Mum ışığında dinginlik üretiyor, kadın emeğini büyütüyor
Wan’da yaşayan Hasret İpek İlçin, iki yılı aşkın süredir kendi atölyesinde ürettiği mumlarla hem emeğini kazanca dönüştürüyor hem de kadınlara dingin bir alan sunuyor.
MEMİHAN HİLBİN ZEYDAN
Wan- Hayatın koşturmacası içinde bazen insanın tek ihtiyacı biraz sessizlik ve dinginlik. Wan’da yaşayan Hasret İpek İlçin, yıllardır kendisine iyi gelen mum yapımını iki yılı aşkın süredir bir atölyede sürdürerek hem emeğini kazanca dönüştürüyor hem de başka kadınlara kendilerine zaman ayırabilecekleri bir alan açıyor. Ateşin sakinliğiyle hayatı renklendiren Hasret İpek İlçin, mumlarının ışığında yalnızca üretmiyor; kadın emeğini, estetiği ve dayanışmayı da çoğaltıyor.
39 yaşındaki Hasret İpek İlçin, iki yılı aşkın süredir kendi yaptığı mumları satarak hem gelir elde ediyor hem de ateşin dinginliğini, hayatın koşuşturmasından yorulanlarla paylaşıyor. İnsanın ateşle olan bağının kopmadığını, ateş etrafında oluşan sessizlikte ortaya çıktığını ifade eden Hasret İpek İlçin, ateşi izlerken insanın bir boşlukta olduğunu, zihninin dahi konuşmadığını anımsatarak o dinginliğin, o zihni dinlendirmenin o boşlukta olduğunu aktarıyor. Atölyesine verdiği Mumê ismini Colemêrg’te (Hakkari) geçen bir efsaneden aldığını belirten Hasret İpek İlçin, yaptığı işi, mumlara verdiği şekilleri ve ateşle olan hikayesini ajansımıza anlattı.
‘Sakinleşmek için yaktığım mumları başka kadınlara ulaştırıyorum’
Hasret İpek İlçin, aslında Çorumlu. 2007 yılında üniversite eğitimi için geldiği Wan’da evlenerek hayatını burada kuruyor. Doktora tezinden sonra akademik hayatına ara veren ve kendi yaptığı mumları satarak ekonomisini sağlayan Hasret İpek İlçin, 2 yıldan uzun bir süredir atölyede çalıştığını dile getiriyor. Mumlarla olan ilişkisini şu sözlerle anlatıyor: “Mum yapma serüvenim 15 yıl öncesine dayanıyor. Kendi mumlarını yapıp yakan bir kadınken şimdi atölyemde mumlarımı yapıyorum ve başka kadınların kokulu ya da kokusuz mumları yakmasını sağlıyorum.”

Hayatı ateşle renklendirmek
Mum yakmanın zihni temizlediğini, günlük sorunlarla mücadele ederken mum yapmanın fırtınadan sonra bir limana yanaşma hissi verdiğini ifade eden Hasret İpek İlçin, tamamen zihnini boşaltmak adına mum yapmaya başladığını belirtiyor. Hasret İpek İlçin, “Akademik camia biraz zordur. Ders çalışmak, tez, makale yazmak ve bunları birilerine beğendirmek oldukça zor. O kaosun, sisli havanın biraz dağılması için kokuları, renkleri, biraz da ateşi hayatıma katarak hayatımı renklendirmek istedim” diyor.

‘Mum yakmak zihni rahatlatıyor’
Wan’da daha önce bir mum atölyesi olmadığı için biraz riskli olduğuna değinen Hasret İpek İlçin, “Mum neden yakılır, neden yakılmalı” sorularının cevabını bulmasının 6 ay sürdüğünü ve 6 ay boyunca neden mum yakılmasının gerektiğini insanlara anlatmaya çalıştığını aktarıyor. Geçen 6 aylık sürecin ardından yavaş yavaş müşterileri olmaya başladığını belirten Hasret İpek İlçin, ateşin bin yıllardır insanların hayatında olduğuna dikkat çekerek, insanlığın ateşle tanıştığı andan itibaren ateşi çeşitli kulvarlarda kullandığını ifade ediyor. Hasret İpek İlçin sözlerine şöyle devam ediyor:
“Ateşi evimize taşıyarak ateşle olan bağımızı devam ettirmek için mum kullanıyoruz. İlk bulunduğu dönemlerde her ne kadar aydınlanma için kullanılmış olsa da elektriğin keşfinden sonra artık ateşle olan bağımızı unutmamak adına sürekli bir kullanım üzerine günümüze kadar geliyor. Mum yakmak zihni rahatlatıyor.”
Hasret İpek İlçin, “Mumu zihnimizi sakinleştirmek için yakarız, bulunduğumuz ortamı sakinleştirmek için yakarız” diyor ve devam ediyor: “‘Ameliyathane ışıkları’ diye adlandırdığımız beyaz ışıkların epifiz bezlerimizi etkilediğinden dolayı biraz loş ışıkla mum yaktığımızda daha rahat, sakin düşünürsünüz. Kafanızda kaos içinde olan düşünceleri bir merkezde toplayarak sakinleşirsiniz. Esasen bu yüzden mum yakarız.”

Esas beklenti iyi insanlarla iletişim
Ekonomik bir kazançtan daha çok insanlarla iletişim kurmanın emeğinin karşılığı olduğunu kaydeden Hasret İpek İlçin, yapılan işte emeğinin karşılığının ne olduğunu insanın kendi beklentisinin belirlediğini ifade ederek, “Elbette verdiğim emek karşılığında maddi bir gelir elde ediyorum. Ama burada bu işi yaparken çok güzel insanlarla tanıştım. Nezaketsiz insan muma yanaşmaz. Bu biraz estetiğe dayalı bir şey ve estetiği önemseyen biri nezaketsiz olamaz. Buraya gelen insanlar biraz da estetiğe bakıyor, gördüklerini satın alıyorlar. İşte o insanlar nezaketsiz insanlar olamıyorlar. O yüzden burası kendini bilen, nezaketli, hoşgörülü, anlayışlı insanların uğrak yeri olmaya başladı. Evet maddi kazanç olarak beni tatmin ediyor. Ama beni en çok tatmin eden tarafı benim böyle insanlarla tanışmama vesile olması. İki yıl iki aydır var bu atölye ve gözlemlerime göre içeriye giren insanların yüzde 80’i sanattan, edebiyattan anlıyor, iyi bir hatip, güzel konuşuyor. Bunların hiçbiri yoksa bile içeriye girince iltifat edebilen, emeğe takdir gösteren, ‘elinize sağlık’ diyen insanlar. Böyle insanlarla bir araya gelmek benim ruhuma iyi geldiği için bu paranın da önüne geçiyor” şeklinde konuşuyor.
Mumlarındaki figürleri belli bir amaç doğrultusunda seçmediğini ve asıl ilgi alanının tarih olduğunu ve o farkındalıkla mitolojik figürlere yöneldiğinden bahseden Hasret İpek İlçin, kadın olmasının da etkisiyle kadın figürlerini de yoğun olarak kullanıyor. Bu durumu “Kadın estetik bir varlık ve o estetiği muma vermek benim hoşuma gidiyor” sözleri ile açıklıyor.
‘Mücadele kadının fıtratında var’
Kadınların sürekli bir mücadele halinde olduğunu vurgulayan Hasret İpek İlçin, kadınların eline aldığı her şeyi çoğaltarak hayata kattığını, kadınların istese istemese de fıtratının gereği böyle bir yapıda olduklarını anlatıyor. Hasret İpek İlçin, “Biz kadınlar bize bir verildiğinde onu 3, 5 yapan varlıklarız. Fıtratımızda olduğu için hayatımız da hep bu şekilde ilerliyor. Çoğalabilen, çoğaltabilen bir varlık kendisini muhakkak bir mücadelenin içinde bulacaktır. Haklarımız, çocuklarımız, ailemiz, farklı isimler, kavramlar için hep savaştık. En iyi ihtimalle başka bir kadın için başka bir kadınla birlikte savaştık. Kadının mücadelesi hayatın her alanındadır. Balkonu, bardağı yıkarken kafasının içinde bir sürü şey kurgular kadın. Mücadele kadının fıtratında var. Kullanabilirsek yol açabilen bir şey” diye konuşuyor.
Aynı zamanda atölye çalışmaları yaptığına işaret eden Hasret İpek İlçin, kendi atölye çalışmalarını diğerlerinden farklı olarak kendi küçük atölyesinde yaptığına dikkat çekerek, “Üretim, satış ve atölye çalışmaları burada yapılıyor. Bu çalışmaları başka bir yerde yapmıyorum. Diğer atölye çalışmalarından bir diğer farkı ise tek başınıza da gelebilirsiniz, ben ‘tek kişiye masa açmam’ demiyorum. Çünkü insan bazen tek başına bir şeyler yapmaya ihtiyaç duyabilir, öyle isteyebilir. Bazen sessiz bir şekilde yapıyor insanlar, sadece kafalarını kurcalayan şeyleri atmak için geliyorlar. Öyle zamanlarda sadece teknik bilgileri verip ben de sessiz kalıyorum. İnsanların gözlerinde görüyorsunuz bir şeylerin savaşı içinde ve sadece sakinleşmek için burada. Ya da dilerseniz 20 kişilik yabancı bir ekiple birlikte olmak yerine yakın arkadaşlarınızla atölye çalışmasını tercih edebilirsiniz. Sayı bizim için önemli değil. Buraya gelen insanların yabancı hissetmemesi ve kendilerine ait bir şeylerle buradan çıkmalarını istiyoruz. Anılarını burada biriktiriyor ve gidiyorlar” diyor.
Hasret İpek İlçin, kadınların emekleriyle her şeyi bir mesleğe dönüştürebileceğinin altını çizerken kadınların temizliği bile bir meslek haline getirebildiğini, kadınların her şeyi emeği ile bir mesleğe dönüştürerek hayatını idame ettirebileceğini vurgulayarak “Kadın emeği hayatımızın her alanında kıymetli ve güçlü bir şekilde olmak zorunda” diyor.