt şahsiyetler, partiler ve örgütlerle görüşmeler gerçekleştiriyor, onların görüşlerini alıyoruz. Amacımız bu konferansı düzenleyerek Kürtler için bir platform oluşturmak ve Kürt halkının haklarını güvence altına almaktır. Kürt halkı her yerde bu konferansın çatısı altında birleşerek tek güç, tek ses olarak ulusal birliklerini ilan etmelidir.
Rojhilat Kürdistan’da partilerin uzlaşması, Kürt halkının haklarının güvencesidir. Toplumun tamamı, haklarının barışçıl ve demokratik bir şekilde korunmasını istemektedir. Zaferi sağlamak için Kürt partilerinin birliklerini kalıcı hale getirmeleri gerekmektedir. Dış müdahalelere karşı ortak bir ruh ve tutumla hareket etmek büyük önem taşımaktadır.