‘YPJ kimliğimizdir’
Ortadoğu’da derinleşen savaşların gölgesinde kadınlar, YPJ öncülüğünde hem cihatçı yapılara hem de erkek egemen sisteme karşı örgütlenerek özgürlük ve özsavunma mücadelesini büyütüyor.
Haber Merkezi- Dünyanın dört bir yanında hegemonik güçler ve iktidarlar tarafından kirli savaşlar yürütülüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Kapitalist Modernite Savaşı” olarak tanımladığı bu savaşın merkezlerinden biri de Ortadoğu’dur. Bu savaş giderek yayılıyor. Kuşkusuz çıkar savaşlarının topluma, gençlere ve kadınlara hiçbir faydası yoktur. Bu savaşların tamamı iktidar güçleri tarafından ekonomik, siyasi ve askeri çıkarlar doğrultusunda yürütülüyor; halkların ve kadınların iradesi, özgürlüğü ve demokrasisi için değil. Tamamen hegemonik güçlerin çıkarlarına göre belirleniyor.
Yürütülen bu savaşlar yalnızca birkaç hegemonik ya da uluslararası güç arasındaki çatışmalar değildir; aynı zamanda Ortadoğu’nun yeniden dizayn edilmesine yönelik kapsamlı bir savaştır. Erkek egemen zihniyetle yürütülen bu savaşta en büyük bedeli kadınlar ve çocuklar ile toplumun kendisi ödüyor.
Tarihi bilmek insanın kendini tanımasını sağlar
İnsan tarihi her yönüyle doğru bilmezse bugünü de doğru anlayamaz ve doğru yaşayamaz. Tarih bilgisinden yoksun olmak, yolunu kaybetmiş bir gemiye benzer; nereye gideceğini bilmez, dalgalar karşısında iradesiz kalır. Net bir vizyonu olmaz, aldığı kararlar tutarsız olur, dış müdahalelere açık hale gelir. Bu nedenle değersizleşir, ölçüsüz ve yönsüz kalır.
Tarihi bilmek, insanın kendini tanımasını, varlığının, kimliğinin ve yaşamının farkına varmasını sağlar. Toplum için, özellikle de kadınlar için kendi tarihini bilmek, onu ayırt etmek ve bu bilgiyle yaşamını kurmak insan varlığının en önemli meselelerinden biridir.
Egemen erkek, kadını kendi sistemi içinde tanımladı
Ne var ki tarih çoğu zaman iktidarlar tarafından çarpıtıldı. Bu durum özellikle kadının inkarı üzerinden gerçekleşti. Kadının tarihi yazılmadı; yok sayıldı ve çarpıtıldı. Bu nedenle iktidar aklına göre tarih, geçmişte yaşanıp bitmiş olaylardan ibaret hale getirildi. İktidar zihniyeti tarih boyunca bölme ve parçalama üzerinden tarihe yaklaştı. İnsanlık ve tarih birbirinden koparıldı.
Egemen erkek, kendi zihniyetine göre kadının yaşamını, bilincini, kimliğini ve varlığını denetim altına aldı; inkar etti ve çarpıttı. Kendi sistemini bu inkar ve yok sayma üzerine kurdu ve sürdürdü. Bu nedenle kadının en büyük ihtiyacı kendini tanımaktır. Kendi tarihinin inkârı ve yok edilmesine karşı arayışçı ve mücadeleci olması gerekir.
‘Kendini YPJ ile örgütle’
19 Temmuz 2012’de başlayan Rojava Devrimi ile birlikte kadınlar da devrim içinde büyük emek ve çaba sahibi oldu. Rojava Devrimi’yle Kürt kadınının mücadelesi ve direnişi dört parçada yankı buldu. Kürt kadınları, radikal cihatçı çetelere karşı adım adım devrime katıldı. Kadınların güçlü katılımı sonucu 23 Şubat 2013’te YPG bünyesinde Kadın Taburu kuruldu. Tamamı kadınlardan oluşan ilk tabur, Efrîn’in Cindirês bölgesinde “Şehîd Rukan Taburu” adıyla ilan edildi.
Efrîn’den sonra Dirbêsiyê’de Şehîd Berçem Taburu, Dêrik’te Şehîd Sozdar Taburu ve 8 Mart’ta Qamişlo kentinde düzenlenen törenle Şehîd Edalet Taburu kuruldu. İlk askeri akademi de Dêrik’te “Şehîd Şîlan Askeri Akademisi” adıyla açıldı.
Kürt kadınlarında gelişen özsavunma bilinciyle, kadınlar topraklarını, yurtlarını ve toplumlarını korumak için devrime yöneldi ve insanlık devriminde öncülük rolü üstlendi. Kadınlar savaşta öncü rol oynadı. Bu nedenle Kürt kadınının örgütlenmesi ve özsavunma gücünü kurması ihtiyacı ortaya çıktı. Bu doğrultuda 2 Nisan’da “Kendini YPJ ile örgütle” sloganıyla ilk konferans düzenlendi.
Kuşkusuz YPJ, Kürt kadın özgürlük hareketinin mirasıdır. Kadın özgürlük paradigması temelinde kuruldu, örgütlendi ve bir kadın ordusu haline gelerek dünya kadınlarının temsilcisi oldu. Gücünü, iradesini ve düşüncesini Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasından aldı. Bu yaklaşım dünya kadınları üzerinde güçlü bir etki yarattı. Dünyanın birçok kıtasından enternasyonalist savaşçılar YPJ saflarına katıldı.

YPJ 2013 yılında kuruldu
Kadın yaşamın tüm alanlarında inkar edildi ve edilmeye devam ediyor. Kadın, görünür bir varlık olarak kabul edilmedi. Egemen erkek sistemi, kadının inkarı ve yok sayılması üzerine kuruldu. Bu zihniyet binlerce yıldır sürüyor. Ancak her dönemde bu erkek egemen zihniyete karşı kadınların direnişi gelişti. Bu adımlardan biri de YPJ’nin kuruluşu oldu.
YPJ, 4 Nisan 2013’te kadınların, yaşamın ve toplumun inkarı ve yok edilmesine dayanan sisteme karşı; insanlığın değerlerini, ölçülerini ve varlığını savunma hareketi olarak kuruldu. Demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma temelinde oluşturuldu. Radikal cihatçı güçlere karşı kadınların ve toplumun özsavunma gücü haline geldi.
‘YPJ, ataerkil zihniyete ve iktidarcı sisteme karşı kuruldu’
El Nusra, IŞİD ve HTŞ gibi selefi-cihatçı örgütlere karşı kadınların mücadele gücü olarak örgütlendi. Güçlü bir politik, örgütsel ve ideolojik zemin üzerinde kuruldu. YPJ komutanlarından Barîn Dilbîrin, YPJ’nin kuruluşuna ilişkin şunları söyledi:
“YPJ’nin kurulmasına ihtiyaç vardı. Kadınları hedef alan DAİŞ gibi güçlere karşı savaşmak ve kadın haklarını korumak gerekiyordu. Sadece kadınlar değil, Suriye halklarının tamamı onların saldırılarının hedefi haline gelmişti. Rojava da bu saldırılarla karşı karşıyaydı. Bu nedenle bir kadın ordusunun kurulmasına ihtiyaç duyuldu. YPJ, Ortadoğu ve dünyanın tüm kadınlarını bünyesinde barındırıyor. YPJ, ataerkil zihniyete ve iktidarcı sisteme karşı kuruldu.”
‘Devrimimiz kadın devrimi ve YPJ ile tanınıyor’
Barîn Dilbirîn, mücadeleci kadınların cesareti ve fedakarlığıyla IŞİD tarafından işgal edilen birçok bölgenin kurtarıldığını ve bu bölgelerdeki kadınların ataerkil zihniyetten özgürleştirildiğini belirtti. Dilbirîn şunları söyledi:
“En çok kadınların bedeni ve düşüncesi hedef alınıyordu. Bu nedenle kadın ordusu kuruldu, kadınlar örgütlendi ve kurumlarını inşa etti. Kadınlar artık ordunun komutanları ve öncüleri haline geldi ve bu ordu dünya çapında tanınıyor. Bölgede yaşayan tüm halklar YPJ içinde yer alıyor; yalnızca Kürtler değil. Devrimimiz kadın devrimi ve YPJ ile tanınıyor. Kadınlar dünyada görülen birçok kazanım elde etti. Ordunun büyümesiyle kadınların örgütlenmesi de güçlendi. Mevcut sistemlerde parçalanan kadınlar, YPJ ile yeniden kimliklerini kazandı. Bir sistemde kadın yoksa o sistem demokratik kurulamaz.

‘Kadını yok eden iktidara karşı kadınların kimliği YPJ oldu’
Kuşkusuz YPJ, tüm toplumsal kesimlerin kimliği haline geldi. YPJ yalnızca askeri bir güç değil; örgütlü, iradeli, kendini tanıyan ve özgür kadın düşüncesi temelinde mücadele eden kadının kimliği oldu. Bu nedenle farklı halklardan kadınlar YPJ’de kendilerini gördü. YPJ onların kimliği, örgütlü gücü ve varlığı haline geldi. YPJ, kadını yok sayan ve inkâr eden iktidar anlayışına karşı mücadele eden kadınların kimliği oldu. Aynı zamanda kadınların politik, kültürel, örgütsel, ideolojik, toplumsal ve etik gücü olarak tanımlandı.”
‘YPJ kadınlara ruh ve yaşam veriyor’
Arap halkından YPJ savaşçısı Alaa Zagros, YPJ’ye katılımına ilişkin, “2018’den bu yana YPJ saflarında yer alıyorum. YPJ kadınlara ruh ve yaşam veriyor, kadınlara değer ve saygı kazandırıyor. Bu durum YPJ’yi yakından tanıma isteğimi artırdı. Kadını küçümseyen, üzerinde egemenlik kuran ve şiddet uygulayan bir Arap toplumundan geliyorum. Kadınların rolünün görülmediği bir toplumdu. Kadının kendisine çizilen sınırların dışına çıkmasına izin verilmiyordu. YPJ’ye katıldıktan sonra hem kendimi hem çevremi daha iyi tanıdım. Eğitimler aracılığıyla Rêber Apo’nun fikirlerini öğrendim. Her gün kişiliğimi geliştirdim” ifadelerini kullandı.
‘YPJ her kadın için tarihsel bir fırsattır’
Alaa Zagros, YPJ’nin yaşam anlayışlarını değiştirdiğini ve demokratik bir yaşam sunduğunu belirterek şöyle devam etti:
“İnsan YPJ içinde kendi varlığını fark ediyor. Tüm zorluklara rağmen YPJ ve yaşamla bağım daha da güçleniyor. YPJ her kadın için tarihsel bir fırsattır ve bunu kaçırmamalıyız. Birçok arkadaşımı kaybettim, şehit düştüler. Bu nedenle asla geri adım atmayacağım. Teslimiyeti kabul etmiyoruz. YPJ’nin amacı kadın ve yaşamı özgür kadın bilinciyle yeniden inşa etmektir. Kadınların varlığını ve kimliğini savunan bir güç haline gelmiştir. Bu nedenle tüm kadınları temsil ediyor.”
‘Haklarımız Suriye Anayasası’nda güvence altına alınana kadar’
Kadınlar, YPJ’nin kendileri için yarattığı gerçekliği gördüklerini belirtiyor. Genç kadın Solîn Mihemed, YPJ mücadelesine dikkat çekerek, “YPJ kadın özgürlüğü için benzersiz bir mücadele yürüttü. Kadınlar her alanda rolünü oynadı. Haklarımız Suriye Anayasası’nda güvence altına alınana kadar mücadelemizi sürdürmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘YPJ hegemonik güçlere karşı kuruldu’

Kadınlar, YPJ’nin hegemonik güçlerin sistemine karşı kurulduğunu ve kadınların özgürlüğünü esas aldığını vurguladı. Bu konuyla ilgili genç kadın Emîna Hisên de Rojava Devrimi’nde kadınların rolüne dikkat çekerek şunları söyledi:
“Kadınlar Rojava Devrimi’nin başlangıcından bugüne kadar her alanda önemli bir rol oynadı. Bugün Rojava kadınları karar sahibidir. Kadınlar eşsiz bir mücadele yürüttü. Bu devrim bir kadın devrimi oldu. Bu nedenle haklarımız Suriye Anayasası’nda güvence altına alınana kadar mücadele ve direnişimizi sürdürmeliyiz. YPJ, Rojava Kürdistanı devriminin kimliğidir. YPJ, binlerce yıllık ataerkil sisteme karşı dünya kadınlarının mücadelesi ve direnişinin gücü oldu. Ataerkil zihniyete karşı binlerce yıllık bir hesaplaşma yürüttü. Bu savaş kadınların ve kadınların yarattığı tüm değerlerin savunulmasıdır. Rojava Kürdistanı’nda YPJ öncülüğünde gelişen devrim, büyük değişimler yarattı. Bu devrim, kadın ve yaşamı yok eden erkek egemen zihniyete karşıdır. YPJ gerçekte hegemonik güçler sistemine karşı ahlaki ve politik toplumun yeniden inşasının gücü oldu.”
‘Yeni Suriye’de kadın olmazsa bu nasıl yenilenme olacak?’
Emîna Hisên, YPJ’nin kadın düşmanı güçlere karşı bir yanıt olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Kadını katleden, öldüren, yağmalayan ve işgal eden erkek ordularına karşı; inşa eden, herkesi kapsayan, yaşamı etik ve estetik bilinç temelinde kuran bir kadın ordusu ortaya çıktı. Rojava Kürdistanı’nda YPJ şahsında binlerce yıllık iktidar sistemi sarsıldı. Bugün HTŞ gibi cihatçı güçler YPJ’nin ordu içindeki varlığını kabul etmiyor. Kadın ordusunun kabul edilmemesi, kadın varlığı ve kimliğinin reddedilmesidir. Yeni bir Suriye ve yeni bir anayasa tartışılıyor. Peki bu yeni Suriye’de kadın olmazsa bu nasıl yenilenme olacak? Kadının varlığı ve kimliği kabul edilmezse bu yeni Suriye’nin amacı ne olacak?”
Emîna Hisên, YPJ’nin kadınlar için yarattığı güce de dikkat çekerek “YPJ çocuklarımızdır, biz her zaman çocuklarımızın yanındayız. YPJ güçlü bir inanç ve iradeye sahiptir. En vahşi güç olan DAİŞ’e karşı çocuklarımız bu inanç ve kararlılıkla zafer kazandı” dedi.
Fadiye Silêman da YPJ’nin dünya kadınlarının direniş ve mücadelesinin sembolü haline geldiğini belirterek, “YPJ bizim özsavunma gücümüzdür, her zaman kendi gücümüzle ayakta duracağız” diye ifade etti.

‘HTŞ sistemi kadın örgütlenmesinin entegre edilmesini kabul etmiyor’
YPJ komutanlarından Barîn Dilbirîn, cihatçı grupların kadın varlığını kabul etmeyen zihniyetine dikkat çekerek şunları dile getirdi:
“Onlar ataerkil ve iktidarcı zihniyetle örgütlendikleri için kadınların varlığını kabul etmiyor. Tarih boyunca kadın kahramanlar ortaya çıktı ve iktidar zihniyetine karşı direndi. Hegemonik güçlere teslimiyeti kabul etmedi. Özgür ve barış içinde yaşamak için birçok kadın canını feda etti ve bu mücadele bugün de sürüyor. HTŞ sistemi kadın örgütlenmesinin kendi yapıları içinde yer almasını kabul etmiyor. Ancak bu karar mücadelemizi durdurmayacak. Mücadelemiz daha da güçlenecek ve mevcut sistemler içinde kendi gücümüz ve kurumlarımızla yer alacağız.”
‘Diğer bölgelerde varlığımızı güçlendirmeye çalıştık’
Barîn Dilbirîn sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu yolda canlarını feda eden arkadaşlarımızın tüm hayalleri, Kürt halkının ve özellikle kadınların kimliğinin tanınmasıydı. Biz de onların izindeyiz ve bu hayalleri gerçekleştirmek için ağır bedeller ödeyeceğiz. Özgürlük kolay elde edilen bir şey değil; ağır bedeller ister ve biz bu bedelleri ödemeye hazırız. Kurtardığımız bazı bölgelerden çekilmemiz istendi, ancak bu zayıfladığımız anlamına gelmez. Diğer bölgelerde varlığımızı güçlendirmeye çalıştık. YPJ olarak mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz ve tüm özgürlük isteyen kadınlara ulaşacağız. Nerede ihtiyaç varsa orada olacağız. Örgütlülüğümüzü daha da güçlendirecek, Suriye’deki mevcut sistemin zihniyetini kabul etmeyecek ve kimliğimizi ile toprağımızı korumak için direneceğiz.”