DFG Raporu: Basın özgürlüğü Mart’ta sistematik şekilde kısıtlandı
Dicle Fırat Gazeteciler Derneği raporuna göre Mart ayında gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve dijital sansür uygulamaları arttı; tutuklu gazeteci sayısı 31’e yükseldi, basın özgürlüğü sistematik şekilde kısıtlandı.
Haber Merkezi- Türkiye’de basın özgürlüğü Mart ayında ciddi baskılarla karşı karşıya kaldı. Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) tarafından yayımlanan Mart Ayı Hak İhlalleri Raporu, gazetecilere yönelik gözaltı, tutuklama ve dijital sansür uygulamalarının arttığını ortaya koyuyor.
Rapora göre Mart ayında 5 gazeteci gözaltına alınırken 2 gazeteci tutuklandı; böylece tutuklu gazeteci sayısı 31’e yükseldi. Dijital medyada 53 hesap ve 75 içerik engellendi.
Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından kaygı verici gelişmelerin yoğunlaştığı bir dönem olarak Mart ayının öne çıktığına dikkat çekilen raporda, “Demokratikleşme yönünde adımların beklendiği bir süreçte, gazetecilere yönelik hak ihlallerinin artarak devam etmesi, basın özgürlüğünün yapısal bir baskı altında olduğunu göstermektedir. Nitekim Şubat ayında 6 gazetecinin tutuklanmasının ardından, Mart ayında da 5 gazeteci gözaltına alınmış ve 2 gazeteci yaptıkları haberler gerekçe gösterilerek tutuklanmıştır” ifadelerine yer verildi.
‘Yasanın etkisi görünür hale geldi’
Kamuoyunda “Dezenformasyon Yasası” olarak bilinen yasal düzenlemenin gazetecilik faaliyetleri üzerindeki etkisi daha görünür hale geldiğinin altı çizilen raporda, şöyle denildi:
“Özellikle ‘yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçlamasının muğlaklığı, gazetecilerin haber yapma pratikleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratmaktadır. 15 Mart 2026 tarihinde gazeteci Bilal Özcan’ın, 21 Mart 2026 tarihinde ise BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın benzer suçlamalarla gözaltına alınıp tutuklanmaları, söz konusu düzenlemenin pratikte nasıl uygulandığını göstermesi açısından dikkat çekicidir.”
Gazetecilerin haber takibi engelleniyor
Gazetecilerin sahadaki haber takip faaliyetlerinin sistematik biçimde engellendiği belirtilen raporda, “Kamuoyunun yakından takip ettiği Ekrem İmamoğlu davası sürecinde gazetecilerin duruşmaları izlemelerinin engellenmesi ve 19 Mart tarihinde Saraçhane’de gerçekleştirilen eylemleri takip eden gazetecilere yönelik müdahaleler, bilgiye erişim hakkının ihlal edildiğini ortaya koymaktadır. Toplamda 5 ayrı olayda gazetecilerin haber takibinin engellenmiş olması, bu durumun istisnai değil, süreklilik arz eden bir uygulama haline geldiğini göstermektedir. Öte yandan, gazetecilere yönelik baskılara karşı düzenlenmek istenen ‘Gazetecilere Özgürlük’ yürüyüşüne izin verilmemesi, ifade ve toplanma özgürlüğünün de sınırlandırıldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, yalnızca gazetecilik faaliyetlerinin değil, aynı zamanda bu faaliyetlerin savunulmasının da engellendiğine işaret etmektedir” denildi.
Erişim engelleri
Raporda dijital sansüre de yer verildi:
“Mart ayının önemli gündemlerinden biri olan Newroz kutlamaları da basın özgürlüğü bağlamında ihlallerle ilişkilendirilmiştir. Yüksek katılımla gerçekleşen kutlamalar sonrasında çok sayıda kişi gözaltına alınırken, buna paralel olarak basın kuruluşları ve gazetecilerin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiştir. Yeni Yaşam Gazetesi, Jinnews ve Ajansa Welat’ın X hesapları ile Mezopotamya Ajansı’nın sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi; dijital alanda da sansür mekanizmalarının yoğun biçimde kullanıldığını göstermektedir. Mart ayı boyunca toplam 53 hesap ve 75 içeriğe erişimin engellenmiş olması, bu alandaki müdahalelerin boyutunu ortaya koymaktadır.”
3 gazeteciye 9 yıl 1 ay ceza
Yargısal süreçlerin de gazeteciler üzerinde devam ettiği vurgulanan raporda, “Mart ayında 3 gazeteci hakkında yeni soruşturma başlatılmış, 5 gazetecinin dosyası davaya dönüştürülmüş ve 24 gazetecinin yargılaması sürmüştür. Ayrıca 3 gazeteciye toplam 9 yıl 1 ay hapis cezası verilmesi, yargı süreçlerinin gazetecilik faaliyetleri üzerinde cezalandırıcı bir araç olarak kullanıldığı yönündeki endişeleri artırmaktadır” bilgileri paylaşıldı.
Basın özgürlüğü sınırlanıyor
Raporun devamında şu değerlendirme yapıldı:
“Genel olarak değerlendirildiğinde, Mart 2026 dönemi; gazetecilerin mesleki faaliyetlerini özgürce yerine getirme haklarının ciddi biçimde ihlal edildiği bir dönem olmuştur. Gözaltı ve tutuklamalar, sahadaki fiziksel müdahaleler, dijital sansür uygulamaları ve yargısal baskılar, basın özgürlüğünün çok boyutlu ve sistematik biçimde sınırlandırıldığını göstermektedir. Bu gelişmeler, ifade ve basın özgürlüğü ile adil yargılanma hakkı bağlamında hem ulusal hukuk hem de uluslararası insan hakları standartları açısından ciddi bir gerilemeye işaret etmektedir. Tutuklu gazeteci sayısının 31’e yükselmiş olması, mevcut tablonun vahametini artırmaktadır.”