Demokratik entegrasyon: Çatışmadan siyasete küresel deneyimler (3)
Toprak eşitsizliği ve siyasal dışlanma koşullarında ortaya çıkan FARC, onlarca yıl süren çatışmaların ardından barış süreciyle birlikte silahlı mücadeleden siyasal alana geçişin ve entegrasyonun en önemli örneğini ortaya koyuyor.
Kolombiya’da FARC’ın ortaya çıkışı: Silahlı mücadele ve entegrasyon
EVRİM EKİN
Haber Merkezi- Kolombiya’da 50 yılı aşkın süre devam eden silahlı mücadele, köklü toplumsal eşitsizliklerin, adaletsiz toprak dağılımının, siyasal dışlanmanın ve ekonomik yoksunluğun ürünü olarak ortaya çıktı. Bu uzun savaş boyunca 400 bini aşkın insan yaşamını yitirdi, milyonlarca insan yerinden edildi, on binlerce kişi kaybedildi. FARC’ın tarihsel gelişimi ise bu çatışmalı yapının içinden doğan bir silahlı hareketin, müzakere ve barış süreciyle birlikte nasıl siyasal bir özneye dönüştüğünü göstermesi bakımından özel bir yerde duruyor.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’yla birlikte yeniden tartışılan demokratik çözüm ve entegrasyon başlıkları, dünya deneyimlerine dönük ilgiyi de artırdı. Bu çerçevede Kolombiya örneği, yalnızca silahlı bir hareketin silah bırakması bakımından değil; çatışma sonrası siyasal alanın nasıl yeniden düzenlendiği, entegrasyonun hangi hukuki ve kurumsal mekanizmalarla yürütüldüğü, geçiş dönemi adaleti ile siyasal katılım arasındaki ilişkinin nasıl kurulduğu açısından da önemli bir referans niteliği taşıyor.
Dosyanın bu bölümünde, FARC’ın ortaya çıkışından barış anlaşmasına, silahsızlanmadan siyasal ve toplumsal entegrasyon sürecine kadar uzanan deneyim ele alınıyor.
FARC’ın ortaya çıkışı ve tarihsel olarak gelişimi
FARC (Fuerzas Armadas Revolucionarias de Colombia-Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri), 1960’lardan itibaren köylerde ve kenar mahallerde örgütlenen yoksul halkın ve kadınların haklarını savunan en önemli aktörlerden biri haline geldi. Kırsal alanlarda örgütlenen ve zamanla ülkenin en etkili siyasal ve askeri dinamiklerinden biri haline dönüşen hareket, Kolombiya’daki yapısal sorunlara, çözümsüz yaklaşımlara, baskı ve halk sömürüsüne karşı açığa çıkan önemli bir yapı oldu.

1960’larda ortaya çıkan FARC’ın tarihsel rolü, yalnızca yürüttüğü silahlı mücadeleyle sınırlı kalmadı. 2012’de başlayan ve 2016’da imzalanan barış anlaşmasıyla sonuçlanan müzakere süreci, bu yapının silahlı bir örgütten siyasal bir özneye dönüşümünü mümkün kıldı. Aynı süreç, silahsızlanma, yeniden entegrasyon ve geçiş dönemi adaleti bakımından da dikkat çekici bir model açığa çıkardı.
FARC’ın doğuşunu anlamak için 1948’de başlayan ve “La Violencia” olarak bilinen iç çatışma dönemine bakmakta fayda var. Bu süreç, Liberal Parti lideri Jorge Eliécer Gaitán’ın suikast sonucu öldürülmesiyle başlayan kitlesel ayaklanmaların ardından, Liberal ve Muhafazakâr partiler arasında ülke geneline yayılan şiddetli bir iç çatışmaya dönüşmüştür. Yaklaşık on yıl süren bu dönemde yüz binlerce insan hayatını kaybetti.
1950’lerin sonunda kurulan Ulusal Cephe hükümeti, iki partinin iktidarı paylaşmasını sağlarken halkların siyasal katılımını sınırladı, toplumun farklı kesimlerini dışladı ve halkı daha fazla yoksulluğa mahkum etti.
Toprak anlaşmazlıkları, siyasal dışlanma, köylülerin kendi öz savunma mekanizmalarını geliştirmesini sağladı ve bu oluşumlar ilerleyen yıllarda örgütlü gerilla hareketlerinin temelini oluşturdu.
FARC, 27 Mayıs 1964 yılında kuruluşunu ilan etti. FARC gerillalarının temel talepleri ve silahlı mücadeleye başlamalarının en önemli nedenleri halkın sosyal, ekonomik ve politik eşitsizliklere maruz kalmasıydı. Bunun için de talepleri ve istedikleri; Toprak reformu: büyük toprak sahiplerinin kontrolündeki arazilerin köylülere dağıtılması, sSosyal adalet yani eğitim, sağlık ve temel hizmetlerin yoksul halk kesimleri arasında yaygınlaştırılması, kapitalist sisteme karşı mücadele, ABD’nin ve çok uluslu şirketlerin Kolombiya’daki etkisine karşı çıkmak idi. Daha eşitlikçi bir toplumsal sistemin oluşturulması temel amaçlarındandı. FARC kurulduğu andan itibaren halk savaşı stratejisiyle düzenli ve hareketli gerilla birimleri oluşturarak eylemler yaptı.
1982 Mayıs ayında gerçekleştirdiği 7. Kongre ile FARC kendisini FARC-EP (Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri Halk Ordusu) olarak dönüştürme kararı aldı. Alınan bu kararla birlikte silahlı eylemler halkla birlikte ve daha yaygın bir hale getirilecekti.

İlk barış görüşmelerinin başlaması
1982 yılında Devlet Başkanı Belisario Betancourt hükümeti ile FARC arasında ilk barış görüşmeleri başladı. Bunun sonucunda 1984 yılının 28 Mart günü taraflar arasında bir anlaşma imzalandı. İmzalanan antlaşmaya göre; 2 ay içinde çatışmalara ve operasyonlara son vererek, hükümet ve FARC gerillaları arasında süresiz bir ateşkes hayata geçirilecekti. Ayrıca devlet güçleri ile FARC arasındaki düşmanlık ilişkilerini ortadan kaldırmak için çaba içinde bulunma kararı alındı.
Ateşkesle birlikte FARC-EP, sivil politikaya geçmek için Union Patriotique (Yurtsever Cephe), 1985 yılında kuruluşunu ilan etti ve tüm sivil örgütlenmeleri bu cephe etrafında birleşmeye çağırdı
Barış görüşmeleri ve ateşkese rağmen 1990 meclis seçimlerinde aday olan FARC- EP sempatizanlarının üç bine yakını, devlet destekli paramiliter gruplar tarafından katledildi. 1985-94 yılları arasında 5 bine yakın sempatizan ve üye katledildi. 1994 yılında iktidara gelen Ernesto Samper, gerillaları “bir gurup çete” ve “insan kaçıran örgütler”, olarak tanımladı ve kesinlikle gerilla hareketinin politik karakterinin tanınmasının ülkeye ihanet olacağını belirtti. Ateşkes fiili olarak rafa kalkmıştı ve tekrar çatışmalar başladı.
1998 yılında Kolombiya hükümeti FARC ile yeniden barış görüşmelerine başladı. 1998 ile 2002 yılları arasında dönemin devlet başkanı Andres Pastrana ile yapılan pazarlıklar sonucu taraflar Caguan bölgesinde 42 bin km²’lik bir alanı “tarafsız, silahsızladırılmış, eylemsiz bölge” olarak ilan etmeyi kabul ettiler. Ancak 7 Ağustos 2002 tarihinde Alvaro Uribe devlet başkanlığına seçildi. Alvaro Uribe geçmişte FARC ile yapılan tüm antlaşmaları iptal ettiğini ilan ederek FARC’a karşı topyekün savaş ilan etti.
Barış süreci ve müzakerelerin başlangıcı

2010 yılında başkan seçilen Juan Manuel Santos, devlet başkanı olduktan sonra FARC EP arasındaki görüşmeler yeniden gündeme geldi. 2012 yılında Norveç’in aracılığında Küba’da gizli barış görüşmeleri başladı. Müzakereler tam 4 yıl sürdü ve birçok kez durma noktasına geldi. Bu süreç içerisinde FARC-EP’nin kimi komutan ve sempatizanlarına dönük suikastlar devam etti. 2016 yılında taraflar arasında barış anlaşması imzalanarak ülkede barışın inşa sürecine girildi. Barış anlaşmasının imzalanmasından kısa bir süre sonra ise Silahsızlanma, Terhis ve Yeniden Entegrasyon (Disarmament, Demobilization and Reintegration) süreci olarak adlandırılan süreç başlatıldı.
Anlaşma şu maddeleri içeriyordu:
* Toprak reformu ve kırsal kalkınma programı: Kolombiya’daki gerilla hareketinin en önemli çıkış noktalarından birisi toprak mülkiyetinin adaletsiz dağılımıydı. Anlaşmaya göre devlet, topraksız köylülere işleyecekleri topraklar verecek ve kırsal kesimin kalkındırılmasında etkin rol oynayacak. Savaş boyunca el konulan topraklar yoksul köylülere verilecek.
*Siyasi katılım: ülkede yeni siyasi partilerin kurulması, seçimlerin şeffaf olması, seçimlere katılımın teşvik edilmesi; kadınların siyasal katılımının arttırılması ve teşvik edilmesi gibi temel yaklaşımlar içermektedir. Ayrıca bu madde çerçevesinde taraflar FARC-EP’nin siyasi partiye dönüşmesine karar verdiler. Aynı zamanda bu madde kapsamında FARC-EP’nin dönüştüğü siyasi partinin seçimlerde yeterli oy alamaması durumunda dahi Senato ve Temsilciler Meclisinde beşer üye bulundurması garanti altına alınmıştır.
*Uyuşturucu üretimi ve ticareti: Yasa dışı uyuşturucu ürünlerin piyasalardan uzaklaştırılması ve uyuşturucu kaçakçılığı probleminin çözümü için gerekler yapılacaktır. Anlaşmada bu maddenin, ülkede yasa dışı uyuşturucu üretimini ve ticaretini sonlandırma hedefine sahip olduğu ve özellikle kapsamlı tarım reformu ve mağdurlar üzerine anlaşma maddesi çerçevesinde ortak çalışmalar yürütüleceği belirtilmiştir.
* Silah bırakma: En başından itibaren devlet, FARC-EP üyelerinin silah bırakmasını ve örgütün kendisini feshetmesini müzakerelerin temel amacı olarak ele aldı. Konunun insan hakları yargılamalarıyla da iç içe olması anlaşmayı bir hayli geciktirdi, ama Eylül 2015’te yargılama koşulları üzerinde anlaşmaya varılması, silah bırakma başlığının da çözüme kavuşması sonucunu doğurdu.
* Mağdurların hakları, adalet ve JEP Mahkemeleri: 50 yılı aşan mücadele boyunca ölen 220 bin civarında insanın akıbetini araştırma, çatışmalarda yaşanan insanlık dışı olayları ve savaş suçlarını araştırmak için bu madde insan hakları kapsamında ele alındı. Özellikle Kolombiya’daki bu çatışmalar esnasında yaklaşık 8 milyon kişinin yerinden edildiği binlerce kişinin ise öldüğü biliniyor. Ölenlerin yaklaşık yüzde 80’inin sivil olduğu, bu süre içinde çok sayıda kişinin işkenceye ve/veya cinsel saldırıya maruz kaldığı, birçok kişinin fidye için kaçırılarak uzun süreler alıkonulduğu biliniyor.
JEP: Özel Barış Mahkemesi
JEP (Jurisdicción Especial para la Paz), 2016’da Kolombiya hükümeti ile FARC arasında imzalanan barış anlaşmasının en önemli kurumlarından biridir. “Özel Barış Mahkemesi” olarak bilinen JEP, çatışma süreci boyunca işlenen savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve ağır insan hakları ihlallerini soruşturmak, yargılamak ve cezalandırmak amacıyla kuruldu. Geçiş dönemi adaleti modelini benimseyen JEP, hakikatin ortaya çıkarılması, mağdurların tazminatı ve toplumsal uzlaşıyı ön planda tutuyordu.

JEP, Hakikat Komisyonu ve Kayıpları Arama Birimi ile birlikte geçiş dönemi adalet mekanizmasının parçalarını oluşturur. JEP mahkemesinde 14 binden fazla kişinin soruşturması yapıldı. Yargılama süreçlerinde 13 bin mağdur temsil edildi.
Hakikat Komisyonu, çatışmanın nedenlerine ilişkin bulguları içeren nihai bir rapor yayımladı. Af ve Bağışlama Dairesi ise aftan yararlanacak olanları tespit ediyor. Kayıp Arama Birimi, çatışmalarda kaybolduğu bildirilen 112 bin kişiyi kayıtlara geçirdi. 400 cenaze bütünlüğü sağlanarak yakınlarına teslim edildi.
Entegrasyon süreci ve zorluklar
Kolombiya, FARC, 2016 barış anlaşmasıyla silah bırakma sürecine girdiğinde, en çok tartışılan konulardan biri “entegrasyon” modeli oldu. FARC, klasik Silahsızlanma-Terhis-Yeniden Entegrasyon (DDR) yaklaşımını eleştirerek, silah bırakmayı teslimiyet olarak algılatmak isteyen anlayışı reddetti. Ayrıca bireysel entegrasyon yerine kolektif bir yeniden birleşme (reunificación) modelini savundu ve bu şekilde kavramlaştırdı. Bu tutum, hem barış sürecinin şekillenmesinde hem de gerillaların sivil hayata geçişinde belirleyici rol oynadı.
FARC’ın itirazı temelde iki noktada yoğunlaşıyordu. Birincisi, DDR’nin gerillaları silahsızlandırarak paramiliter grupların ve devletin saldırılarına açık hale getirdiğini savunmasıydı. İkincisi ise bireysel entegrasyon modelinin gerillaları yalnızlaştıracağını, onları ekonomik ve toplumsal açıdan devlete bağımlı kılacağını ve böylece örgütsel dayanışmayı yok edeceğini düşünmesiydi.
FARC için silah bırakmak, mücadeleyi sona erdirmek değil, mücadele biçimini dönüştürmek anlamına geliyordu. Bu nedenle “yeniden entegrasyon” yerine “kolektif yeniden birleşme” terimini savundu; eski gerillaların birlikte yaşamasını, ortak ekonomik projeler üretmesini ve siyasi kimliğini korumasını amaçladı.
Bu tutum, Kolombiya’daki barış sürecinin şekillenmesinde belirleyici oldu. 2017’de Kolombiya Yeniden Entegrasyon Ajansı (ACR), Yeniden Birleşme ve Normalleştirme Ajansı (ARN) olarak yeniden yapılandırıldı. FARC’ın talepleri doğrultusunda kolektif yaşam alanları (Espacios Territoriales de Capacitación y Reincorporación) kuruldu. İmzalanan barış anlaşması sonrasında 7 bini aşkın FARC gerillası BM denetiminde silahlarını teslim etti ve bu kamplara yerleştirildi. Eski gerillalar burada 24 aylık zorunlu ilk aşamada hem mesleki eğitim aldı hem de gelecekteki kolektif yaşam modellerini tartıştı. İkinci aşama ise uzun vadeli ekonomik sürdürülebilirlik, barınma, eğitim ve siyasi katılımı kapsıyordu. Ayrıca 2017 yılında FARC, Comunes Partisi adıyla yasal bir parti kurdu.
Entegrasyon süreci krizli geçen FARC’ın eski savaşçıları, silahsızlanma sonrasında birçok suikasta maruz kaldı. Kamplara alınan gerillaların adaptasyonu tam beklenen gibi olmadı. Ekonomi, eğitim, sağlık ve temel birçok haktan mahrum bırakıldılar. Silahsızlanma sonrasında eski gerillalara karşı operasyonlar, baskı kampanyaları, tutuklamalar ve cinayetler başladı. Öyle ki 2016’dan 2025 yılına kadar öldürülen eski FARC gerillalarının sayısı 400’ü geçti. Ayrıca bin 150’den fazla sendikacı ve aktivistte imzalanan anlaşmadan sonra katledildi.
Kadın gerillaların karşılaştığı zorluklar

FARC’ın yüzde 40’ı kadın gerillalardan oluşuyordu. FARC içerisinde kadınlar önemli görev ve sorumluluklar aldı. Kadın gerillalar hem askeri hem de siyasi alanda önemli roller üstlendi. 2016 barış anlaşmasıyla silah bırakan kadın gerillalar için entegrasyon süreci, kadınların kimliğini koruma ve toplumsal kabul mücadelesi haline geliyor. Kadın gerillalar entegrasyon sürecinde daha fazla cins mücadelesi vermek zorunda kalırken, kadınların hem siyasal hem de özgünlüklerini koruyacak ‘çift yönlü’ entegrasyon modeli gibi bir model önem arz ediyor. Kadınlar, ekonomik yoksulluk, geleneksel yaklaşımlar, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı erkek yoldaşlarına oranla iki kat daha fazla mücadele etmeleri gerekiyor.
Entegrasyonun geleceği
FARC deneyimi, silahların bırakılmasının barış için yalnızca bir ön koşul olduğunu, asıl mücadelenin ise ‘entegrasyon’ sürecinde başladığını ortaya koymakta. Özellikle barış ve entegrasyon konuları devam eden çatışmalar ve çözüm odaklı yapılan veya yapılmayanlar açısından önemli bir deneyim. FARC’ın bireysel entegrasyon yerine kolektif yeniden birleşme modelini savunması, örgütlülüğünü koruması ve toplumsal dönüşümü birlikte sürdürme arayışının bir yansımasıdır. Ancak entegrasyon sürecinde yaşanan katliamlar, ekonomik yetersizlikler ve siyasi engeller, barışın kalıcılığının yalnızca anlaşmalarla değil, birçok kesimin ortaklaşarak, komünal yaşamı yaratmasıyla mümkün kılınacağının göstergesidir.
Yarın: Kuzey İrlanda deneyimi: Tarihsel kökler ve barışın inşası