'Tunus’ta su krizi kötü yönetimden kaynaklanıyor'

Tunus’ta barajlardaki su rezervleri artsa da içme suyu kesintileri sürüyor. Su kaynakları uzmanı Melika Mahmudî, krizin temelinde kötü yönetim ve eski altyapının bulunduğunu belirterek, şebekelerin yenilenmesi ve su kaynaklarının korunması çağrısı yaptı.

İHLAS HAMRUNİ

Tunus- Su meselesi, günümüzde yalnızca belirli bir sektörü ilgilendiren bir konu olmaktan çıkarak gıda, enerji ve iklim boyutlarıyla ulusal güvenliğin temel başlıklarından biri haline geldi. Su güvenliğinin her yurttaşa ulaşan su miktarıyla ölçüldüğü Tunus’ta ise yağışların bol olduğu bir yılda bile kentlerin susuz kalması ve evlerde su kesintilerinin yaşanması, krizin boyutlarını gözler önüne seriyor.

Ziraat mühendisi ve su kaynakları uzmanı Melika Mahmudî, Tunus’taki su krizinin nedenlerini değerlendirerek yeni bir su politikasının önceliklerini ortaya koydu. Sorunun temelinde yağış miktarından çok su kaynaklarının yönetim biçiminin bulunduğunu belirten Melika Mahmudî, hızla değişen iklim koşulları ile bölgedeki savaş ve çatışmaların da krizi derinleştirdiğine dikkat çekti.

Melika Mahmudî, yağışların bol olmasına ve 2025-2026 döneminde Tunus’taki barajların doluluk oranının yüzde 60 ila 65 arasına yükselmesine rağmen birçok bölgede içme suyu kesintilerinin yaşandığına dikkat çekti. Su krizinin kıtlıktan ziyade suyun kötü yönetilmesiyle bağlantılı olduğunu söyleyen Melika Mahmudî, “Tunus’taki su krizi temel olarak yapısaldır. Dağıtım şebekelerinin yüzde 20’si 50 yılı aşkın, yüzde 80’i ise 30 ila 35 yıllık. Dünya Bankası verilerine göre kayıp su oranı 2010’da yüzde 25’ten 2021’de yüzde 35’e yükseldi. Bu nedenle şebekelerin yenilenmesi acil bir ihtiyaçtır” dedi.

Su güvenliği enerji güvenliğiyle bağlantılı

Bu yıl su kaynaklarının önceki yıllara kıyasla bol olmasının, yapısal sorunların derinleşmesi nedeniyle yılın “susuzluk yılı” olarak nitelendirilmesini engellemediğini dile getiren Melika Mahmudî, su krizini enerji kriziyle de ilişkilendirdi. Suyun pompalanması, dağıtılması ve arıtılması için yüksek miktarda elektrik tüketildiğini vurgulayan Melika Mahmudî, su güvenliğinin enerji güvenliğine bağlı olduğunu söyledi.

Melika Mahmudî, Tunus’ta iklim değişikliğinin uzun kuraklık dönemlerinin ardından gelen şiddetli yağışlarla kendini gösterdiğini belirtti. Bu yağışların çoğu zaman sellere dönüşerek verimli toprağı sürüklediğini ancak yer altı su rezervlerini yeterince beslemediğini söyleyen Melika Mahmudî, 2025-2026 tarım sezonunda yağışların gecikmesine rağmen daha sonra iyileşme yaşandığını ifade etti. İklim dalgalanmalarına uygun, önleyici bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Melika Mahmudî, “Barajlardaki su rezervlerinin bol olması, tarım sezonunun başarılı geçmesini veya içme suyu teminini garanti etmez. Yer altı su rezervlerinin yenilenmesi yüzlerce yıl sürebilir” sözlerine yer verdi.

Savaşların su güvenliğine etkisi

Savaş ve çatışmaların Tunus ve bölgedeki su güvenliği üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Melika Mahmudî, şöyle konuştu:

“Su savaşları kavramı bir ölçüde abartılıyor. Bunun yerine çatışmalar ve etkiler ifadelerini kullanmayı tercih ediyorum. Ancak bu etkiler artık somut biçimde hissediliyor. Bölgedeki ve Ortadoğu’daki savaşlar enerji maliyetlerini, dolayısıyla suyun pompalanması, dağıtılması ve deniz suyunun arıtılması maliyetlerini de etkiliyor. Tunus uluslararası su çatışmalarıyla veya Cezayir ve Libya ile diplomatik anlaşmazlıklarla karşı karşıya değil. Ancak ülkenin güneyinde bu iki ülkeyle paylaştığımız yer altı su rezervleri bulunuyor. Bu nedenle iş birliğinin güçlendirilmesi ve veri alışverişinin artırılması gerekiyor. Tunus bu kaynakları gelecek nesiller için korumaya çalışırken komşu ülkeler şu anda bu kaynaklardan yararlanıyor. Bu nedenle son derece dikkatli davranmalıyız.”

‘Kayıplar azaltılmalı, herkes sorumluluk almalı’

Melika Mahmudî, Tunus’un suyun depolanması, barajların inşası ve atık suların yeniden kullanılması alanlarında öncü olduğunu belirtti. Su verimliliğinin artırılması ve tüketimin azaltılması gerektiğini vurgulayan Melika Mahmudî, “İçme suyu ve sulama şebekelerindeki kayıpları azaltmalı, su talebinin yönetiminde hükümet, çiftçiler ve vatandaşlar sorumluluk üstlenmeli. Yeni kaynaklar oluşturmaya odaklanmak yerine mevcut kaynakları daha verimli kullanmalıyız. Su kaynaklarının yüzde 80’inden fazlasını tüketen tarım sektörü, iklim değişikliğinden en fazla etkilenen alan. Bu nedenle modern sulama teknikleri, nem sensörleri ve dijital uygulamalar aracılığıyla akıllı tarım yöntemlerini benimsemeliyiz. Çiftçileri su tasarrufu konusunda bilinçlendirmeli, sulama ve gübreleme faaliyetlerini önceden planlamalı ve iklime uygun ürünler seçmeliyiz” diye belirtti.

‘Yıllık tüketim kişi başı 390 metreküpün altında’

Tunus’ta yer altı sularının kullanımının kendini yenileme kapasitesinin yüzde 133’üne ulaştığını söyleyen Melika Mahmudî, “Bu nedenle denetimler sıkılaştırılmalı, su kaynaklarını aşırı tüketenler hesap vermeli, vatandaşlar ve çiftçiler bu kaynakları korumanın önemi konusunda bilinçlendirilmeli. Ayrıca arıtılmış suların sulamada kullanımı yaygınlaştırılmalı, su kalitesi iyileştirilmeli ve yer altı su rezervlerini beslemek, toprağı korumak ve su kaynakları üzerindeki baskıyı azaltmak için yağmur suyu hasadı geliştirilmelidir” önerilerinde bulundu.

Tunus’un su güvenliği göstergeleri bakımından ciddi sorunlar yaşayan ülkeler arasında sınıflandırıldığını hatırlatan Melika Mahmudî, kişi başına yıllık su tüketiminin 390 metreküpün altında olduğunu belirtti. Melika Mahmudî, bu miktarın, su güvenliğinin sağlanması için asgari sınır kabul edilen kişi başına yıllık 500 metreküpün altında kaldığını ifade etti. Su güvenliği konusunun gıda güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Melika Mahmudî, iklim değişikliğinin yalnızca su kaynaklarını değil, ürünleri, toprağı ve tarımsal girdileri de etkilediğini, savaşların ve bunların sonuçlarının da maliyetleri artırdığının altını çizdi.

‘Su talebi doğru yönetilmeli’

Melika Mahmudî, çözüm için dört öncelik belirlediğini belirterek, “Yeni kaynaklar aramak yerine devletin, çiftçinin ve vatandaşın katılımıyla su talebini yönetmeli, su altyapısını yenilemeli ve kullanım ömrünü tamamlamış şebekeleri iyileştirmeliyiz. Yer altı sularını sıkı biçimde denetlemeli, hukuki hesap verebilirliği etkinleştirmeli, kullanılmış suların yeniden kullanımını ve yağmur suyu hasadını geliştirerek geleneksel kaynaklar üzerindeki baskıyı azaltmalıyız” ifadelerinde bulundu.

Tunus’un su politikasının su yönetimini enerji ve gıda güvenliğiyle ilişkilendirmesi gerektiğini vurgulayan Melika Mahmudî, krizin yalnızca su kıtlığından değil, mevcut kaynakların yönetilme biçiminden de kaynaklandığını belirterek, kaynakların doğru yönetilmesine ve altyapının geliştirilmesine öncelik verilmesi gerektiğini kaydetti.