Kriz kıskacındaki kadınlar: Resmi işlerden kayıt dışı çalışmaya
İran’daki ekonomik kriz, kadınların resmi ve güvenceli istihdamdan çekilmesine, düşük ücretli ve kayıt dışı işlere yönelmesine ve ikinci bir iş edinmek zorunda kalmasına yol açıyor.
JİVAN ŞERİFZÂDE
Bukan- Savaş, ekonomik kriz ve durgunluk yalnızca istihdam olanaklarının azalmasına değil, iş piyasasındaki toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin de derinleşmesine yol açabiliyor.
Böylesi koşullarda kadınlar, resmi ve güvenceli işlerden ilk çıkarılan gruplar arasında yer alırken, aynı zamanda hane gelirindeki düşüşü telafi etmek için kayıt dışı, geçici ve düşük ücretli işlere daha fazla yöneliyor. Seyyar satıcılık, ev yapımı ürünlerin satışı ve hizmet sektöründeki işler bunlar arasında yer alıyor. Bu açıdan kadınların ekonomik faaliyetlere katılımının artması her zaman konumlarının iyileştiği anlamına gelmiyor; kimi zaman tam tersine, ekonomik güvencesizliğin derinleştiğinin göstergesi olabiliyor. Bu koşullarda kadınlar, herhangi bir iş güvencesi veya belirli hakları olmadan ucuz işgücü olarak kayıt dışı piyasada kalıyor.
Evden sokağa: Kadınların ekonomik yaşamda yeni yüzü
Ekonomik istikrarsızlığın derinleşmesiyle yaklaşık 300 bin kadın işgücü piyasasından çekildi. Bazıları işletmelerini kapatırken bazıları artık iş aramaktan da vazgeçti. Buna karşılık bazı kadınlar için ev ve sokak yeni bir gelir elde etme alanına dönüştü.
Bitkisel ürünlerden elde ettiği ev yapımı şerbetleri satan 70 yaşındaki Daye Şemsi, yaşadığı zorlukları şöyle anlatıyor:
“Eskiden sadece ilkbaharda çalışıyordum. Ancak bu yıl gelinimle birlikte daha fazla çalıştık. O çiçek ve bitkileri topluyor, ben de ürünlerimizi sokak sokak satıyorum.”
Gelinine göre seyyar satıcılık hala kabul edilebilir bir iş değil. Ancak ekonomik kriz, yaşlı kadının sokakta daha fazla çalışmasının önünü açmış durumda.
Kadınların çalışması daha önce ailevi ve toplumsal itirazlarla karşılaşırken, elde edilen gelirin ailenin geçimini sağlamak için bir zorunluluğa dönüşmesi, kadınların ekonomik faaliyetlerine yönelik toplumsal kabulü artırdı. Böylece daha önce erkeklere ait olduğu düşünülen işlerde kadınların da “işçi” olarak yer almasının önü açıldı.
Rojhilat’ın küçük kentlerinde ekonomik baskılar nedeniyle kadınların son dönemde sebze ve meyve dükkanlarında, ciğerci dükkanlarında, yol kenarında odun satarken, araçların arkasında meyve satarken ve kişisel araçlarıyla mal taşırken çalıştığı görülüyor.
İş sahipleri ikinci bir işe yöneliyor
Gelirlerin azalması ve ekonomik durgunluk, kendi işletmelerine sahip kadınları da ikinci bir iş edinmeye yöneltiyor. Birçoğu için ikinci iş, tek vardiyada ve düşük ücretle çalışmayı gerektiriyor. Elde edilen gelir ise hem yaşam giderlerinin bir bölümünü hem de asıl işlerinin devamı için gereken masrafları karşılamaya çalışıyor.
Genç bir terzi olan Senûr M., artık bir cep telefonu aksesuarları dükkanında günde altı saat çalışıyor. Terziliği sevdiğini ancak gelirinin azalması ve maddi bir güvenceye ihtiyaç duymasının kendisini ikinci bir iş aramaya ittiğini belirterek
“Terziliğe yeni başladım. Bu iş için gerekli malzemeleri almak amacıyla birkaç kredi çektim ve dükkan kirası da ödüyorum. Bu işten aldığım maaşla üzerimdeki baskının bir kısmını azaltabilir ve kendi işime de devam edebilirim” diyor.
Düşük ücret ve mecburiyet
Ekonomik kriz, kadınları daha ucuz ve esnek bir işgücüne dönüştürebiliyor. Daha önce düşük ücret veya kötü çalışma koşulları nedeniyle işinden ayrılmayı düşünebilecek birçok kadın, bugün gelirini koruyabilmek için aynı koşulları kabul etmek zorunda kalıyor.
Ayda 10 milyon tümen ücret karşılığında her gün 10 saat satış elemanı olarak çalışan Mebina H., bu durumun temel nedeninin korku ve ekonomik istikrar ihtiyacı olduğunu söylüyor:
“Bazı arkadaşlarım daha düşük ücretlerle de çalışıyor. Asıl mesele gelirden tamamen yoksun kalmamak. Belki bütün ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz ancak toplumsal kısıtlamalar ve ekonomik koşullar nedeniyle daha iyi bir iş teklifim olmadı.”
Kadınların işgücü piyasasından çekilmesi, kayıt dışı ve düşük ücretli işlere yönelmesi, toplumun sahip olduğu insan kaynağının bir bölümünün kaybedilmesi ve kadınların ekonomik döngünün dışına itilmesi anlamına geliyor.