Fas’ta kadın hakları savunucuları hedefte
Fas’ta kadın hakları savunucuları, hem sahada hem dijital alanda artan baskılarla karşı karşıya. Hak savunucuları, karalama kampanyaları, yargı süreçleri ve toplumsal baskıların kadınlar üzerinde “çifte yük” yarattığını belirtiyor.
Fas - Fas’ta kadın hakları savunucuları, şiddet ve ayrımcılıkla mücadele çalışmalarını sürdürürken, yasalarda yaşanan gelişmelere rağmen günlük pratikte derin zorluklar ve hem mesleki hem kişisel baskılarla karşı karşıya kalıyor. Bu durum, kadınların başkalarının haklarını savunurken ödedikleri bedeli yeniden gündeme getiriyor.
Kadın hakları alanında çalışan aktivistler ve sivil toplum temsilcileri, “Demokrasi İçin Genç Kadınlar” derneği ile “Sınır Tanımayan Avukatlar” iş birliğinde 14 Nisan günü düzenlenen bir panelde, Fas’ta insan hakları savunucularının karşı karşıya olduğu artan zorluklara dikkat çekti.
Dijital alanda baskı
Katılımcılar, bu zorlukların yalnızca geleneksel baskı biçimleriyle sınırlı kalmadığını, dijital alana da yayıldığını vurguladı. Aktivistlerin sistematik karalama kampanyalarına maruz kaldığı, itibarlarının ve özel hayatlarının hedef alındığı ifade edildi. Bu durumun, toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ile insan hakları faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların kesiştiği bir bağlamda ortaya çıktığı belirtildi.
Tartışmalarda ayrıca kadın savunucuların “çifte yük” ile karşı karşıya olduğu dile getirildi. Aktivistler, hem yürüttükleri hak mücadelesinin getirdiği baskılarla hem de özellikle kamusal alanda görünür olduklarında maruz kaldıkları toplumsal yargılarla mücadele etmek zorunda kalıyor.
Bu çerçevede katılımcılar, bazı hukuki ve toplumsal uygulamaların ifade özgürlüğü alanını daralttığını belirterek, kadın hakları savunucuları için daha güvenli bir ortamın sağlanması ve haklarının etkin biçimde korunması gerektiğini vurguladı.
Etkinlikte ayrıca kadın hakları savunucularının durumunu ele alan bir rapor sunuldu ve “Hakları Olmadan Hak Savunucuları” başlıklı belgesel gösterildi. Belgeselde, yargı süreçleri, karalama kampanyaları ve işten uzaklaştırma gibi farklı baskı biçimleriyle karşılaşan kadınların tanıklıklarına yer verildi. Bu uygulamaların, kadınların hak mücadelesini sürdürme kapasitesini doğrudan etkilediği ifade edildi.
Görünmeyen bir gerçekliği ortaya koymak
“Demokrasi İçin Genç Kadınlar” derneğinin genel sekreteri İbtisam Sabit, bu etkinliğin insan hakları savunucularına yönelik sürekli bir bağlılığın parçası olduğunu belirtti. İbtisam Sabit, dernek üyelerinin de aynı zamanda hak savunucusu olduğunu ve bu zorlukların bir kısmını doğrudan deneyimlediklerini ifade etti.
İbtisam Sabit, hazırlanan rapor ve belgeselin amacının çoğu zaman görünmeyen bir gerçeği ortaya koymak olduğunu vurgulayarak, bu gerçekliğin, yargı süreçleri ve karalama kampanyaları gibi baskı biçimlerini içerdiğini ve kadınların hak mücadelesine devam etme kapasitesini doğrudan etkilediğini belirtti.
Belgeselde çok sayıda kadının tanıklığına yer verilmesine rağmen tutuklu kadınların seslerinin yer almamasına da değinen İbtisam Sabit, “Bu mevcut koşullardan kaynaklanıyor. Bu nedenle tutuklu kadınlar fotoğraf ve isimleriyle sembolik olarak temsil edildi” dedi.
İbtisam Sabit ayrıca, tüm tutukluların serbest bırakılması, haklarında açılan davaların düşürülmesi ve kadın savunucular için gerçek bir koruma sağlayacak yasal çerçevenin oluşturulması çağrısında bulundu. Raporun ise daha çok derneğin doğrudan takip ettiği, özellikle tutuklama ve yargı süreçleriyle ilgili vakalara odaklandığını kaydeden İbtisam Sabit, karalama ve dolaylı baskı gibi diğer ihlallerin kapsam dışında kaldığını belirtti.
Dijital şiddet, sanal alanı aşan bir baskı
Panelde dijital şiddetin artışı da önemli başlıklardan biri oldu. Derneğin ulusal koordinatörü Meryem Huad, bu şiddetin yalnızca faaliyetleri değil, özel hayatı da hedef aldığını ve mahremiyet ihlallerine yol açtığını söyledi.
Meryem Huad, etkili koruma mekanizmalarının ve yeterli yasal düzenlemelerin bulunmaması nedeniyle birçok kadının güvensiz bir ortamda çalıştığını belirtti. Bu durumun bazı kadınları sessiz kalmaya ya da geri çekilmeye ittiğini ifade eden Meryem Huad, dijital şiddetin yalnızca mesleki değil, psikolojik ve kişisel dengeleri de etkilediğini vurguladı.
Hukuki güvencelere rağmen ‘çifte yük’
Toplantı kapsamında sunulan raporda, Fas’taki kadın hakları savunucularının anayasal güvencelere rağmen çok boyutlu baskılarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Bu baskıların yargı süreçleri, karalama kampanyaları ve özellikle dijital alandaki saldırıları kapsadığı ifade edildi.
Raporda, bu durumun hem hukuki hem toplumsal kısıtlamalarla birlikte ilerlediği ve kadınlar için güvenli olmayan bir çalışma ortamı yarattığı vurgulandı. Ayrıca bazı yasal düzenlemelerin belirli durumlarda ifade özgürlüğünü sınırlamak için kullanıldığına dikkat çekilerek, ulusal mevzuatın uluslararası standartlarla ne kadar uyumlu olduğu sorusu gündeme getirildi.
