Fas’ta sivil toplum aktivisti: Eşitlik çocuklukta başlamalı

Fas’ta kadınlar, çocukluktan itibaren başlayan eşitsizlik nedeniyle hem işte hem evde çifte yük taşıyor. Çözümün çocukluktan başladığını belirten İbtisam Tati, çocuklara özgüven geliştirme gibi temel yaşam becerilerinin öğretilmesi gerektiğini kaydetti.

HANAN HARITE

Fas- Fas’ta kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizlik, daha çocuklukta başlıyor ve yaşam boyu devam ediyor. Kız çocukları küçük yaşlardan itibaren ev işleri ve bakım sorumluluklarını üstlenmeye yönlendirilirken, erkek çocuklara ise daha fazla kişisel gelişim imkanı tanınıyor. Bu durum, toplumsal cinsiyet rollerini erken yaşta pekiştiriyor. Bu eşitsizlik yetişkinlikte de sürüyor. Kadınlar iş hayatına katılsalar bile ev içi sorumlulukların büyük kısmını taşımaya devam ediyor. Böylece birçok kadın için çalışma günü iş yerinde bitmiyor, evde ikinci bir mesaiyle devam ediyor.

‘Durmadan çalışmaya devam ediyorum’

Kazablanka’da yaşayan 38 yaşındaki Maryam B., bu eşitsizliğin günlük hayattaki karşılığını açıkça ortaya koyuyor. Günü, şafak sökmeden önce çocukları için kahvaltı hazırlamak ve işe gitmeden önce evi toparlamakla başlıyor. İşten döndüğünde ise çamaşır yıkamaktan akşam yemeği hazırlamaya, çocuklarının dersleriyle ilgilenmekten evin diğer ihtiyaçlarını karşılamaya kadar uzanan ikinci bir mesaiye başlıyor. Maryam B., “Bazen gün yetmiyormuş gibi hissediyorum. Sanki aynı anda iki hayat yaşıyorum, biri işte, diğeri evde. Eşim işten sonra dinlenebiliyor ama ben durmadan çalışmaya devam ediyorum” dedi.

Kadınlar av ve bakım işlerinde boğuluyor

Bu durum, uluslararası verilerle de doğrulanıyor. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre kadınlar, ücretsiz ev ve bakım işlerine erkeklerden belirgin şekilde daha fazla zaman ayırıyor. Bu eşitsizlik, eğitim, mesleki gelişim ve ekonomik istikrar fırsatlarını sınırlayarak toplumsal cinsiyetler arasındaki farkların kalıcı hale gelmesine yol açıyor. Planlama Yüksek Komisyonu'nun resmi verileri de Fas’ta benzer bir tabloya işaret ediyor. Buna göre kadınlar, ev içi ve bakım işlerine günde ortalama 4 saat 17 dakika ayırırken, erkekler yalnızca 38 dakika harcıyor. Bu da kadınların bu tür işlere erkeklerden yaklaşık altı kat daha fazla zaman ayırdığı anlamına geliyor.

Kadınlar kendilerine zaman ayıramıyor

Aynı çalışma, ev işlerinin eşit paylaşımının Fas’ta oldukça sınırlı olduğunu da ortaya koyuyor. Eğitimli çiftler arasında bile bu uygulamayı benimseyenlerin oranı yalnızca onda bir seviyesinde kalıyor. Bu sayısal fark, yalnızca görevlerin eşitsiz dağılımını değil, günlük yaşam üzerindeki etkilerini de gözler önüne seriyor. Erkekler dinlenme ve kişisel aktivitelere daha fazla zaman ayırabilirken, kadınlar ev işleri ve bakım sorumlulukları nedeniyle kendilerine zaman ayırmakta zorlanıyor.

İş ile ev işleri arasında çifte bir yük

Sivil toplum aktivisti İbtisam Tati, zamanın eşitsiz dağılımının çocuklukta başladığını ve yaş ilerledikçe ortadan kalkmadığını vurguladı. İbtisam Tati, “Bu eşitsizlik daha çocuklukta başlıyor ve zamanla kaybolmuyor. Aksine, kadınlar için ücretli iş ile ev işleri arasında çifte bir yüke dönüşüyor. Erkekler ise her zaman daha geniş bir kişisel zaman alanına sahip oluyor. Bu dengesizlik yalnızca kadınların fırsatlarını sınırlamıyor, aynı zamanda sürekli bir psikolojik baskı yaratarak aile içi ilişkileri de etkiliyor. Ancak şunu da görüyoruz ki, tüm aileler aynı değil. Bazıları artık sorumlulukları paylaşmaya dayalı daha dengeli bir model benimsemeye başlıyor” ifadelerinde bulundu.

Yeni bir neslin yetiştirilebilmesi için

Çözümün çocukluktan başladığını kaydeden İbtisam Tati, sosyalleşme biçimlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini dile getirerek, “Kız çocuklarına da erkek çocuklarla aynı özgürlük tanınmalı. Kendi zamanlarını yönetebilmeli, sadece hizmet eden değil, kendini geliştiren bireyler olarak yetişmeliler. Ama bu sadece kız çocuklarıyla ilgili bir mesele değil, tüm çocuklara, ayrım yapılmadan, eşyalarını düzenleme, ev işlerine katılma ve özgüven geliştirme gibi temel yaşam becerileri öğretilmeli. Aile içinde sorumlulukların paylaşılması, yalnızca kadınların üzerindeki yükü hafifletmez. Aynı zamanda kendi hayatını yönetebilen, daha dengeli ve bağımsız bireylerden oluşan bir neslin yetişmesine de katkı sağlar” diye kaydetti.