Yedi yıldır Süveyda’da yaşıyor: Burada din veya mezhep farklılıkları asla sorgulanmıyor

Süveyda’da yedi yıldır küçük bir dükkan işleten Yasmin Amin, kriz dönemlerinde kadınlar ve halkın dayanışmasının sürdüğünü vurgulayarak, “Din veya mezhep farklılıkları asla sorgulanmıyor, her şey insani temellere dayanıyor” diyor.

ROCHELLE JUNİOR

Süveyda- Dürzi, Sünni ve Hristiyan topluluklarının birlikte çoğunluğu oluşturduğu Suriye’nin Süveyda şehrinde, tarih boyunca farklı dini ve mezhepsel gruplar bir arada yaşamayı başardı. Bölgede yıllarca süren güçlü insan ilişkileri, toplumsal bağlılıkları aşarak bütünleşik bir sosyal doku oluşturdu. Son dönemde yaşanan şiddet olayları ve mezhepçi söylemler, özellikle sivillerin hedef alındığı saldırılarla birlikte, bu uyumun ne ölçüde etkileneceği sorularını gündeme getirdi. Ancak yerel tanıklar, en zor koşullarda bile Süveyda halkının dayanışma ve karşılıklı destek değerlerine bağlı kaldığını aktarıyor.

‘Koşullar sınıflandırmayı dayatıyor’

Yedi yıldır Süveyda’da yaşayan Yasmin Amin, topluluk içindeki ilişkilerin gücünü kendi deneyimiyle anlatıyor. Yasmin Amin, kuzeniyle birlikte Süveyda’da küçük bir işletme açtığını ve din veya mezhep farklılıklarının asla sorgulanmadığı, tamamen insani temellere dayalı bir ortamda hızla kabul gördüklerini söylüyor. Son olaylar sonrası değişen şeyin insanların davranışları olmadığını, sadece daha önce gündelik yaşamda önemsenmeyen mezhepsel bağlılıkların farkına varıldığını ifade eden Yasmin Amin, “Artık kimin Sünni, kimin Dürzi olduğunu biliyoruz, ancak bu insanların değişmesinden değil, koşulların bu sınıflandırmayı dayatmasından kaynaklanıyor” diyerek ilişkilerin aynı saygıya dayalı şekilde sürdüğünü vurguluyor. Süveyda’da deneyimi farklı topluluklar arasında kurduğu bağa dikkat çeken Yasmin Amin, “Saldırıların yoğunlaştığı dönemde Dürzi aileler Sunni olduğumu bilmelerine rağmen, güvenliğimden endişe ederek beni evlerine kabul ederek koruma altına aldılar. Korktuğum zamanlarda beni onlar rahatlattılar” diyor.

‘Bağlar daha da güçleniyor’

Yasmin Amin’in deneyimi sadece kişisel bir gözlem değil, Süveyda’daki Sünni ve Dürzi aileler arasındaki uzun süredir devam eden ilişkilerin bir yansıması. Sünni aileler on yıllardır bölgede yaşıyor, yerel toplulukla güçlü komşuluk ve çalışma bağları kurmuş, sevinçlerini ve üzüntülerini paylaşarak dokunun ayrılmaz bir parçası olmuşlardır. Yasmin Amin, bu bağların kriz döneminde zayıflamadığını, aksine daha da güçlendiğini ve toplumsal bütünleşmeyi pekiştirdiğini dile getiriyor.

‘Kadınlar önemli bir rol oynuyor’

Süveyda’da kadınların rolüne vurgu yapan Yasmin Amin, "Süveyda’da kadınların rolü, toplumsal bütünleşmenin korunmasında temel bir sütun olarak öne çıkıyor. Süveyda’daki kadınlar, aile bakımından kriz yönetimine ve dayanışma ruhunu geliştirmeye kadar çok yönlü rolleri nedeniyle ‘toplumun omurgası’ konumunda diyebiliriz. Kadınların kaygıları yatıştırmada, korkuları kontrol altına almada ve birlikte yaşama değerlerini yeni nesillere aktarmada çok önemli bir rol oynuyor” sözlerine dikkat çekti.

‘Dayanışmayla Süveyda halkı yeniden toparlandı’

Yerel toplulukta hakim olan yetiştirme tarzının, dini sınıflandırmalardan bağımsız olarak, insanlara ve ahlaklarına saygıya dayandığını kaydeden Yasmin Amin, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu, başkalarını kabul etme kültürünün oluşmasına katkıda bulundu. Buradaki insanlar çocuklarını aidiyet üzerine değil, nasıl etkileşim kuracakları üzerine yetiştiriyorlar. Saldırıların olduğu dönemlerde birçok acı ve kayıp yaşandı. Buna rağmen evlerin açılmasından kaynakların paylaşılmasına, etkilenen işletmelere destek verilmesine kadar büyük bir dayanışma örneği sergilendi. Bu dayanışmayla Süveyda halkı yeniden toparlandı ve ayağa kalktı. Komşular ve arkadaşlarım işletmemi yeniden açmama yardımcı oldu ve aramızda derin bir dayanışma bağı oluştu.”

Tüm saldırı ve yaşanan acılara rağmen Süveyda halkının birliğine bağlı kaldığının altını çizen Yasmin Amin, “Ortak tarih, güçlü aile bağları ve kadınların aktif rolü, topluluğun direncini güçlendirdi. Bu birliktelik sadece bir slogan değil, özellikle kriz zamanlarında belirginleşen günlük bir uygulama oldu” diyerek sözlerini noktaladı.