‘Şiddetsiz bir toplumun inşası kadınların güçlendirilmesinden geçiyor’

Bağdat Üniversitesi’nde düzenlenen seminerde, kadınların şiddetle mücadeledeki eğitsel, psikolojik ve toplumsal rollerine dikkat çekildi.

RAJA HAMİD RASHİD

Bağdat - Irak’ta Bağdat Üniversitesi Eğitim ve Psikoloji Araştırmaları Merkezi ile Kadın Çalışmaları Merkezi iş birliğinde, “Şiddetten Arınmış Bir Toplumun İnşasında Kadının Rolü” başlıklı seminer düzenlendi. Üniversitenin konferans salonunda gerçekleştirilen seminerde, kadınların aileden eğitim kurumlarına, çalışma yaşamından toplumsal karar alma mekanizmalarına kadar şiddetle mücadelede üstlendikleri roller ele alındı.

Seminere katılan akademisyenler, şiddetin önlenmesinin yalnızca şiddet içeren davranışların azaltılmasıyla mümkün olmayacağını, bunun için saygı, eşitlik, diyalog ve hoşgörüye dayalı toplumsal bir ortamın oluşturulması gerektiğini belirtti. Kadınların bu süreçteki katkılarının önemine dikkat çekilirken, güvenli bir toplumun inşası için öncelikle kadınların güvenliğinin ve haklarının güvence altına alınması gerektiği vurgulandı.

‘Şiddetle mücadele toplumsal farkındalık gerektiriyor’

Seminerde konuşan Dr. Hedil Fazıl, şiddetten arınmış bir toplumun inşasının yalnızca şiddet davranışlarını sınırlandırmakla mümkün olmadığını söyledi. Bunun için karşılıklı anlayışın ve saygının hakim olduğu bir ortamın oluşturulması gerektiğini belirten Hedil Fazıl, kadınların ailede, eğitim kurumlarında, çalışma yaşamında ve toplumsal alanda farkındalığın geliştirilmesinde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

Kadınların ruh sağlığı konusunda farkındalık yaratma, stresle baş etme becerilerini geliştirme ve anlaşmazlıklara yapıcı çözümler üretme süreçlerine de katkı sunduğunu belirten Hedil Fazıl, özellikle psikolojik, sözlü ve toplumsal şiddet biçimlerinin görünür kılınması gerektiğini söyledi. Hedil Fazıl, şiddeti meşrulaştıran ya da etkilerini önemsizleştiren toplumsal inanışların değiştirilmesinin önemine dikkat çekerek kadın akademisyenlerin ve eğitimcilerin eşitlik, saygı ve güvenli eğitim ortamlarının geliştirilmesindeki rollerini anlattı.

Kadınların toplumsal girişimlere öncülük etmesinin, şiddete maruz kalan kadınlarla dayanışma içinde olmasının ve karar alma mekanizmalarına katılmasının da şiddetle mücadelede belirleyici olduğunu ifade etti.

Kadınların üzerindeki çok yönlü baskılar ele alındı

Bağdat Üniversitesi Kadın Çalışmaları Merkezi’nden Dr. Rana Talib Yasin ise kadınların aile, eğitim ve çalışma yaşamında üstlendikleri çok sayıda sorumluluğun yarattığı psikolojik ve toplumsal baskılara dikkat çekti.

Kadınların karşılaştıkları baskıların uygun yöntemlerle yönetilememesi durumunda stres, duygusal gerilim ve iletişim sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Rana Talib Yasin, bu durumun başka toplumsal ve davranışsal etkenlerle birleştiğinde anlaşmazlıkların artmasına yol açabileceğini söyledi.

Rana Talib Yasin, kadınların karşı karşıya kaldığı baskıları akademik, ailevi, toplumsal, mesleki ve duygusal başlıklar altında değerlendirdi. Sınavlar, araştırmalar, ödevler ve zaman yetersizliğinin akademik baskıları artırdığını; aile içindeki sorumluluklar, anlaşmazlıklar ve toplumsal beklentilerin ise kadınların üzerindeki yükü ağırlaştırdığını belirtti.

Çalışma yaşamıyla özel yaşam arasında denge kurmakta yaşanan güçlüklerin yanı sıra kaygı, hayal kırıklığı, başarısızlık korkusu ve tükenmişlik duygusunun da kadınların ruh sağlığını etkilediğine dikkat çekti.

 

‘Diyalog ve dayanışma şiddetin önlenmesinde önemli’

Psikolojik baskılarla başa çıkabilmenin kadınların yaşamlarında denge kurmalarına yardımcı olduğunu belirten Rana Talib Yasin, zaman yönetimi, önceliklerin belirlenmesi, duyguların düzenlenmesi ve fiziksel ve ruhsal sağlığın korunmasının önemini vurguladı.

Bu becerilerin yalnızca bireysel yaşamı değil, aileyi, üniversiteyi, çalışma ortamını ve toplumsal ilişkileri de olumlu etkilediğini ifade eden Rana Talib Yasin, şiddetsizlik kültürünün geliştirilmesinde diyalog, etkili iletişim ve sorunların barışçıl yollarla çözülmesinin belirleyici olduğunu söyledi.

Kadınların çocuklar ve öğrenciler arasında farklılıklara saygıyı, iş birliğini ve dayanışmayı teşvik ederek şiddetin önlenmesine katkı sunabileceğini belirten Rana Talib Yasin, zorbalık, aşağılama, taciz, sözlü ve fiziksel şiddetin her biçiminin reddedilmesi gerektiğini dile getirdi.

Ancak şiddetten arınmış bir toplum oluşturma sorumluluğunun yalnızca kadınlara yüklenemeyeceğinin altını çizen Rana Talib Yasin, erkeklerin, ailelerin, eğitim kurumlarının, medyanın ve toplumsal kuruluşların da bu süreçte sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kadınların korunması ve güçlendirilmesi çağrısı

Seminerin sonunda şiddetle mücadeleye yönelik bir dizi öneri açıklandı. Bu kapsamda kadın öğrenciler ve çalışanlar için stres yönetimi ve duygusal denge becerilerini geliştirecek düzenli eğitim atölyelerinin düzenlenmesi, üniversitelerde ve eğitim kurumlarında psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi istendi.

Eğitim ve çalışma alanlarında kadınlar için güvenli ve destekleyici ortamların oluşturulması, psikolojik ve sözlü şiddet ile zorbalığa karşı farkındalık çalışmalarının artırılması da öneriler arasında yer aldı.

Şiddete veya yoğun psikolojik baskıya maruz kalan kadınların psikolojik ve toplumsal destek mekanizmalarına erişiminin kolaylaştırılması gerektiği belirtilirken, aileler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi çağrısı yapıldı.

Seminerin sonuç bölümünde, kadınların şiddetsiz bir toplumun inşasındaki rolünün yalnızca eğitim ve farkındalık çalışmalarıyla sınırlı olmadığı, yaşamın bütün alanlarını kapsadığı vurgulandı. Kadınların karar alma süreçlerine etkin katılımının artırılması, psikolojik ve toplumsal destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve haklarının korunmasının şiddetle mücadelede temel koşullar olduğu belirtildi.