Bêgerd Mihemed: Krizlerin en ağır yükü kadınların omuzlarında
Güney Kürdistan’daki siyasi boşluk ve ekonomik krizin kadınları doğrudan etkilediğini belirten Bêgerd Mihemed, maaş krizinden işsizliğe ve artan bakım yüküne kadar sorunların derinleştiğini söyleyerek, “Çözüm üretilmiyor” dedi.
DÊRİN REHÎM
Silêmanî - Siyasi ve idari yolsuzlukların yanı sıra parlamentonun çalışmalarındaki tıkanıklık, Güney Kürdistan Bölgesi’nde yaşanan krizleri daha da derinleştiriyor. Ekonomik koşulların kötüleşmesi, maaşların gecikmesi ve temel hizmetlerin azalması toplumun tamamını etkilerken, özellikle kadınların üzerindeki ekonomik ve toplumsal yük giderek ağırlaşıyor.
Kadın hakları ve sivil toplum aktivisti Bêgerd Mihemed Heme, hükümetin kurulamaması ve bunun siyasi ve ekonomik sonuçları, özellikle de kadınlar üzerindeki etkileri hakkında ajansımıza konuştu.
Ekonomik krizin kadınlar üzerindeki etkisi
Bêgerd Mihemed Heme, hükümetin kurulamamasının yarattığı siyasi boşluk ve yaşanan ekonomik sorunların aileleri zor koşullarla karşı karşıya bıraktığını belirterek, bu süreçte en ağır yüklerden birinin kadınların omuzlarına bindiğini söyledi.
Toplumdaki yaşam standartlarının ve tüketim alışkanlıklarının değişmesinin kadınlar üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığına dikkat çeken Bêgerd Mihemed, geçmişte yaşam standartları arasındaki farkların bugünkü kadar belirgin olmadığını, ancak zamanla ihtiyaçların, tüketim biçimlerinin ve beklentilerin arttığını ifade etti.
Ekonomik koşulların ağırlaşması, maaşların ödenmemesi ya da gecikmesiyle birlikte bu baskının daha da arttığını belirten Bêgerd Mihemed, şöyle konuştu: “Ekonomik açıdan kadınlar üzerinde ciddi bir baskı var. Piyasadaki ürünlerin, ihtiyaçların ve tüketim biçimlerinin çeşitlenmesi bu baskıyı artırıyor. Geçmişte insanlar birbirine daha yakın yaşam standartlarına sahipti. Ancak bugün yaşam biçimleri değişti, ihtiyaçlar ve farklı tüketim modelleri çoğaldı. Buna karşılık piyasa koşulları giderek ağırlaşıyor. Maaşların ödenmemesi veya gecikmesiyle birlikte ortaya çıkan yük bir kez daha kadınların omuzlarına biniyor.
Kadın ister çalışsın ister çalışmasın, birçok sorunla karşı karşıya kalıyor. Çalışma saatleri uzun, buna karşılık elde edilen gelir oldukça düşük ve temel ihtiyaçları karşılamaya yetmiyor.
Aile içinde kadının yükünü paylaşacak yeterli desteğin bulunmaması da kadınların sürekli kaygı yaşamasına neden oluyor. Psikolojik durumları olumsuz etkileniyor ve sürekli bir stres altında kalıyorlar.
Bütün bu baskılar kadınların üzerinde birleşiyor. Yükün önemli bir bölümü, özellikle ailesinin sorumluluğunu üstlenen ve geçimini sağlamak zorunda olan kadınların omuzlarına biniyor. Ekonomik kriz ve maaşların ödenmemesi, ailelerin dağılmasına ve ciddi psikolojik baskıların ortaya çıkmasına neden oluyor.”
‘Sorunlar konuşuluyor ancak çözülmüyor’
Bêgerd Mihemed, kadınların geçmişte siyasi ve toplumsal yaşamın farklı alanlarında daha görünür olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Geçmişte kadın peşmergelerimiz, peşmerge saflarında fotoğrafçılık yapan ve gazetecilik yürüten kadınlarımız vardı; savaş cephelerinde yer alıyorlardı. Bugün ise kadınlar sözlü saldırıların ve sosyal medya üzerinden yürütülen baskının hedefi haline geliyor. Siyasi, İslami ya da liberal çevrelerden gelen saldırıların sonucunda yine en fazla zarar gören kadınlar oluyor.
İçinde bulunduğumuz çağda ve bilgiye erişim imkanlarının bu kadar genişlediği bir dönemde olmamıza rağmen, düşünsel ve kültürel açıdan yaşanan gerileme kadınları ciddi biçimde etkiliyor.
Bu durumdan çocuklar da doğrudan etkileniyor. Çocuklar bazen annelerine karşı çok sert bir tutum geliştiriyor, bazen de son derece kırılgan hale geliyor. Çocuklara sağlıklı bir eğitim ve yetişme ortamı sunulması gereken bir dönemde, onları ağır sonuçlar doğurabilecek sorunlarla karşı karşıya bırakıyoruz ve yaşam plansız biçimde sürüyor.
Biz sürekli sorunlardan ve eksikliklerden söz ediyor, tepkimizi dile getiriyoruz. Ancak hiçbir zaman gerçek çözümlere yönelmedik. Bu sorunların çözümü için ülkenin kurumlarının ve medya kuruluşlarının birlikte, kurumsal bir yaklaşımla hareket etmesi gerekiyor.”
‘Kadınlar bu koşullardan doğrudan etkileniyor’
Bêgerd Mihemed, parlamentonun çalışmalarının aksaması ve hükümetin kurulamamasıyla ortaya çıkan siyasi boşluğun yaşamın bütün alanlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Özellikle hukuki ve anayasal alanda parlamentoda görüşülmesi, oylanması ve uygulama aşamasına geçirilmesi gereken önemli yasa tasarılarının bulunduğuna dikkat çekti.
Parlamentonun işlevsiz kalması ve hükümetin kurulmasının gecikmesinin toplumsal, siyasi ve ekonomik alanlarda doğrudan sonuçlar yarattığını ifade eden Bêgerd Mihemed, “Bu durum toplumun bütün kesimlerini etkiliyor ancak kadınlar bu koşulların en fazla mağdur ettiği kesimlerden biri. Özellikle ekonomik koşullar ağırlaştığında, toplumun önemli bir parçasını oluşturan kadınlar bundan doğrudan etkileniyor. Bu da toplumsal sorunların daha fazla büyümesine neden oluyor. Bir ülkede hukukun üstünlüğü sağlanmıyorsa, parlamento işlevini yerine getirmiyorsa ve parlamentoda halkın yaşamı ile çıkarları tartışılmıyorsa; aynı zamanda hükümet etkin biçimde çalışmıyor ve hesap verebilirlik mekanizmaları işlemiyorsa daha iyi koşulların ortaya çıkmasını bekleyemeyiz” dedi.
‘Kadınlar yolsuzlukla mücadelede etkili rol oynayabilir’
Kadınların çalışma yaşamında üstlendikleri sorumlulukların kapasiteleri ve konumlarıyla uyumlu olması gerektiğini belirten Bêgerd Mihemed, “Kadın çalıştığında yaptığı iş, sahip olduğu yetenek ve kapasiteyle uyumlu olmalı. İş yükü kadını yıpratacak, tükenme noktasına getirecek kadar ağır olmamalı. Yaşamın artan sorumlulukları ve ihtiyaçları nedeniyle kadınların üzerindeki yük giderek büyüyor. Çalışarak kazandıkları gelirin bir bölümünü de çocuklarının kreş ve bakım masraflarına ayırmak zorunda kalıyorlar. Bu da kadınların yükünü ve yorgunluğunu iki katına çıkarıyor. Kadınlar reformların gerçekleştirilmesinde ve yolsuzlukla mücadelede etkili bir rol oynayabilir. Bunun iki temel ayağı var. Birincisi yukarıdan, yani hükümet tarafından atılması gereken adımlardır. Parlamento ve resmi kurumlar etkin hale getirilmeli ve sorunların çözümü için çalışmalıdır. İkincisi ise eğitimdir. Bireyler yalnızca yolsuzluk yapmayacak şekilde değil, aynı zamanda yolsuzluk karşısında sessiz kalmayı kabul etmeyecek bir anlayışla yetiştirilmelidir” şeklinde konuştu.
Özel gereksinimli bir kız çocuğu olduğunu belirten Bêgerd Mihemed, bu alandaki yasaların uygulanmasında yaşanan sorunlara da dikkat çekti: “Özel gereksinimli bir kızım var. Özel gereksinimli bireylere ilişkin yasa 2011 yılında çıkarıldı ancak uygulanmadı. Hükümetin kurulmasını ve bu yasanın uygulanmasını bekliyorum. Kadınlar açısından da gelirden yoksun kadınlar, işsiz kadınlar ve hasta kadınlar gibi ele alınması gereken çok sayıda sorun var. Çünkü sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı kadındır.”
‘Kadınların çalışma hakkı güvence altına alınmalı’
İstihdam sorununun birçok ülkede önemli bir sorun olduğunu ancak Kürdistan’da da ciddi boyutlara ulaştığını söyleyen Bêgerd Mihemed, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz kadınlar arasında, istihdamı yalnızca kamu sektöründe işe girmek olarak gören bir anlayış var. Bu doğru bir yaklaşım değil ve ölçüt haline gelmemeli. Her kadın üniversite veya enstitü mezunu olduğunda mutlaka kamuya atanacak diye bir anlayış olmamalı. Bunun yerine yasalarla farklı çalışma alanları ve istihdam olanakları yaratılmalıdır.
Çalışmak için evinden çıkan kadının hakları güvence altında olmalı ve iyi bir ücret almalıdır. Mesleğinde adım adım ilerleyebilmeli, eğitim programlarından yararlanabilmeli ve kendisine sunulan fırsatlar dış görünüşüne göre değil; bilgi, yetenek, zeka ve mesleki yeterliliğine göre belirlenmelidir. Aynı zamanda özellikle kadınlara yönelik istihdam olanaklarının artırılması gerekiyor. Üniversite ve enstitülerden mezun olmuş çok sayıda kadın var ve farklı alanlarda bu kadınların bilgi ve emeğine ihtiyaç duyuluyor.”