‘Kadınlar Çarşısı’ için direniş: Kadınlar geçim kaynaklarını savunuyor

Sudan’ın Kassala kentindeki “Kadınlar Çarşısı”nın kaldırılması kararı, kadınların geçim kaynağını ve yıllar süren emeğiyle şekillenen pazarın kültürel mirasını tehdit ediyor. Kadınlar, geçimlerini ve onurlarını koruyacak bir alternatif talep ediyor.

MERVET ABDULKADİR

Sudan- Kassala eyaletinin merkezi ve Sudan’ın doğusundaki Kassala kentinin kalbinde, kadınların sesi bu kez satış ve alışveriş için değil, var olabilmek için yıpranmış tezgahların arasından yükseliyor.

Sudan’ın en eski ve en sıcak atmosfere sahip pazarlarından biri olan “Kadınlar Çarşısı”nda kent, bu günlerde Kassala yerel yönetiminin çarşının kaldırılmasına ilişkin aldığı kararın etkisi altında. Karar yalnızca ahşap ve kumaştan yapılmış tezgahları değil, kadınların yıllar boyunca verdiği emeği de ortadan kaldırma tehdidi taşıyor.

Bu çarşı yalnızca bir alışveriş olmadı aynı zamanda, yüzlerce aile için gerçek bir yaşam kaynağı. Erken yaşta kayıplarla karşılaşan kadınların, boşanmış annelerin ve sırtlarında yetim çocuklarını taşıyan kadınların sığındığı bir alan. Kadınlar, başka seçenek bulamadıkları bu küçük alanda kendi direniş hikayelerini yazdı.

‘Saksak Çarşısı’: Hurma dalları ve çamurdan bir hafıza

Kassalalıların “Saksak Çarşısı” olarak da bildiği pazar, kentin merkezinde, Büyük Çarşı ve ana ulaşım durağının yakınında yer alıyor. Bu nedenle yıllardır yalnızca alışveriş yapmak isteyenlerin değil, kente gelen ziyaretçilerin de uğrak noktası oldu.

Çarşının her köşesinde ayrı bir hikaye bulunuyor. Yorgun ellerin ördüğü hurma dalı ürünleri, kırsal bölgelerin renklerini taşıyan el yapımı çantalar ve örtüler, geleneksel takılar, toprağın sıcaklığını taşıyan çömlekler, yerel parfümler ve mekanı saran tütsüler, baharatlar, otlar, geleneksel yiyecekler ve kadınların kullandığı çeşitli ürünler burada satılıyor.

Çarşı, kentin hafızasını da taşıyor. 2000’li yılların başında çıkan yangında çarşı tamamen yanmış, alevler kadınların hayallerini de küle çevirmişti. Ancak kadınlar kendi elleriyle çarşıyı yeniden kurdu. Yıllar boyunca tek talepleri, yerel yönetimin bu alanın kendilerine ait olduğunu gösteren resmi bir belge vermesi ve emeklerinin bir adresinin olmasıydı.

Yerel yönetim, kaldırma kararının pazarları düzenleme, kent merkezini güzelleştirme ve trafik akışını kolaylaştırma planının parçası olduğunu belirtti. Kağıt üzerinde makul görünen bu gerekçeler, kadınlar açısından sahada yerlerinden edilmek anlamına geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında buldozerler çarşının doğu bölümünü kaldırdı. Alanın açıklanmayan taraflara satıldığı yönündeki haberler ise kadınların yaşadığı mağduriyet ve adaletsizlik duygusunu daha da artırdı.

Kadınların önünde sokağa çıkmaktan başka seçenek kalmadı. 13 Eylül’de yaşlı, hasta ve hareket etmekte zorlanan onlarca kadın satış tezgahlarını işletemedikleri için Kassala’daki ana yollardan birini trafiğe kapattı. Eylem siyasi bir protesto değil, yardım çağrısıydı. Kadınlar, çarşının kaldırılmasının durdurulmasını ya da en azından maddi koşullarını gözeten uygun fiyatlı bir alternatif alan oluşturulmasını talep etti.

Kaynaklara göre yerel yönetim kadınlara “Amiriye Çarşısı”na taşınmayı teklif etti. Ancak buraya giden kadınlar hayal kırıklığıyla geri döndü. Yeni yerde müşteri ve hareketlilik bulunmadığını belirten kadınlar, onlarca yıl boyunca burada oluşturdukları yaşamın yeni alanda olmadığını söylüyor. Ayrıca alternatif olarak gösterilen arazinin mülkiyeti konusunda geçmişten gelen anlaşmazlıkların bulunduğu belirtiliyor.

Kassala Eyalet Yasama Meclisi de bu tehlikeyi daha önce fark etmişti. Meclis, 2019 yılında çarşı içerisindeki ticari parsellerin doğrudan satış yoluyla tahsis edilmesine ilişkin işlemleri durdurmuş, alanın “Yarının Kadınları” adlı kuruluşa tahsis edilmesini de ikinci bir bildirime kadar askıya almıştı. Ancak söz konusu karar bugün yeniden gündeme geldi.

Enkaz arasından yükselen sesler: Mücadele hikayeleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Ajansımız çarşıda çalışan kadınlarla bir araya geldi. Her birinin farklı bir hikayesi bulunuyor. Kadınlar, yaptıkları işi ve üzerlerine bir “şimşek gibi” düşen kaldırma kararını anlattı.

80 yaşındaki Amine Kureyş, zamana yenik düşmüş gözlerle yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“1971’den beri bu çarşıdayım. Burası tarihi bir yer. Bize sormadan elimizden aldılar.”

Hasır örtüler, talh ağacından elde edilen ürünler, parfümler ve gıda ürünleri satan Amine Kureyş, gurur ve hüznü bir arada taşıyan bir ifadeyle, “Çocuklarımı bu çarşıdan kazandığım parayla büyüttüm. Hala buradan geçiniyorum” diyor.

Talh, Sudan’da yaygın olarak bulunan akasya ağaçlarından elde edilen kokulu bir ağaç. Yakıldığında güçlü ve hoş bir kokuya sahip olan talh, Sudan’da kadınların geleneksel güzellik ritüellerinden biri olan “duman banyosu”nun temel malzemelerinden biri.

Yaşlı kadın, ailesinin geçimini sağlayabilmek için saatlerce kavurucu güneşin altında aç ve susuz şekilde akşama kadar oturuyor. Çarşının kaldırıldığı anı ise şöyle anlatıyor:

“Bir anda yönetim geldi, dükkanlarımızı kırdı ve mallarımızı hiçbir uyarı yapmadan heba etti.”

Amine yalnız değil. Çarşıda yaklaşık 160 kadın bulunuyor. Gözyaşları içinde, “İşim olmadan nasıl yaşayacağımı bilmiyorum” diye soruyor.

 

‘Büyükannelerin mirası’ ikinci kez yanıyor

45 yıldır çarşıda çalışan Keltum Muhammed en-Nur, söz konusu alanın yalnızca ticaret yapılan bir yer olmadığını, daha büyük bir mirası taşıdığını söylüyor:

“45 yıldır bu çarşıdayız. Yetimleri büyütmek için buraya geldik. Biz onurumuzla yaşamak isteyen dul kadınlarız.”

Çarşının büyükannelerden kalan bir miras olduğunu belirten Keltum Muhammed en-Nur, yerel olarak “büyükanneler” diye anılan kadınların ürünlerini Kassala kırsalından getirdiğini ve alın terleriyle sattığını söylüyor.

“Kassala’daki her kabile bu çarşıda var. Kuyuları biz kazdık, bu kentin halkıyla aynı sudan içtik” diyor.

Çarşının kaldırılması Keltum Muhammed en-Nur’un yaşadığı ilk acı değil. Daha önce üç tezgahı yanmış ve büyük maddi kayıp yaşamış. Ancak yeniden inşa ederek çalışmaya devam etmiş. Şimdi ise kaldırma kararının bu acıyı tamamladığını söylüyor:

“Tezgahlarımızı başımızın üzerine yıktılar, mallarımızı alıp kaçtık. Bir yıldır her gün buranın satılacağını duyuyoruz. Kaldırılması, bizi hayattan tamamen dışladıkları anlamına geliyor.”

Altı kızının geçimini tek başına sağlayan Keltum Muhammed en-Nur, diyabet ve tansiyon hastalığının yanı sıra görme sorunları yaşadığını belirtiyor. Yerel yönetimi bazı kadınlara tazminat ödemekle, diğer kadınları ise kaderleriyle baş başa bırakmakla suçluyor.

 

Tezgahını savunmak için gittiği mahkemeden sonuç alamadı

Çarşıda beş yıldır çalışan Hüda Muhammed ise hikayesini alçak bir sesle anlatıyor. Kalabalık ailesinin tek geçim kaynağı olan Hüda Muhammed, kaldırma kararını duyduğunda yorgun bedenine rağmen tezgahını savunmak için mahkemeye gitti ancak sonuç alamadı.

Hüda Muhammed, “Gidecek hiçbir yerimiz yoktu. Artık çalışamıyor, yemek yiyemiyoruz. Tek geçim kaynağımızı kaybettiğimiz için ağladık” diyor.

Bugün “Kadınlar Çarşısı” dosyası, yerel yönetimin önüne insani açıdan önemli bir sınav koyuyor. Konu yalnızca pazarların düzenlenmesi ve kent merkezinin görünümü değil; aynı zamanda ağır ekonomik koşullarda yaşam mücadelesi veren binlerce kadının onurlu yaşam hakkı ile hukuk arasında hassas bir denge kurulmasını gerektiriyor. Kadınlar ise çocuklarının geçimini sağlayabilecekleri küçük bir alan dışında başka bir şey istemiyor.