Newroz ve Kürtler: Her yıl yeniden doğan bir halk
Mitolojik anlatılardan günümüze uzanan kutlamalar, yasaklar ve baskılara rağmen her yıl milyonları buluşturan Newroz, toplumsal hafızayı ve özgürlük taleplerini canlı tutan güçlü bir simge olarak varlığını sürdürüyor.
SARYA DENİZ
Haber Merkezi- Newroz ya da farklı halkların dillerinde Nauryz, Navruz, Nawrouz, Nevruz, Nooruz, Novruz, Nowrouz olarak bilinen, Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Kafkaslar’dan Ortadoğu’ya kadar 3 bin yılı aşkın süredir kutlanıyor. Bu bayram sadece Kürt kültürüne özgü değil; kökleri, pagan kültürlerin baharın gelişini ve yeni yılın ilk gününü kutlama pratiklerine dayanıyor. “New-roz” yani “yeni gün” anlayışı, asırlar boyunca farklı topluluklar tarafından benimsenmiş bir gelenek. Ancak Kürtler açısından Newroz, basit bir doğa veya mevsim kutlaması değil; tarihsel ve siyasal bir anlam taşıyor; yıllar içinde direnişin ve her yıl yeniden doğuşun simgesi haline geliyor.
Zalimlere karşı direniş
Kürt mitolojisinde Demirci Kawa efsanesi üzerinden anlatılan Newroz, halkın doğanın nimetlerinden yararlanma hakkının, despot Dehaq karşısında kolektif bir mücadeleyle kazanılmasını simgeliyor. Bu bayram, Kürtler için “savaşıyoruz ve varız” anlayışının bir göstergesi olarak, insanın siyasal başarı ve özgürlükle ilişkili doğası üzerine inşa ediliyor. Efsaneye göre, Milattan Önce (MÖ) 612’de, Ninova’da yaşayan Asurlu Kral Dehaq, omuzlarında çıkan yılanlar nedeniyle ölümden kurtulmak için her gün bir gencin beynini yiyerek yaşamaya devam eder. Yıllarca bu zulme maruz kalan halk, Demirci Kawa öncülüğünde örgütlenir ve dağlardan inerek Dehaq’ın zulmüne son verir. Dehaq’ın iktidarının son bulduğu tarih ise 21 Mart’tır. O günden bu yana 21 Mart, zalimlere karşı ortaya konulan direnişin sembolü olarak kutlanıyor. Ateşler zalimlerin zulmüne karşı yakılıyor.
Kürtler için bu efsaneyle birlikte yıllar içinde Newroz yalnızca baharın dirilişi değil aynı zamanda toplumsal hafızanın, siyasal mücadele ve direnişin ete kemiğe bürünmüş bir hali, sembolü olarak karşımıza çıkıyor. 21 Mart günü harlanan ateşler bu mücadelenin görsel ve duygusal tezahürü olarak her yıl yeniden hayat buluyor.
BM listesine eklendi
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO), Newroz’u 2009’da Somut Olmayan Kültürel Miras olarak kaydetti. 2016’da Afganistan, Azerbaycan, Hindistan, İran, Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan ve Özbekistan’ın ortak girişimiyle İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının Temsili Listesi’ne eklendi. 2010 yılında ise BM Genel Kurulu, 21 Mart’ı “Uluslararası Nevruz/Newroz Günü” ilan ederek üye devletlere kültürün korunması ve kutlamaların teşvik edilmesi çağrısı yaptı. Ancak buna rağmen Türkiye’de bırakın teşviği engelleyici tutumlar ya da daha izole kutlamalar yapılması konusunda tutum alındı. Yasaklamalar, saldırılar ve izolasyona rağmen Kürtler kendi inisiyatifiyle her yıl Newroz’u kutlamaya devam etti. Newroz her yer de yaşamın ayrılmaz bir parçası haline getirdi.
Kitlesel kutlamalar ve yasaklamalar
Newroz, Kürt halkının tarih boyunca kültürel kimliğini, direniş ruhunu ve toplumsal taleplerini ifade ettiği en önemli simgesel gün olarak var oldu. Türkiye’de özellikle Amed başta olmak üzere birçok merkezde kitlesel kutlamalar gerçekleştirildi. Newroz, kültürel bir bayram olmanın ötesinde, aynı zamanda politik bir eylem, taleplerin dile getirildiği ve toplumsal hafızanın canlı tutulduğu bir mecra olarak öne çıktı. 1990’lı yıllardan itibaren Kürtlerin kitlesel olarak sokağa çıktığı Newroz kutlamaları, devletin uyguladığı yasaklar, polis müdahaleleri ve gözaltılarla karşı karşıya kaldı, kimi yıllar kanlı çatışmalara sahne oldu.
Kürtlerin iradesini gösterdiği bir alan
1991’den günümüze kadar geçen süreçte Newroz, baskı, yasak, gözaltı ve şiddet ortamlarında bile halkın iradesini göstermek için bir alan olmaya devam etti. Bu kutlamalarda, her yıl farklı bir sosyal ve politik gündem öne çıkarken, Kürtlerin barış, özgürlük, eşitlik ve demokratik hak talepleri kesintisiz bir şekilde dile getirildi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın mesajları, açlık grevleri, çözüm süreçleri ve Kürt meselesine dair siyasi gelişmeler, Newroz’un tarihsel hafızasında yer aldı. Newroz, hem Kürtlerin kimlik ve kültür mücadelesinin sembolü hem de toplumsal ve politik taleplerin ifade edildiği bir araç olarak tarihe damgasını vurdu. 1991 yılından bu yana Newroz’larda zulme karşı bir araya gelindi.
1991 Newroz’unda kan döküldü
90’lı yıllara kadar Newroz, Kürt partilerinin güçlü olduğu belli il ve ilçelerde kutlandı. 1990 yılında daha kalabalık kutlanmaya başlandı. Kürt kimliğinin yasak olduğu bu yıllarda Kürtlerin sokağa çıkmasına cevap ise çok sert oldu. 1991 Newroz’unda kan döküldü. Nusaybin’de Kışla Mahallesi’nde yaşamını yitiren PKK’lilerin mezarlarını ziyaret eden 7 bin kişi ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçtiğinde üzerlerine ateş açıldı. Kürtlerin talebi kimliklerinin tanınması olmuştu. Cizre’de yapılan kutlamalara 20 bine yakın kişi katılmıştı. İstanbul, Ağrı, Mardin, Adana, Kulp, Hani, ve Amed’de Newroz kutlandı. “Biji Newroz” pankartları açılmıştı. Kutlamaların neredeyse hepsinde ateş açıldı. Bu saldırılarda 31 kişi hayatını kaybetti. Tüm kentlerde onlarca kişi gözaltına alındı ve tutuklandı.
1992: Hafızalardan silinmedi
1992 yılında yapılan kutlamalar bir daha asla unutulmayacak izler bıraktı. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel’in Newroz bayramını isteyen herkesin özgürce kutlayacağını açıklamasının sonrasında sokağa çıkan binlerce kişiye ateş açıldı. İnsanların yaşadığı şiddet hafızalara kazındı. Aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 94 kişi yaşamını yitirdi. 21 Mart akşamı Şırnak merkezi bombalandı. Bombalamalar, 3 gün sürdü. Gazetecilerin kaldığı otel kurşunlandı. Polisin açtığı ateş sonucu Sabah gazetesi muhabiri İzzet Kezer hayatını kaybetti. 5 yaşındaki Hatice Katar ve 9 yaşındaki Mehdi Güngen, “PKK’li oldukları” gerekçesiyle katledildi. 90’lardan itibaren Newroz artık var oluş ve politik bir tepkinin ortaya çıktığı alan oldu.
Ateşkes ve barış talebi
1993 yılına gelindiğinde Newroz’dan bir gün önce 20 Mart 1993 günü Abdullah Öcalan, ateşkes ilan etti. Ateşkes ilanıyla barış umudu güçlendi. Halkın Emek Partisi’nin (HEP) öncülüğünde Newroz kutlamaları yapıldı. Kutlamalarda temel talep barıştı. Amed’in bütün mahallelerinde Newroz ateşi yakıldı.
1994 yılı failli meçhul cinayetler, kayıplar, köy boşaltmalar ve yakmaların yoğun yaşandığı bir yıl olarak tarihe geçti. Amed’de Newroz’un provakasyon ihtimali nedeniyle evlerde kutlanması çağrısı yapıldı. Esnaf kepenk kapattı. Kutlamalar evlerde yapıldı. Ancak baskılar devam etti yüzlerce kişi gözaltına alındı.
Bir yanda Newroz diğer yanda Nevruz
1995 yılında Newroz kutlamaları ‘sakin’ geçti. Kürtler bir kez daha Newroz ateşini yakarken bu kez iktidar daha önceki yılların aksine “Nevruz Bayramı” adı altında resmi toplantılar düzenlemeye başladı. Toplantılara Azerbaycan, Kırgızistan ve Türkmenistan ülkelerden gelen heyetler katıldı. İnsanlar Newroz’un aslında bir Türk bayramı olduğuna ikna edilmeye çalışıldı. 1996 yılı kutlamalarında da ‘Nevruzlaştırma’ politikaları devam etti. Üniversitelerden resmi kurumlara ‘Nevruz’ kutlamaları yapılması istendi. Elbette Kürtlerin kutlamaları yine yasaklıydı. Bu dönem yayınlanan bir genelgeyle 17-24 Mart günleri “Nevruz Haftası” ilan edildi. Newroz yasağa ve gözaltılara rağmen birçok merkezde kutlandı. 1997 yılında da benzer genelgeler yayınlandı. Amed’de düzenlenen Newroz kutlamasına 10 binden fazla kişi katıldı.
Ortak Newroz kutlaması
1998’de sol ve sosyalist güçler de Kürt halkıyla dayanışma içinde İstanbul’da Newroz’u kutlama kararı aldı. Zeytinburnu Kazlıçeşme’de binlerin katılımıyla Newroz kutlaması yapıldı. Newroz’a yurt dışından izleyenler de oldu. Yurtdışından gelen heyetler, sınır dışı edildi ve haklarında dava açıldı. Birçok kentte yapılan kutlamaya polis saldırdı, yüzlerce kişi gözaltına alındı. HADEP ilçe örgütleri, Gündem Gazetesi, birçok basın-yayın organına polis baskını düzenlendi. Yasağa rağmen her zamanki gibi Amed kutlama merkezlerinden biri oldu.
Komplo ve Newroz
Komplo ile Abdullah Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği bir atmosferde karşılanan 1999 yılı Newroz’u yine yasaklandı. Sokağa çıkma yasakları ilan edildi. Buna rağmen alanlara çıkanlar Abdullah Öcalan’a yönelik komployu protesto etti. Newroz’da çatışmalar çıktı, İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre 8 bin 174 kişi gözaltına alındı, çok sayıda kişi de yaralandı.
Tek taraflı ateşkes
2000 yılında PKK, bir kez daha tek taraflı ateşkes ilan etti. Newroz’da yasaklar esnetildi. Newroz’un Amed Dağkapı ve Batıkent Meydanı’nda kutlanmak istenmesine izin verilmedi. Diyarbakır Valiliği, kutlamanın kentin 12 km uzağında bulunan Fuar Alanı’nda yapılmasına onay verdi. 300 bini aşkın kişi alanda bir araya geldi ve Abdullah Öcalan için dillendirilen idamın kaldırılmasını istedi.
Demokratik Cumhuriyet talebi
PKK’nin sınır dışına çekilmesi kararı ile birlikte 2001 yılında Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Gaffar Okkan ve 5 polisin öldürülmesi ile HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ile İlçe Sekreteri Ebubekir Danış’ın çağrıldıkları jandarma karakolunda kaybettirilmeleri olayları Newroz kutlamalarını da etkiledi. Tüm bu yaşananlara rağmen Fuar Alanı’nda ikincisi gerçekleştirilen Newroz kutlamasına yarım milyonu aşkın kişi katıldı. “Ne inkar ne ayrılık, demokratik cumhuriyet” sloganı ile bir araya gelen binlerce kişi, barış istedi.
Newroz’a 1 milyon kişi katıldı
2002’de de engellemeler devam etti. Engellemelere rağmen aynı alana akın eden bir milyon kişi, Newroz ateşini yaktı. Müjde Ar ve Sezen Aksu gibi sanatçıların yanı sıra çok sayıda siyasi parti, sendika ve oda yöneticisi, demokratik kitle örgütlerinin temsilcileri de kutlamaya katıldı. Newroz alanında yaklaşık 1 milyon kişi toplandı. İstanbul, Ankara, İzmir, Kayseri ve Adana’da ve daha birçok kentte, “Yaşasın halkların özgür, eşit, gönüllü birliği” sloganıyla kutlamalar ortaklaştı. Bu kez pankartlardaki “Newroz” ifadesindeki “W” harfi gerekçesiyle birçok kişi hakkında soruşturma açıldı.
İstanbul Newroz’u polis müdahalesi ile konuşuldu. Topkapı’da buluşmak isteyen kitleye izin verilmedi. 500’e yakın kişi polis tarafından darp edilerek gözaltına aldı.
2003: Savaşa hayır
ABD’nin Irak işgalinin söz konusu olduğu 2003 yılında kutlamalara katılan milyonlarca insan savaşı protesto etti. 2003 Newroz’u Kürtler ve Türklerin bir çok kentte güçlü bir ortaklıkla kutladıkları bir Newroz olarak tarihe geçti. Aynı zamanda 2003 Newroz’u da yine Amed’de fuar alanında kutlandı. Newroz’da Irak’ın işgaline ve Kürt sorununda çatışmasızlık durumuna dikkat çekilirken “Savaşa hayır” sloganı hep bir ağızdan yükseldi.
2004 yılında 28 Mart’ta yerel seçimlere gidildi. Bu Newroz aynı zamanda seçim tartışmaları ile geçti. “Newroz birliktir”, “Ya çözüm ya çözüm”, “Barış için halen bir şans var” sloganıyla kutlanan 2004 Newroz’u ‘görkemli’ sözleri ile anlatıldı. 2004 yılında ilk kez Şırnak’da kutlama yapılmasına resmi izin verildi.
‘Savaşa geçit vermeyeceğiz’
2005 yılında “Savaşa geçit vermeyeceğiz” sloganıyla başlatılan Newroz’da Abdullah Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm’in ilanı yapıldı. Tüm bölge kentlerinde milyonlar, bu slogan etrafında bir araya geldi. Newroz’a Mersin’de yapılan ‘bayrak provokasyonu’ damgasını vurdu. Bu olay Türkiye’nin uzun süre gündeminde kaldı. 2006’da Newroz’da yine Kürt sorunun demokratik çözümü istendi.
Abdullah Öcalan’ın sağlığı talebi
2007’de Abdullah Öcalan’ın sağlığı öne çıktı. “Sağlığı sağlığımızdır” sloganı atıldı. Konuşmalarda İmralı’ya heyet gönderilmesi ve Abdullah Öcalan’ın bir an önce tedavi edilmesi istendi. 2008’e gelindiğinde yıllardır kısmen olaysız ve izinli geçen Newroz’a yine polis müdahalesi yaşandı. Wan’da polis müdahalesi sonucu Ramazan Dal ve Zeki Erinç hayatını kaybetti. Colamêrg’de polis müdahalesi sonucu 20 yaşındaki İkbal Yaşar yaşamını yitirdi. Yoğun yargı baskısının yaşandığı bu yıl da “Êdi Bes e” mesajı verildi. Kürt meselesinin çözümünün adresinin İmralı olduğu gösterildi.
‘Muhatap Abdullah Öcalan’
2009 yine bir seçim dönemiydi. Newroz’da Abdullah Öcalan’ın 90’lı yıllara ait Newroz değerlendirmesinin yer aldığı videosu izletildi. Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması istendi. 2010 yılında Kürt sorununun çözümünde muhatap ve tek adres olarak Abdullah Öcalan gösterildi. Kutlamaya bir buçuk milyona yakın kişi katılırken sinevizyondan yansıtılan Abdullah Öcalan’ın geçmiş dönemlere ait Newroz değerlendirmesi dinlendi. Yüz binlerce insan, askeri ve siyasi operasyonların durdurulmasını, Kürt sorununun diyalog ve müzakere ile çözümünü dile getirdi. 2011 yılının sloganı “Onurlu bir yaşam için ya özgürlük ya özgürlük” sloganı oldu. Newroz 130 merkezde kutlandı.
2012’de bir kez daha yasak
2012 yılında da bir kez daha kutlamalar yasak ve engellemelerle karşı karşıya kaldı. İçişleri Bakanlığı Amed başta olmak üzere birçok kentte kutlamaları yasakladı. Ancak yasak tanınmadı, barikatlar aşıldı ve kutlamalar yapıldı. “Kürt kimliğinin tanınması”, “Anadilde eğitim hakkı”, “Siyasi statü” ve “Kürtlerin örgütlenme hakkının sağlanması” gibi 4 temel talep dile getirildi. “Êdî bes e, an azadî an azadî” sloganı öne çıktı. İstanbul’da polisin saldırısı sonucu BDP Arnavutköy ilçe yöneticisi Hacı Zengin yaşamını yitirdi.
Yeni bir dönem
Abdullah Öcalan’ın İmralı’da çözümde ısrarı, tutsakların cezaevindeki açlık grevi sonucunda Newroz yeni bir sürecin başlangıcıyla karşılandı. Newroz’a 2 milyonu aşkın kişi katıldı. “Öcalan’a özgürlük, Kürtlere statü” sloganıyla kutlamalar gerçekleştirildi. “Çözüm süreci” döneminin ilk yılına denk gelen Newroz birçok kentte milyonlarca kişinin katılımıyla kutlandı. Abdullah Öcalan’ın okunan mektubu kutlamalara damgasını vurdu. 2 milyonu aşkın kişinin katılımıyla en kitlesel kutlama tarihe geçti.
Abdullah Öcalan’dan ikinci mektup
2014 yılında da çözüm süreci devam ediyordu. Newroz’a 3 milyona yakın kişi katıldı. Newroz Alanı’nda ilk defa KCK Eş Başkanı Cemil Bayık’ın görüntülü mesajı izlendi. Abdullah Öcalan’ın çözüme yönelik perspektiflerinin yer aldığı ikinci Newroz mektubu yine Amed’de okundu. Newroz’da müzakere sürecinin umudu vardı. 2015’e gelindiğinde Dolmabahçe Mutabakatı yapılmıştı. Bu kez binler “Öcalan’a özgürlük” dedi. Amed’e ABD, İngiltere, Fransa gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu 25 farklı ülkeden 437 konuk katıldı. Katılımcılar arasında PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah da vardı.
Sokağa çıkma yasakları
Çözüm süreci bozuldu. 2016 yılı Newroz’u engellemelere rağmen milyonları yeniden buluşturdu. Amed’deki kutlamada Abdullah Öcalan’ın önceki Newroz’da gönderdiği mesajlar okundu. Kutlamaya yurtiçi ve yurtdışından çok sayıda aydın, sanatçı, gazeteci ve aktivist katıldı. Barış talebi öne çıktı. Bir çok kentte polis saldırısı kayda geçti ve gözaltılar yaşandı.
Kemal Kurkut katledildi
2017 Newroz’u 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) ortamında karşılandı. OHAL’e rağmen tüm kentlerde kutlandı. Anayasa değişikliği için başlatılan referandum kampanyası ile Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik operasyonlarının olduğu zamanda girilen Newroz’da, milyonlarca kişi hükümetten müzakere masası çağrısı yaptı. Amed Newroz’unun sabahında üniversite öğrencisi Kemal Kurkut “canlı bomba” olduğu gerekçesiyle katledildi.
2018 Newrozu’nda alanlarda Türkiye’nin Efrin’e yönelik saldırılarına tepki vardı. 2019’da ise Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Leyla Güven’in Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle sürdürdüğü ve tüm cezaevlerine yayılan açlık grevi eylemleriyle Newroz karşılandı. 2020 yılında, her yıl milyonları ağırlayana alanlar boş kaldı. Koronavirüs salgını nedeniyle açık alanda kutlamalar yapılamadı. 2021 yılında ise “Newroz ateşiyle direnelim, özgürleşelim” sloganı ile 30’u il 6 merkezde kutlamalar gerçekleştirildi.
‘Şimdi kazanma zamanı’
2022 yılı Newroz’na bir milyonu aşkın kişi katıldı. “Dem dema serkeftinê ye (Şimdi kazanma zamanı)” sloganıyla kutlandı. Dünyanın birçok ülkesinden 200 kişi, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra Irak Federe Kürdistan Bölgesi, Kuzey ve Doğu Suriye ile İran Kürdistanı’nda çok sayıda kişi, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri de etkinlik ve toplantılardaki yerini aldı.
2023, 6 Şubat depremiyle birlikte kayıpların yasının tutulduğu bir yıl oldu. Newroz depremde hayatını kaybedenlere adandı. Elbette Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması temel taleplerden biriydi. 2024 Newroz’unda “Rabe dema azadî û serkeftinê ye” (Kalk, özgürlüğün ve barışın zamanıdır) sloganı öne çıkarken 2025 yılında slogan “Rêbertiya Azad Civaka Demokratîk/Özgürlük İçin Demokratik Toplum Newrozu” olarak belirlendi. Binlerce kişi alanlardan hep bir ağızdan çözüm mesajı verdi.
Newroz serhıldanlara dönüştü
Newroz kutlamaları uzun yıllardır siyasi baskılara karşı direnişi simgeleyen güçlü bir anlam kazandı. Bu dönüşüm, Kürtlere karşı düşmanca politikalar izleyen yönetimlerin Newroz’a yaklaşımında da açığa çıkarken baskıcı yönetimler dönemlerinin ‘Dehaqları’ olamaya devam etti. Newroz’un tarihsel ve mitolojik anlamı yeniden ve yeniden yorumlanırken bir halk var olma mücadelesini ve her yıl yeniden doğuşunu dile getirdi. Yıllar içinde bu doğuşun siyasal anlamını güçlendiren Kürt Halk Hareketi elbette önemli bir rol üstlendi. Newroz yalın bir ‘direniş efsanesi’ olmanın ötesine geçti ve anlamı tıpkı 21 Mart 1982’de Diyarbakır Cezaevi’nde bedenini ateşe veren Mazlum Doğan’ın eylemiyle somutlaştı. Newroz, Kürdistan’ın birçok kentinde kadınların öncülük ettiği serhıldanlara dönüştü.
Kadınlar için “Jin, Jiyan, Azadî” sloganının haykırıldığı Kürt kadın hareketinin ve bölgedeki toplumsal mücadelelerin sembolü olan Newroz, direnişi yenilemenin de aracı oldu. Hem geçmişi hatırlatan hem de geleceğe dair mücadele iradesini ortaya koyan Newroz, bugün özgürlüğün müjdecisi olmaya devam ediyor.