Yemenli sosyolog Ulfat al-Daba’i’den dijital şiddete karşı yasa çağrısı

Yemen’de çevrimiçi iftira ve şantaja karşı yargı yoluna başvurarak mücadele yürüten Ulfat al-Daba’i, Yemen’de siber suçlara karşı caydırıcı yasal düzenlemelerin eksikliğine dikkat çekerek, “Siber suç yasası toplumu korumak için gerekli” dedi.

RANİA ABDULLAH

Yemen – Yemen’de kamusal alanda aktif olan kadınlar, dijital medyada taciz ve karalama kampanyalarına maruz kalıyor. Bunun temel nedeni, mevcut yasaların dijital taciz ve çevrim içi saldırılar karşısında etkili bir caydırıcı mekanizma sunmaması. Bu durum, birçok kadını siyaset, medya ve kadınların varlığının hissedildiği diğer kamusal alanlardaki faaliyetlerini azaltmaya veya tamamen geri çekilmeye itiyor. Yemen yasaları, özellikle dijital taciz alanında güncelliğini yitirmiş durumda ve kadınların karşılaştığı ihlallerin boyutlarına yetişemiyor. Sonuç olarak, birçok kadın kendisini ya sessiz kalmak ya da kamusal alandan çekilmek gibi zor bir seçimle karşı karşıya buluyor.

Buna rağmen, sessiz kalmayı reddeden ve karalama kampanyalarıyla yasal olarak mücadele eden kadınlar da ortaya çıkıyor. Bu kadınlar, hem toplumda rol model teşkil ediyor hem de diğer kadınların cesaretlenmesine öncülük ediyor. Taiz Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde Yardımcı Doçent, ayrıca Danışma ve Uzlaşma Komisyonu Üyesi Dr. Ulfat al-Daba'i, dijital şiddet ve karalama kampanyalarına karşı hukuki mücadele başlatan öncü isimlerden biri. Tanınmış kişiler tarafından hakarete ve iftiraya maruz kaldıktan sonra yargıya başvuran Ulfat al-Daba'i, Yemen, Mısır ve Suudi Arabistan’daki mahkemelerde kendisine iftira atan Yemenli kişiler aleyhine bir dizi dava açtı. Bu mücadele, Yemen’de kadınların dijital ortamda maruz kaldığı şiddete karşı hukuki farkındalık yaratmak ve caydırıcı mekanizmaların önemini göstermek açısından büyük önem taşıyor.

Toplumsal tepki intihara sürüklüyor

Ulfat al-Daba’i, kamusal alanda yürütülen iftira ve şantaj kampanyalarının hem erkekleri hem de kadınları hedef aldığını belirterek, kadınlara yönelik iftiraların çoğunlukla ahlaki konular ve cinsel ima ile bağlantılı olduğunu, Yemen gibi geleneksel toplumlarda bunun sosyal utançla iç içe geçtiğini vurguladı. Ulfat al-Daba’i, “Toplumsal algı nedeniyle kadınlar, özellikle babaları veya erkek kardeşlerinden yoğun baskı görüyor. Bu da birçok kadını kamusal alandan çekilmeye ve özel hayata dönmeye itiyor” dedi. Şantajcıların kadınların sosyal savunmasızlığını kullandığını ifade eden Ulfat al-Daba’i, fotoğraflar veya kişisel bilgiler üzerinden yapılan şantajların izolasyona ve hatta intihara yol açabilecek ciddi psikolojik zararlara neden olduğunu kaydetti. Ulfat al-Daba’i, son yıllarda Yemen’de, ailelerinin veya toplumun tepkisinden korkan bazı kadınların intihara sürüklendiğini dile getirdi.

‘Kadınlara yönelik karalama kampanyaları siyasi şiddet biçimidir’

Toplumun bir erkeğin onurunu ahlak ve değerlerinden ziyade mali durumuna bağlayan yanlış yönlendirilmiş geleneksel kavramlara esir kaldığını söyleyen Ulfat al-Daba’i, bunun sosyal değer sisteminde açık bir dengesizliğe yol açtığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

“Kadınlara yönelik karalama kampanyaları açık bir sosyal ve siyasi şiddet biçimidir. Birçok kadın, sınırlı mali kaynakları veya davanın kamuoyuna yansıması durumunda sosyal damgalanma korkusu nedeniyle yasal yollara başvuramıyor. Yasal süreçler karmaşık ve maliyetli, ayrıca mahkemeye başvurmak zımni bir suç itirafı olarak algılanıyor; bu da bazı kadınların sessiz kalmasına ve şantajcılara suçlarına devam etme fırsatı vermesine yol açıyor. Mağdurların kimliklerinin gizliliğini garanti eden yasal süreçler de dahil olmak üzere, bu konuların hassasiyetini gözeten koruma mekanizmalarının sağlanması şart.

Açıkça ifade edilen iftira ve şantaj suçlarının yayılmasını sınırlayan yasalar caydırıcı bir araçtır. Ancak Yemen’de hala siber suç ve dijital iftirayla mücadelede açık bir yasa yok ve çatışma ortamında bazı kişiler bu kaostan mali kazanç veya siyasi hesaplaşma için yararlanabiliyor. Kamusal alanda çalışan kadınlar, mesleki başarılarının takdir edilmesi yerine ahlaki meseleler veya kişisel ilişkilerle ilişkilendirildiği karalama kampanyalarına maruz kalıyor ve bu tür sembolik ve sosyal şiddet, kararlı bir hukuki yanıt gerektiriyor.

Olayın başka boyutları da var; bazı katı görüşlü din adamlarının kürsülerden yaptığı kışkırtmalar da buna dahil. Bu din adamları, toplumda genel olarak ahlaki değerleri teşvik etmek yerine kadınların bedenlerini ve kıyafetlerini birer ayartma kaynağı olarak ele alıyor. Söylemleri dini figürlerden geldiğinde, bazıları için dini bir meşruiyet kazanıyor ve kadınlar üzerindeki baskıyı artırıyor; bu durum şantajcıların cezasız kalmasına yol açıyor. Ayrıca şantaj, bazı aktivistlerin yolsuzluk, kurumsal reform veya siyasi anlaşmazlık konusundaki duruşları nedeniyle hedef alınması ve iftiranın hesaplaşma aracı olarak kullanılmasıyla siyasi bir boyut da kazanıyor.”

‘İftira ve çevrimiçi şantaj toplumsal barış için tehdittir’

Kişisel deneyimine dikkat çeken Ulfat al-Daba’i, başlangıçta dijital medyada yazarak ve eleştirerek yanıt vermeyi denediğini, ancak bunun iftiranın yayılmasını engellemediğini belirterek, bu nedenle caydırıcılığın en etkili yolu olarak gördüğü yargı yoluna başvurduğunu aktardı. Dijital medyada şantaj yapanlara doğrudan yanıt vermekten kaçındığını söyleyen Ulfat al-Daba’i, bunun yerine benzer uygulamaları engelleyecek mahkeme kararları almak amacıyla yasal süreci tercih ettiğini ifade etti. Bu yaklaşımın, birçok dijital medya kullanıcısının olası yasal sonuçları fark etmesiyle paylaşımlarında daha dikkatli davranmasına ve olayların azalmasına katkı sağladığını söyleyen Ulfat al-Daba’i, hukuk felsefesinin caydırıcılığa dayandığını, ancak etkinliğinin yargının bütünlüğü ve adalete erişim kolaylığı gibi çeşitli faktörlere bağlı olduğunu kaydetti.

Hukuk davalarını takip edebilme imkanının büyük ölçüde sahip olduğu mali kaynaklarla bağlantılı olduğunu sözlerine ekleyen Ulfat al-Daba’i, bu durumun, yaşadığı sorunun kişisel bir mesele olmaktan çıkıp ulusal bir mesele olarak ele alınmasına katkı sağladığını ifade etti. Ulfat al-Daba’i, Yemen’de iftira ve çevrimiçi şantajın toplum ve toplumsal barış için gerçek bir tehdit oluşturduğunu fark ettikten sonra bu konuya daha güçlü şekilde yöneldiğini belirtti.  Barışın sağlanmasının yalnızca çatışmanın sona ermesiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Ulfat al-Daba’i, kadınların maruz kaldığı ihlallerin de ele alınması gerektiğini kaydetti. Bu sorunların görmezden gelinmesinin adil ve kalıcı bir toplumsal barışın kurulmasını engellediğini ifade eden Ulfat al-Daba’i, bu nedenle Yemenli kadınları ve toplumu savunmak amacıyla önemli ölçüde zaman, emek ve mali kaynak ayırdığını dile getirdi.

Gerçekleri dillendirdiği için saldırılara maruz kaldı

Maruz kaldığı saldırıları anlatan Ulfat al-Daba’i, sözlerinin devamında şu hususlara dikkat çekti:

“Maruz kaldığım saldırıların nedeni kamuoyunda gündeme getirdiğim konulara bağlıyorum. Belirli şahsiyetler ve toplumsal olaylarla yüzleştim, güvenlik ve askeri konulara değindim ve kadınların pasaport alma hakkı gibi haklarını savundum. Ayrıca kamu özgürlüklerini savundum, bazı dini söylemleri eleştirdim ve kamusal meselelerde siyasi rolümü ve etkimi ortaya koydum. Bu nedenle siyasi, sosyal, dini ve ekonomik nitelikte çeşitli iftira ve çevrimiçi şantaj kampanyalarına maruz kaldım. İftira kampanyalarına katılan bazı kişiler Yemen dışında bulunduğu için Yemen, Mısır ve Suudi Arabistan’da dava açmak zorunda kaldım. Bu süreç seyahat etmeyi ve karmaşık yasal prosedürlerle uğraşmayı gerektirdi; özellikle bazı ülkelerde dava süreçlerinin yavaş ilerlemesi önemli bir psikolojik ve mali yük oluşturdu. Tepkilere gelince, ailem başından beri en büyük destekçim oldu ve bu tür davalarda bu çok önemli bir faktör. Ancak toplum başlangıçta şok yaşadı; birçok kişi söylentilere kolayca inandı ve destek verenlerin sayısı sınırlı kaldı. İronik bir şekilde, iftira kampanyaları sırasında sessiz kalan birçok kişi, davalar mahkemelere ulaştıktan sonra arabuluculuk yapmak ve uzlaşma aramak için devreye girdi.”

Uzun ve yorucu dava süreçleri

Toplumsal sessizliğin başlangıçta iftira ve şantaj kültürünün normalleşmesine katkıda bulunduğunu belirten Ulfat al-Daba’i, mahkeme kararlarının verilmesi ve bu olgunun ahlaki değerlere ve toplumsal barışa yönelik tehlikelerine ilişkin farkındalığın artmasıyla bu durumun giderek azaldığını vurguladı. Ulfat al-Daba’i, yargıya başvurma kararının, özellikle Yemen’de bazı davaların bir buçuk yıldan fazla sürebilmesi ve daha kısa sürede çözülebilecek davaların dahi yavaş ilerlemesi gibi zorluklara rağmen, diğer mağdurları da haklarını yasal yollarla savunmaya teşvik ettiğini ifade etti.

Siber suç ve siber güvenlik yasasının hızlandırması çağrısı

Ajansımız aracılığıyla çağrıda bulunan Ulfat al-Daba’i, Yüksek Yargı Konseyi’ni iftira ve şantaj davalarının sonuçlandırılması için net zaman çerçeveleri belirlemeye, siber suçlar için özel bir mahkeme kurmaya ve özellikle dijital iletişim platformlarının yaygınlaşması ile iftira kampanyalarında yapay zekanın kullanılmasının artması göz önünde bulundurularak siber suç ve siber güvenlik yasasının çıkarılmasını hızlandırmaya davet etti.

Modern bir siber suç yasasının toplumu korumak için gerekli olduğunu vurgulayan Ulfat al-Daba’i, siber güvenliğin Yemen’de stratejik ve kalıcı bir barışın inşasının temel unsurlarından biri olduğunu söyledi. Yemen’de kalıcı barışın, kadınların sorunlarına ciddi şekilde değinilmeden ve kadınların eşit vatandaşlar olarak haklarını güvence altına alan yasalar ile politikalar oluşturulmadan mümkün olmayacağını belirten Ulfat al-Daba’i, adalet ve eşitlik herkes için garanti altına alınmadan adil ve istikrarlı bir toplum kurulamayacağını ifade etti.