Yıllardır aynı taleple alandalar: Kadınlar ‘Eşit işe eşit ücret’ istiyor
1 Mayıs taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan SES Wan Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, kadınların “eşit işe eşit ücret ve mobbinge” karşı alanlarda olacağını söyledi.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan - İşsizlik, güvencesiz ve esnek çalışma koşulları, emek sömürüsü ve mobbinge karşı taleplerini dile getirmek isteyen kadınlar, 1 Mayıs meydanlarında bir araya geliyor.
AKP’nin kadın düşmanı politikaları nedeniyle eve ve aileye hapsedilen kadınlar, erkeklere muhtaç hale getirilirken ev içi bakım emekleri de görülmüyor. Sermaye, devlet ve erkek, bakım emeğinden muaf olmak için ev içi yükünü kadınların omuzuna yüklüyor.
Ücretli alanlarda çalışan kadınların ise emekleri sömürülüyor ve mobbinge maruz kalıyorlar.
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Wan Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, kadınların sendikal hakları ve 1 Mayıs taleplerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
‘Mücadelede sendikalı olmak’
Figen Çolakoğlu, insanca yaşayabilmek için temel bir ücret, güvenli çalışma talebi, sendikal örgütlenme hak ve özgürlüğü için mücadele ettiklerini ifade ederek, bu mücadelede sendikalı olmanın önemine vurgu yaptı. Figen Çolakoğlu, “Yakın zamanda maden işçileri bir direniş ördü. Oradaki kararlılık direnişin örgütlü hali bir kazanıma evrildi. Bu da örgütlü yapının, sendikanın sendikal bir mücadele verdiği zaman bir kazanımın da olacağını gösterdi” dedi.
Sendikaların önceliğinin işçi ve emekçinin haklarını korumak olduğunu vurgulayan Figen Çolakoğlu, “Bizim savunduğumuz şey harcadığımız emeğin karşılığını almak. Hukuki ve kurumsal güvence ile haksız işten çıkarılmaya karşı sendikanın bireyi korumaya dair bir mücadelesi var. Çalışma alanlarında sıkça rastlanılan mobbing durumu var. Maalesef birçok çalışma alanında cinsten, kültürden, dilden, inançtan dolayı ayrımcılık olabiliyor. Ücret gaspı durumu var, bu noktada yine madencilerin mücadelesini örnek olarak gösterebiliriz. Dayanışma ve temsil boyutunda da sendikalar bir taraftır. Üyesini koruma, dayanışmayı büyütme, kendi üye ve örgütlenmesini örmenin tarafında olmalı” diye belirtti.
1 Mayıs talepleri
1 Mayıs’ta açığa çıkan taleplere dikkat çeken Figen Çolakoğlu, güvencesiz çalışma şartlarının tamamıyla ortadan kaldırılması gerektiğini söyledi.
Figen Çolakoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Vergi adaletsizliği var. Kazanca göre bir vergi kesintisinin olması gerekiyor. ‘Vergide adalet’ derken tam da bunu diyoruz. Zenginden geliri kadar, fakirden de geliri kadar kesilmesi gerekiyor. O adaletsizliğin ortadan kalkması gerekiyor. Bugün vergide muafiyet durumunu yaşayan patronlar oluyor. Asgari ücret gülünecek bir rakamdayken işçi, vergi muafına maruz kalmıyor. Ama patron o şişkin geliriyle vergiden muaf tutulabiliyor. Fazla saat çalıştırılma, mobing, şiddete, ayrımcılığa maruz kalmak gibi hak gasplarını da ifade etmek gerekiyor. Buradan hareketle kazanım odaklı bir mücadele örüyoruz.”
‘Sokakla TÜİK verileri örtüşmüyor’
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon oranlarına ilişkin ortaya koyduğu verileri hatırlatan Figen Çolakoğlu, TÜİK’in ortaya koyduğu verilerin halkın durumuyla örtüşmediğine dikkat çekti. Figen Çolakoğlu, enflasyon oranının TÜİK verilerine göre değil, sokaktaki insanların gerçekliğiyle örtüşecek şekilde iyileştirmeler yapılması gerektiğini vurguladı.
‘İş kazaları değil, iş cinayeti’
Figen Çolakoğlu, “Sendikal örgütlenmenin özgürlüğü ve grev hakkının yılladır mücadelesini veriyoruz, vermek de gerekiyor. Çünkü toplu sözleşme ve grev hakkı sendika mücadelesinin esası, olmazsa olmazıdır. İş kazaları değil, iş cinayetleri. Neden öyle diyoruz? Fazla saat çalıştırılma iş cinayetlerinin önünü açan bir durumdur. O yüzden iş kazası değil, iş cinayetleri olarak tanımlıyoruz. Kamu, işçi alanında insanlar yaşı gelmiş, belli bir zaman dilimi çalışmış, primi dolmuş veya dolmak üzere ve ‘ben emekli olunca geçinebilecek miyim?’ Endişesi yaşıyor. Kişinin geçinebileceği bir emeklilik ücreti yok. Bu temelli taleplerimiz var. Ücretsiz sağlık ve eğitimin olması gerekiyor. Bunu neden talep ediyoruz? Sosyal devlet olgusunun varlığı bunun üzerine kurulu. Bir ülke kendine demokratik diyorsa içinde o sosyal dokunun da olması gerekiyor. Bu noktada da sağlık ve eğitim temel bir hak olarak ücretsiz olması gerekiyor. Artık devlet neredeyse orayı da bir ticarethane gibi işletiyor” diye belirtti.
Figen Çolakoğlu, gelir dağılımının adaletsiz olduğunu söyleyerek, ülkede bir işsizlik sorunu olduğunu belirtti.
Figen Çolakoğlu, konuşmasını şöyle tamamladı: “Üretimin kalitesinin düşmesi, bu topluma verimliliğin düşmesi olarak yansıyor. Bunlar önemli unsurlar. Ülkede çok ciddi bir beyin göçü var. Yaşamını idame ettirebilmek, geleceğini kurabilmek için Avrupa’ya göç ediliyor. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Bu nedenle emeğin sömürülmediği, hakların teslim edildiği, eşit özgür bir yaşamın olduğu günler diliyoruz. Kadın emekçiler olarak eşitlik talebimiz var. Mücadeleyi daha da büyütmek gibi bir hedefimiz var. Yılmadan bu yolda yürümeye de devam edeceğiz. Emek sömürüsü kader değil, örgütsüzlüğün sonucudur.”