‘Kürdistan’da ağaçların kesilmesi ekolojik yıkımı derinleştiriyor’

Kürdistan’da özellikle Behdînan bölgesinde süren ağaç kesimleri ve doğaya yönelik tahribat, ekolojik yıkımı derinleştiriyor. Mimar ve çevre aktivisti Çîro Elî, ormanların ve toprağın korunması için kurumlara ve topluma sorumluluk çağrısı yaptı.

HELIN AHMED

Silêmanî– Ormanlar yaşamın kaynağı, dünyanın nefesi ve Kürdistan’ın doğal kimliğinin önemli bir parçası ancak bu doğal kaynaklar, özellikle Behdînan bölgesi ve Kürdistan Bölgesi’nin diğer alanlarında büyük bir tehditle karşı karşıya. Bu tehdit yalnızca ağaçların kesilmesiyle sınırlı kalmıyor; toprağı, ekosistemi, hayvanların yaşamını ve insanlığın geleceğini de etkiliyor.

Kürdistan’ın doğasında geçmiş savaşların ve yıkımların izleri hâlâ sürerken, ormanların yok edilmesi ve doğal dengenin bozulması önemli bir soruyu gündeme getiriyor: Doğamızı ve toprağımızı kaybedersek gelecek nesillere sağlıklı bir yaşamı ve huzurlu bir geleceği nasıl sağlayabiliriz?

Bu kaygılar çerçevesinde, mimarlık alanında doktora yapan ve çevre örgütü Sîbîa’nın kurucusu olan Çîro Elî, ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.

‘Behdînan’da ağaçların kesilmesi ve ekokırım sürüyor’

Çîro Elî, çevreye yönelik ekokırımın dünya savaşlarından bu yana devam ettiğini belirterek savaşların bölgelerin doğasını yıkıma sürüklediğini söyledi.

Vietnam Savaşı’nın çevre açısından en ağır yıkımlardan birine yol açtığını ifade eden Çîro Elî, bölgedeki doğanın önemli bir bölümünün bugün bile gıda üretimi için kullanılamadığını belirtti. Çiro Elî, “Böcekleri yok etmek amacıyla normalin binlerce katı düzeyde kimyasal madde kullanılan alanlarda gıda üretimi mümkün olamaz” dedi.

Kürdistan Bölgesi’nde de halkın ve doğanın hem soykırıma hem de ekokırıma maruz bırakıldığını söyleyen Çiro Elî, Helebce’ye yönelik saldırıların bugün bile insanların sağlığı üzerinde etkilerinin sürdüğüne dikkat çekti. Çîro Elî sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak tartışmalar çoğunlukla soykırım ve insan kayıpları üzerinde yoğunlaşıyor, saldırıların bölge ekosisteminde yarattığı tahribatın boyutları yeterince ele alınmıyor.”

Çîro Elî, tüm bu yıkımlara rağmen Behdînan bölgesinde ağaç kesiminin devam ettiğini belirtti. Irak’ın güneyindeki bataklık alanların da geçmişte çok sayıda hayvan türüne ve zengin bir üretim yaşamına ev sahipliği yaptığını hatırlatan Çîro Elî, buradaki bataklıkların hükümet tarafından muhalif halkı bastırmak amacıyla kurutulduğunu ve bunun ardından bölge halkının göç etmek zorunda kaldığını söyledi.

Sağlıklı bir çevrenin bulunmadığı bölgelerde insanların zamanla yaşam alanlarını terk etmek zorunda kalacağını ifade eden Çîro Elî, çevresel yıkımın zorunlu göçü de beraberinde getirdiğini belirtti.

Komşu ülkelerin ağaç kesimi ve doğanın tahrip edilmesi yoluyla Kürdistan’a zarar verdiğini söyleyen Çîro Elî, benzer bir yıkımın bölge içinde de yaşandığını dile getirdi.

1990’lı yıllarda Kürdistan’daki köylerin nasıl soykırım ve ekokırıma maruz bırakıldığını gördüklerini dile getiren Çîro Elî, halkın yaşadığı alanları terk etmek zorunda kaldığını ve doğanın yok edildiğini söyledi. O dönemde tahrip edilen birçok köyde bugün bile yaşamın mümkün olmadığını ifade eden Çîro Elî bir ağacın büyümesinin yıllar aldığını ancak dakikalar içinde kesilip yok edilebildiğini vurguladı.

Behdînan bölgesindeki ağaçların kesilmesine de dikkat çeken Çîro Elî, yıllardır Kürdistan Bölgesi yönetiminden komşu ülkelerin müdahalelerini önlemesini istediklerini belirtti. Ancak bölge yönetiminin komşu ülkelerle müzakere yürütmekte yetersiz kaldığını savunan Çîro Elî, Irak hükümetinin yasal yollarla ve konuyu uluslararası kamuoyuna taşıyarak Kürdistan Bölgesi ile Irak’ta yaşanan çevre sorunlarının önüne geçmesi gerektiğini söyledi.

‘Kapitalist sistem ekosistemin yok edilmesine yol açıyor’

Çîro Elî, komşu ülkelerin müdahaleleri ve doğanın tahribatının yanı sıra ülke içinde yürütülen projelerin de ekokırıma neden olduğunu belirtti.

Özellikle konut projelerinin bölgenin doğasını tahrip ettiğini ifade eden Çîro Elî, kapitalist sistemin ekosistemin yok edilmesinde etkili olduğunu söyledi. Kent merkezlerinde ve kentlerin dışındaki alanlarda her yıl çok sayıda konut projesinin, çevresel ve insani ölçütler gözetilmeden hayata geçirildiğini kaydetti.

Projelerin insan ihtiyaçları temelinde planlanması gerektiğini vurgulayan Çîro Elî, “Buna karşı konut projeleri aracılığıyla dağlar, ormanlar ve toprak tahrip ediliyor” diyerek, kapitalist sistemin çevre kirliliğini artırdığını ve konut projeleri üzerinden toplumun tamamını etkileyen sorunlar yarattığını belirtti.

Çîro Elî, gerçek bir ihtiyaç bulunmadığı hâlde konutların ve yüksek katlı binaların giderek çoğaldığını, ardından bu projelerin Kürdistan Bölgesi dışındaki pazarlara sunulduğunu söyledi. Yabancıların da projelere yatırım yapmaya ve konut satın almaya davet edildiğini belirten Çîro Elî, bunun insanların kendi topraklarında başkalarının mülk ve servet sahibi olmasına yol açtığını, böylece toprağın el değiştirmesi ve kaybedilmesi tehlikesinin artırdığını ifade etti.

‘Toprağımızı korumak için ağaç dikmeliyiz’

Konuşmasının sonunda doğayı korumanın bireylerin eğitilmesinden ve bilinçlendirilmesinden başlaması gerektiğini belirten Çîro Elî, herkesin kendi yaşam alanından başlayarak toprağı korumak için sorumluluk alması gerektiğini söyledi.

Çîro Elî, “İşgalciler ağaçlarımızı kesiyorsa biz de binlerce ağaç ve fidan dikmeliyiz ki doğamızı ve toprağımızı işgal edemesinler” diyerek ilgili kurum ve kuruluşlara görevlerini yerine getirmesi, toprağın yok edilmesine ve ekokırıma karşı önlem alınması çağrısında bulundu.

Düşmanların ilk adımının doğayı yok etmek, ardından o topraklarda yaşayan insanları hedef almak olduğunu belirten Çîro Elî, tüm tarafların toprağın korunması ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini dile getirdi.