Vedad Leşani’den Cezayir’de yanan ormanlar için kapsamlı iyileştirme çağrısı

Cezayir’de orman yangınlarının yol açtığı tahribat, sel ve su kirliliği riskini artırırken, çevre aktivisti Vedad Leşani, zarar gören ormanların yeniden ağaçlandırılması ve doğal kaynakların korunması için uzun vadeli yatırımların önemine dikkat çekti.

RABİA HURAYS

Cezayir - İklim değişikliğinin hızlanması ve yangınların şiddetinin artmasıyla birlikte, ekolojik ve iklimsel dengenin korunmasında hayati rol oynayan Cezayir’in orman varlığı yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Sıcaklıkların yükselmesi, yağışların azalması ve sorumsuz insan davranışları nedeniyle tekrarlayan yangınlar, geniş çaplı çevresel, ekonomik ve toplumsal yıkıma yol açıyor. Cezayir’in doğusundaki Cicel kentinde yaşanan şiddetli yangınlar onlarca kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına neden olurken geniş mantar meşesi ve meşe ormanı alanlarını da küle çevirdi.

Bugün Cicel’deki yerleşim yerlerinden, özellikle Borc Tahir, Taksena, Ziyame Mansuriye ve Cuma Beni Habibi ormanlarına uzanan sarp dağ yollarından geçenler, yangının yol açtığı tahribatın boyutunu görebiliyor. Geniş alanlar küllerle kaplanırken asırlık mantar meşesi ve meşe ağaçlarının gövdeleri kömürleşmiş sütunları andırıyor. Ortaya çıkan bu tablo, bitki örtüsünün yok olmasının dağlık bölgelerdeki toprak yapısını nasıl etkileyeceği, toprak erozyonunun uzun vadede hangi tehlikelere yol açacağı ve geriye kalan orman varlığını kurtarma sorumluluğunu kimin üstleneceği sorularını gündeme getiriyor.

141 bin hektardan fazla orman ve bitki örtüsü yok oldu

Konuyla ilgili ajansımıza konuşan çevre aktivisti Vedad Leşani, yoğun bitki örtüsünün kaybının bölgeyi doğrudan ve şiddetli sel tehdidiyle karşı karşıya bıraktığını belirterek, “Yanmış toprak, yağmur suyunu doğal yollarla emme ve tahliye etme kapasitesini kaybediyor. Bu da yağışların yerleşim yerlerini ve alçak bölgeleri tehdit edebilecek akıntılara dönüşmesine yol açıyor. İlgili makamların açıkladığı resmi veriler, Cicel kentinin maruz kaldığı ağır çevresel tahribatın boyutunu ortaya koyuyor. Orman örtüsünü oluşturan farklı unsurlara ait 3 bin 209 hektar alan zarar gördü. Bu büyük kayıplar arasında meyve ve zeytin ağaçlarından oluşan 246 hektarlık alan tamamen yok olurken diğer tarım işletmeleri de zarar gördü” dedi.

Bu çevresel felaketin sonuçları yalnızca Cicel kentiyle sınırlı kalmayarak ülkenin orman kuşağını da etkiledi. Sivil Savunma Genel Müdürlüğü, geçen yazın başından bu yana çıkan yangınların toplamda ülkenin 141 bin hektardan fazla orman ve bitki örtüsünü yok ettiğini bildirdi. Coğrafi dağılım, felaketin birçok vilayete yayıldığını ortaya koydu. Yangınlar 43 bin hektardan fazla saf ormanlık alanın, 46 bin hektardan fazla yoğun çalılık alanın, yaklaşık 38 bin hektar makilik ve bitki örtüsünün yanı sıra 13 bin hektardan fazla alfa otu alanının ve stratejik dağlık tarım arazisinin kaybına neden oldu.

Felaketin sonuçları orman varlığıyla sınırlı kalmadı; yangınlar, koruma altındaki alanları ve son derece hassas ekolojik sistemleri de etkiledi. Vedad Leşani, “Bu yaşam alanları, iç mevzuattaki kapsamlı yasa ve düzenlemelerle korunmalarına rağmen ağır zarar gördü. Yangınların doğal parklar ve sulak alanlar gibi koruma altındaki bölgelere ulaşması, yalnızca birkaç hektarın kaybedilmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda nadir bitki ve hayvan türlerini barındıran, yalıtılmış bir yaşam alanının zarar görmesi anlamına geliyor. Bu nedenle acil müdahale gerekiyor” ifadelerinde bulundu.

Yangınlar hayvanlara da zarar veriyor

Ziyame Mansuriye ve El-Avane belediyelerinin geniş kesimlerini kapsayan ve Selma bin Ziyade kasabasına komşu yüksek kesimlere kadar uzanan Taza Doğa Koruma Alanı’nda şiddetli yangınlar çıktı. Yangınlar, bölgenin yüksek kesimlerindeki geniş ağaçlık alanları ve Vecane ile Cimar belediyelerinin çevresindeki ormanları küle çevirdi. Setif, Becaye ve Cicel vilayetlerine yayılan ortak Babur-Tapaburt Koruma Alanı da bu felaketten uzak kalamadı. Cicel’in coğrafi sınırları içinde tek başına 4 bin 269 hektarlık alanı kapsayan koruma alanında yangınlar, nadir mantar meşesi ve diğer meşe ormanı topluluklarını yok olma tehdidiyle karşı karşıya bıraktı. Tekrarlayan yangınların yarattığı tehlikeler, göçmen kuşları çekmesi bakımından büyük önem taşıyan kıyı sulak alanı Beni Belaid Doğa Koruma Alanı’nı da etkiledi. Burada orman ve bitki örtüsünün çevresindeki kuşak doğrudan tehdit altına girerken bu istisnai yaşam alanlarının kırılgan ekolojik dengesi de bozuluyor.

Alınması gereken tedbirler

Çevresel felaketlerden en fazla etkilenen alanlardan biri olan su kaynaklarına dikkat çeken Vedad Leşani, sözlerine şöyle devam etti:

“Yangınların etkisi alevlerin söndürülmesiyle sona ermiyor; asıl tehlike su yataklarına kadar uzanıyor. Yanmış toprağın üzerinde biriken yoğun kül, ilk yağmurlarla birlikte sürüklenen parçacıklara dönüşerek doğrudan barajlara ve vadilere taşınıyor. Bu durum, ağır metallerin ve zararlı organik maddelerin oranını artırarak su canlılarını tehdit eden ve arıtma işlemlerini zorlaştıran ciddi bir kimyasal kirliliğe yol açıyor. Bu kirlilik yüzeyle sınırlı kalmıyor, zamanla yer altına sızarak yer altı sularını ve kuyuları da kirletiyor. Bu da ülkenin stratejik su güvenliği açısından uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor.

Şiddetli selleri önlemek için de acilen uygulanması gereken birçok stratejik yöntem var. Dağların eğimini azaltmak ve sel sularının akış hızını düşürmek için toprak setler ve havuzlar inşa edilmeli. Bunun yanı sıra, güvenli ve düzenli su tahliye kanalları oluşturacak kuru taş duvarlar ve hidrolojik hendekler yapılmalı. Bunlar, sürüklenen toprağı ve organik maddeleri geride tutan filtre duvarları işlevi görerek yerleşim yerlerini korumaya ve hayati öneme sahip barajlarda çamur birikimini azaltmaya katkı sağlayabilir.”

‘Çevre derneklerinin de sürece katıldığı ortak bir yaklaşım benimsenmesi gerekiyor’

Zarar gören orman dokusunun yeniden ağaçlandırılması için uzun vadeli yatırımların önemini vurgulayan Vedad Leşani, kuraklığa dayanıklı ve yangınlara karşı dirençli yerel ağaç türlerinin ve bitki çeşitlerinin dikilmesi gerektiğini belirtti. Vedad Leşani, sahada herhangi bir çalışma başlatılmadan önce uzman komisyonlar tarafından gerçekçi bir değerlendirme yapılması ve kayıpların kapsamlı ve ayrıntılı biçimde raporlanması gerektiğini ifade etti. Vedad Leşani, doğal varlıkların korunmasında ortak sorumluluk ilkesinin hayata geçirilmesi için küçük kırsal yerleşimlerde yaşayanların ve çevre derneklerinin de sürece katıldığı ortak bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini dile getirdi.

Denetim ve öngörü alanında ise erken uyarı sistemlerinin devreye sokulması, ilk yağışların ardından barajlardaki suyun asitlik düzeyinin ve kalitesinin düzenli olarak izlenmesi gerekiyor. Ayrıca organik maddelerin ve ağır metallerin yer altına sızmasını önlemek amacıyla zarar gören bölgelerin çevresindeki drenaj kanallarının temizlenmesi ve arındırılması, ülkenin su güvenliğinin ve stratejik yer altı su rezervlerinin korunması açısından önem taşıyor.