İran’da giysi alışverişi yerini takas ve ikinci ele bırakıyor

İran’da artan giyim fiyatları aileleri taksitli alışverişe, ikinci el giysilere ve tamirata yöneltiyor. Piyasadaki durgunluk, geçimini bu sektörden sağlayan kadınların gelirlerini ve ekonomik bağımsızlıklarını da ciddi şekilde tehdit ediyor.

ZÎLAN ETMANÎ

Urmîye - İran’da giyim fiyatlarının yükselmesi, diğer alanlardaki enflasyon ve fiyat artışlarıyla birlikte yoksulluğun daha görünür hale gelmesine yol açtı. Öyle ki taksit defterleri ve çekler küçük giyim mağazalarına kadar ulaştı; giysileri takas etmek, ikinci el kıyafetleri satmak ve eski giysileri tamir ettirmek her zamankinden daha yaygın hale geldi. Bu durum, diğer yandan sektörde çalışan kadınların işlerini, gelirlerini ve ekonomik bağımsızlıklarını da etkiledi.

Giyim ürünleri bu yıl yüzde 150’nin üzerinde enflasyonla karşı karşıya kaldı. Satıcılara göre müşteriler artık yüksek fiyatlar karşısında şaşırmıyor, fiyatı sorduktan sonra umutsuzca mağazadan çıkıyor. Kadın kot pantolonlarının fiyatı 1 milyon tümenin üzerine çıkarken, 3 milyon tümenin altında kaliteli bir kaban bulmak mümkün değil.

 

‘İnsanların yeni giysi alıp eski giysilerini bağışlayacak maddi gücü yok’

“İhtiyaç sahiplerine uygun giysi bağışları azalırken, onların giysiye olan talebi her zamankinden daha fazla. Bağışlanan giysiler dikkatle ayrıştırılıyor ancak bu yıl hayır kurumuna ulaşan giysiler pek iç açıcı değil. İnsanların gerçekten yeni giysi alıp eski giysilerini bağışlayacak maddi gücü yok.”

Bunlar, özel bir hayır kurumunda çalışan Fatıma A.’nın sözlerinden bazıları. Fatıma A.’ya göre mevsimlik giysi alışverişi yapmak artık yalnızca eski güzel günlerin bir hatırası.

Döviz kurundaki artış nedeniyle yeni ithal ürünlere ulaşmak zorlaştı. Bir zamanlar yabancı giysiler bulmak için en iyi yerler olan Tanakora pazarlarında ise artık ne çok fazla ürün var ne de yerli üretimle aralarında kayda değer bir fiyat farkı bulunuyor. Tanakora ürünlerini internet üzerinden satan Kejâl S., “Eski alışverişlerden kalan ürünler arasında hala kaliteli ve uygun fiyatlı olanlar bulunabiliyor. İnsanların maddi gücü yettiğinde fiyatı düşük ürünleri alıyorlar, ancak satıcılar artık aynı fiyata ürün tedarik edemiyor” dedi.

Yaptırımların ve enflasyonun gölgesinde üreticiler, ekonomik varlıklarını sürdürebilmek için daha ucuz ancak kalitesi düşük kumaşlar kullanmak zorunda kalıyor. 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Manâ K., yeni aldığı giysilerin birkaç kez yıkanıp giyildikten sonra kullanılamaz hale geldiğini söyledi. Birçok kişi gibi daha kaliteli ürünler alabilmek için daha fazla para ödemek zorunda kaldığını dile getiren Manâ K., “Üniversitede giydiğim kıyafetleri, belki daha uzun süre dayanırlar diye taksitle ve teminat çeki vererek aldım” diye belirtti.

 

Artık ‘ucuz’ kavramının bir anlamı kalmadı

Taksitle alışveriş yalnızca yüksek fiyatlı giysilerle sınırlı değil. Bazı mağazalar, özellikle de internet üzerinden satış yapanlar, müşterilerin alışveriş yapabilmesi için Snapp gibi uygulamalar aracılığıyla faizli ve birkaç aya yayılan taksitler içeren kredi seçenekleri sunuyor. İnsanlara göre artık “ucuz” kavramının bir anlamı kalmadı.

Bazı insanlar için giysi, öncelik sıralamasında alt sıralarda yer alan bir ihtiyaç değil, temel gereksinimlerden biri. Yedi aylık bir bebeği olan Fâize H., bu konuda şunları söyledi:

“Bebek giysisi almak kaçınılmaz çünkü çocuk her ay beden değiştiriyor ve yeni giysilere ihtiyaç duyuyor. Çocuğuma giysi alabilmek için gıda harcamalarından kısmak zorunda kalıyorum. Daha ucuz giysiler bulabilmek için çevrimiçi alışveriş ve satış uygulamalarında arama yapıyorum. Divar ve Şipour gibi uygulamalar ile ikinci el giysi ve eşyalara özel bazı dijital medya hesapları ile ulaştım. Temiz ve az kullanılmış bir giysi bulursam satın alıyor ya da takas ediyorum.”

 

Alım gücü düşünce üretim atölyeleri de kapandı

Giysi takası ve ikinci el kıyafet satışı yalnızca çocuk giysilerinde değil, kadın kıyafetleri ve kışlık giysilerde de oldukça yaygın. Bazı durumlarda mesele giysi temin etmekten ziyade gelinlik gibi markalı veya pahalı kıyafetleri parayla ya da gıda ürünleri, ev eşyaları ve çocuk ürünleri gibi ihtiyaçlarla takas etmek veya satmak oluyor. Fiyat artışlarının yarattığı karmaşa içinde terzilik yaparak veya giysi satarak geçimini sağlayan kadınlar da piyasalardaki durgunluğun sonuçlarından etkileniyor. Halkın satın alma gücünün düşmesi ve giyime yönelik talebin azalması, terzilik siparişlerini düşürürken bazı üretim atölyelerinin kapanmasına neden oldu.

Terzi ve giysi tasarımcısı Sara B., “Kumaşlar çok pahalı, terzilik malzemelerinin ek maliyetleri de arttı ve bunun sonucunda dikim masrafları yükseldi. Daha düşük ücretle çalışsak bile müşteri sayısı az. İnsanlar eski kabanlar gibi giysilerin bedenini değiştirmek veya onları tamir ettirmek için sık sık geliyor ancak bu da bize gelir sağlamıyor. Bu mesleğe yeni başlayan terziler için işe başlamak da oldukça zorlaştı” ifadelerinde bulundu.

 

Giyim pazarında yaşananlar, fiyat artışlarının artık yalnızca ürünlerin pahalanmasıyla sınırlı kalmadığını; alışveriş biçimini, tüketimi ve hatta ailelerin temel ihtiyaçlarını karşılama yöntemlerini değiştirdiğini gösteriyor. Yaşananlar, tasarruf etmek için yapılan bir tercihten çok, satın alma gücündeki düşüşle başa çıkma yöntemi haline geliyor. Bu süreçte, özellikle toplumun dezavantajlı kesimlerinden kadınlar, toplumsal cinsiyet beklentileri ve mevcut kısıtlamalar nedeniyle yoksulluk ile herkesten daha fazla karşı karşıya kalıyor.