Kirmanşah’ta kadınlar emeklerinin karşılığını alamıyor

Kirmanşah şehrinde düzenlenen "Mobilya, Avize ve Uyku Malzemeleri" fuarında dikkat çekici çoğunlukta olan kadınlar, ücretlerdeki eşitsizlik ve toplumsal baskıların çalışma yaşamlarına olan kısıtlamalarını ve etkilerini değerlendirdi.

JUAN KERAMİ

Kirmanşah- Doğu Kürdistan’ın Kirmanşah şehri de alım gücünün düştüğü, ekonomik krizin çoklu felaketlere yol açtığı yerleşimlerden biri. Kadınların toplumsal ve dini baskılarla yaşamın dışına atılmaya çalışıldığı kentte her şeye rağmen kadınlar, var olma çabalarını sürdürüyor. Şahid Parkı'nda 8 Ocak’ta açılışı yapılan ve 12 Ocak tarihine kadar devam etmesi beklenen “Mobilya, Avize ve Uyku Malzemeleri” fuarına kadınların katılımı oldukça dikkat çekici. Sergideki birçok kadın, stant müdürü, satıcı, satış danışmanı, muhasebeci ve kasiyer olarak çalışıyor.

‘İnsanların alım gücü düştü’

Kadınlardan Tina Karimi, şu anda bir mobilya şirketinde satış danışmanı olarak çalışıyor. Mobilya sektöründe yaklaşık olarak 4 yıldır çalıştığını belirten Tina Karimi, “Eğitimim endüstri yönetimi alanında lisans derecesine kadardı. Eğitimimi tamamladıktan sonra bir süre iş aradım ama alanıma uygun iş bulamadım. Sonrasında kuaförlük sektörüne girdim ve bunun yanında burada da faaliyet gösteriyorum. Bu fuarın satış danışmanlığını yapıyorum. Genel olarak iki yıldır mobilya fuarcılığı alanında faaliyet gösteriyorum” diye belirtti.

Kuaförlük alanında kazancın önceki yıllara oranla düştüğünü kaydeden Tina Karimi, “Başlangıçta daha iyiydi ama aradan geçen 4 yıldan bu yana kuaförlük alanında düşüş yaşandı. Şehrimizde işsizlikten dolayı birçok kadın kuaförlüğe yönelmiş durumda. Pazarı eskisi kadar iyi değil ve geçmişe göre çok geriledi. Fuardaki satışlara gelince önceki dönemlere göre insanların alım gücünün düştüğünü görüyoruz. Malzemelerin çoğu ithal mal olduğu için fiyatları her geçen gün artıyor. İnsanların alım gücünün de çok düştüğünü düşünüyorum. Fuarın kabulü var ama olması gerektiği gibi bir satın alma yok. İsfahan, Yezd ve diğer şehirlerdeki vatandaşların Kirmanşah halkından daha fazla ürün satın alma imkanına sahip olduğunu görüyoruz” şeklinde konuştu.

Tasarımcı olarak çalışıyor

Kirmanşah şehrinden Priya Xandami, işgücü piyasasındaki yirmi yıllık deneyimine dayanarak şunu söyledi: “Psikoloji alanında lisans diplomam var ve bir pazarlamacı olarak yirmi yıllık iş deneyimim var. Yaklaşık üç yıldır fuarlara katılıyoruz. Eşimle birlikte yirmi yıldır ev dekorasyon tasarım ve uygulama merkezimiz var.”

Ücretlerde eşitsizlik var

Farklı iş kollarında çalışma tecrübesini anlatan kadınlardan Yas Heydari, “Beş yıldır mobilya ve avize satışı, zincir restoran muhasebesi, selüloz aksesuar satışı gibi farklı iş kollarında çalışıyorum. Web tasarımı alanında lisans diplomam var ancak ne yazık ki alanımda iş bulmayı başaramadım ve o alanda işimi kuracak sermayem de yoktu. Genel olarak sergi alanında işe alınan satış elemanlarının çoğunu kadınlar oluşturuyor. Bunun nedeni ise sergideki çalışmaların yarı zamanlı olması ve erkeklerin daha çok kalıcı ve tam zamanlı iş araması. Kadın-erkek ücret farkı açısından burada çok fazla olmayabilir ama başka yerlerde var ve kadınların ücretleri daha düşük. İşverenlerin bahanesi, kadınların ailenin reisi olmadığı, ek masraflarının olmayacağı, aile masraflarının kendilerine ait olmadığı yönündeydi!” sözlerine dikkat çekti.

Hukuk mezunu ama sergide çalışıyor

Tahran'da yaşayan Setera Deraxşan ise yaşadıklarını ve gözlemlerini şu sözlerle özetliyor:  “Hukuk mezunuyum, yaklaşık on yıldır mobilya alanında çalışıyorum, aynı zamanda kıyafet de tasarlıyorum. Ama şu anda asıl gelirim mobilya fuarından geliyor. Tabii diğer mesleklerle ilgili sergilerde de çalıştım. Ancak kendi alanımda çalışamadım. İran'da erkekler ve kadınlar bu sorunla karşı karşıya. Bu sorunun sadece kadınlara özgü olduğunu düşünmüyorum. Çünkü erkekler arasında da matematik alanında yüksek lisans veya doktora yapmış birinin kendi alanında çalışmadığını görüyorum. Bizim toplumumuzda çoğunlukla herkesin böyle olduğunu, yani herkesin gelir kaynağının kendi eğitim alanıyla alakası olmayan bir yerden geldiğini düşünüyorum.”

‘Aynı işi yapıyoruz ama eşit değiliz’

Çalışma yaşamında eşit işe eşit ücret konusunda farklılıklar olduğuna dikkat çeken Setera Deraxşan, “Şunu söylemeliyim ki kadınların maaşı erkeklere göre daha düşük, bu konu yüzde yüz var. Hatta kadınların birçok işte erkeklerden daha becerikli olması da mümkün ama toplumda yerleşmiş olan yanlış düşünceye göre kadınlara daha düşük maaş veriliyor. Mesela çalıştığım önceki şirkette, satışlarımın miktarının erkek meslektaşlarımla nispeten aynı, hatta bazen daha fazla olduğunu düşünürsek, erkeklerin maaşı benim maaşımın iki katıydı. Bunun hiç de adil olduğunu düşünmüyordum çünkü aynı işi yapıyordum, aynı enerjiyi harcıyordum ama yarısı kadar ücret alıyordum. Dolayısıyla toplumdaki kadınların verdikleri emek, çaba ve çalışmayla orantılı olarak haklarını alamadıklarını, yani hak ettikleri hakları alamadıklarını gerçekten hissediyorum” şeklinde konuştu.

‘Kadınlar sınırlandırılıyor’

Kadınların yaşadığı engelleri de anlatan Setera Deraxşan, “Ekonomik olarak çalışmak isteyen birçok kadın var, ancak eşleri veya babaları bunu yapmalarına izin vermiyor. Bizim toplumumuzda kadının bir şey yapmak istemesi için eşinin iznine ihtiyacı vardır ve bu da bence kabul edilebilir değildir. Çünkü her insan kendi tercihini yapabilmeli, istediğini yapabilmeli. Kimsenin izni başkasının elinde olmamalıdır çünkü herkesin seçme ve yetki sahibi olma gücü vardır. Çok iyi yeteneklere sahip, verimli olabilen pek çok kadın var ancak bu sınırlamalar nedeniyle fırsatlarını gerektiği gibi kullanamıyorlar ve sonuçta yetenekleri görülemiyor” diyerek, kadınların istedikleri alanda hiçbir kısıtlama olmaksızın çalışma hakkına sahip olması gerektiğini vurguladı ve zihniyetin değişmesi gerektiğini dile getirdi.