Tunus’ta kadın katliamları artıyor: Toplumsal farkındalık hayati önem taşıyor
Tunus’ta kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar artarken, feminist aktivist Wassila Mliki, özellikle aile içinde başlayan ve sosyal olarak normalleştirilen şiddetin kadınları etkilediğini belirterek, farkındalık yaratmanın hayati önem taşıdığını vurguladı
ZOUHOUR MECHERGUI
Tunus – Tunus’ta kadına yönelik şiddet ve katliamlar artış gösterirken, sivil toplum örgütleri, şiddeti önleme ve farkındalık yaratma çabalarına rağmen kaynak yetersizliği nedeniyle tüm kadınlara ulaşamıyor. Bazı kadınlar, şiddetin normal kabul edildiği çevrelerde büyürken, çoğu sosyal damgalanma veya aile üyelerini dava etmenin getireceği olası tepkilerden çekinerek şiddeti bildiremiyor.
Yılın sadece iki ayında, çoğu eşleri tarafından olmak üzere beş kadın katledildi. Aktivistler bu durumu “kadın katliamı” olarak nitelendiriyor. Kadınların Sesleri Derneği, bu olayları hükümetin ve kamu politikalarının kadınları yeterince koruyamamasının sonucu olarak değerlendiriyor ve bu katliamların basit “aile içi anlaşmazlıklar” olarak küçümsenemeyeceğini vurguluyor.
Tunus’taki Kadınlara Karşı Şiddetle Mücadele Ulusal Gözlemevi, özellikle bayramlar, okul dönemi başlangıçları ve tatiller gibi belirli dönemlerde kadınlara yönelik şiddetin arttığını tespit etti. Ancak kadın hakları örgütleri, şiddetin yalnızca bu dönemlerle sınırlı olmadığını, aksine birçok kadının günlük yaşamında sürekli karşılaştığı bir sorun olduğunu vurguluyor.
‘Kız çocukları geleneksel sosyal roller içinde yetiştiriliyor’
Feminist aktivist Wassila Mliki, Tunus’ta kadınlara yönelik şiddetin çoğunlukla aile içinde yaşandığını belirterek, “Bir kız çocuğu, şiddetin sembolik olarak uygulandığı ve ayrımcılığa maruz kaldığı bir aile ortamında büyüyorsa, bu davranışın normal olduğu fikrini içselleştiriyor. Sosyalizasyon da bu kalıpların yeniden üretilmesine katkıda bulunuyor. Kız çocukları geleneksel sosyal rollere göre yetiştiriliyor ve okulda, oyun kalıpları veya davranış beklentileri üzerinden erkek egemenliğiyle ilişkilendirilen aynı algılar tekrar ediliyor” dedi.
Şiddetin normalleştirildiğini kaydeden Wassila Mliki, “Bu süreç, şiddete karşı bilinçsiz bir hoşgörü yaratıyor ve olgunun görünmez şekilde normalleşmesine yol açıyor. Bu yetiştirme tarzı, genç kadınların şiddeti içselleştirmesine neden oluyor. Evlenince yanlış birini seçiyor, babasına ve erkek kardeşine benzeyen bir eş seçiyor. Ve şiddete maruz kaldığında bunu normal kabul ediyor, çünkü kendisi de daha önce istismara uğramış ve bunda yanlış bir şey görmemişti” ifadelerinde bulundu.
‘Katliamlar tekil olaylar değil’
Tunus dizilerinde yaratılan algıya dikkat çeken Wassila Mliki, sözlerine şöyle devam etti:
“Tunus dizilerinde bile kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar, sıradan aşk hikayeleri veya kıskançlık öyküleri gibi gösteriliyor. Bu durum beni çok endişelendiriyor, çünkü bu diziler, bu suçları kınamadan veya ciddiyetini kabul etmeden, adeta haklı ve rasyonel bir şekilde sunuyor. Oysa şiddet çok ciddi bir sonuç doğurabiliyor, katliama kadar gidebiliyor. 2017 tarihli 58 sayılı kanun kadınları korumayı hedefliyor ama bu suçlar hala caydırıcı bir şekilde durdurulamıyor. Benim gözümde bu katliamlar tekil olaylar değil, çocukluktan başlayan, içselleştirilen ve sosyal olarak kabul edilen, hatta normalleştirilen bir şiddetin ürünü.”
‘Şiddeti engellemek için farkındalığı artırmak hayati bir adımdır’
Son yıllarda Tunuslu kadınlara yönelik şiddet ve katliam vakalarındaki artışa dikkat çeken Wassila Mliki, “2025 yılında 30 kadın katledildi ve bunların çoğu yakın partner, eş veya aile üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Bu, şiddetle mücadelede öncü bir yasa çıkaran bir ülke için çok ciddi bir sorun. Annelerin, kızlarına küçük yaştan itibaren kendilerine yönelik şiddeti reddetmeyi, aile içinde bunu kabul etmemeyi ve uygulamamayı öğretmesi çok önemli. Böylece bu davranışlar içselleştirilmez ve kadınlara yönelik muamele asla normal veya kabul edilebilir görülmez. Bu ihlalleri sona erdirmek ve bazı durumlarda katliama kadar tırmanabilen şiddeti engellemek için farkındalığı artırmak hayati bir adımdır” diye belirtti.