Öncü kadınların fotoğraflarına saldırıya tepki: İrademizi kıramazlar

Kürt öncü kadınların fotoğraflarının hedef alınmasının, kadının özgürlük mücadelesine ve devrim kazanımlarına yönelik bir saldırı olduğunu belirten kadınlar; ortak yaşamın korunması için saldırı faillerinin cezalandırılması gerektiğini belirtti.

RONÎDA HACÎ

Hesekê - Hesekê’nin Gwêran mahallesinde öncü kadınların fotoğraflarına yönelik saldırının ardından tepkiler gelmeye devam ediyor.

Yisra Elias, şehitlerin fotoğraflarına yönelik saldırıyı kınayarak, saldırının amacının bölge halkları arasında fitne çıkarmak olduğunu belirtti.

‘Bazı güçler sürecin başarıya ulaşmasını istemiyor’

Yisra Elias, “Bizler, kadınların öncülük ettiği Demokratik Ulus felsefesi temelinde 14 yılı aşkın süredir birlikte yaşıyoruz. Şu an hassas bir süreçten geçiyoruz; çünkü demokratik entegrasyon sürecindeyiz ve bazı güçler bu sürecin başarıya ulaşmasını istemiyor” dedi.

Yisra Elias, bu karanlık güçlerin halklar arasında bir iç savaş çıkarmayı amaçladığını ifade ederek şöyle devam etti: “Bizler, çatışma ve yıkım içinde olmak değil; adalet ve eşitlik temelinde inşa edilmiş demokratik bir toplum istiyoruz. Ancak onlar değerlerimize saldırıyor ve ahlaksızca bir yöntemle kadının özgür iradesini kırmayı hedefliyorlar. Bizler bölgemizi yıkmak değil, inşa etmek ve korumak zorundayız. Bu saldırı devrimin kazanımlarına yöneliktir; bu yüzden birliğimizi korumalı ve ortak değerlere saygı göstermeliyiz.”

‘Yeni hükümet içindeki bazı isimler de entegrasyona karşı’

Ahlîn Alî, Hesekê’de yaşanan olayların halkların kardeşliğine zarar verebileceğini söyleyerek şöyle konuştu: “14 yılı aşkın süredir halkların kardeşliği ve ortak yaşam temelinde çalışıyoruz ve kadınlar bu devrime öncülük etti. Birçok kazanım elde edildi ancak bazı güçler bu kazanımları boşa çıkarmak istiyor. Sadece dış güçler Suriye'yi savaşa sürüklemek istemiyor; yeni hükümet içindeki bazı şahsiyetler de entegrasyon sürecinin başarıya ulaşmamasını ve bir iç savaş çıkmasını istiyor.”

Ahlîn Alî, Suriye yönetiminin istikrarı koruma ve bu eylemlerin önüne geçme sorumluluğu taşıdığına dikkat çekerek şunları ekledi: “Bizler demokratik bir düşünce, yaklaşım ve ortak yaşama inanıyoruz. Özerk Yönetim döneminde tüm bileşenlerin ortak yaşamı, kabulü ve birbirine saygı duyması için çalıştık. Şimdi ise Suriye devlet kurumlarının bir parçası haline gelen DSG (QSD) ve Özerk Yönetim kurumlarının reddedilmesi, entegrasyon sürecinin reddedilmesi anlamına gelmektedir. Durumun hassas olduğunu biliyoruz; bu nedenle tüm bileşenler uyanık olmalı ve iç savaş amacı taşıyan politikaların bizi etkilemesine izin vermemelidir.”

‘Şehitler tüm kadınlara miras bıraktı’

Ahlîn Alî, yaşamını yitiren öncü kadınların tüm kadınlara bir miras bıraktığını ifade ederek, “Onlar, mücadeleleri ve direnişleriyle özgürlüğün yolunu açan özgür kadını temsil ediyorlar. Direnişleri kadının gücünün ve iradesinin sembolü olmuştur; bugün biz bu gücü kadınların örgütlülüğünde ve yaşamın her alanındaki varlığında görüyoruz. Şehitler irademizdir ve üzerinde yürüdüğümüz yoldur. Bu saldırılar ile irademizi kıramazlar” dedi.

‘2004 olaylarının tekrarlanmasını istemiyoruz’

Ahlîn Alî, Suriye yönetimine saldırı faillerine karşı sorumluluğunu yerine getirme ve suçlulardan hesap sorma çağrısında bulunarak şunları dile getirdi:

“Şehitlerimizin fedakarlığı sayesinde Suriye, Baas zihniyetinden ve onun tahakkümünden kurtuldu. 2004 yılında yaşanan olayların bir kez daha tekrarlanmasını istemiyoruz. Birbirimize saygı duymalı, birbirimizi kabul etmeli ve bu topraklarda birlikte yaşamalıyız. Şimdi yıkım zamanı değil; inşa etme, birlik olma ve ortak yaşamı koruma zamanıdır.”