Rojava’da Kürtçe: Yasaklardan okullara uzanan mücadele (1)
Rojava'da uzun yıllar yasaklar ve asimilasyon politikalarıyla karşı karşıya kalan Kürtçe, devrim sonrası okul, akademi ve üniversitelerde eğitim dili haline geldi. Anadilde eğitim mücadelesi, bugün Kürtçenin güvence altına alınması talebiyle sürüyor.
SARA EGÎD
Haber Merkezi – Kürtçe, Kürt halkının anadili ve en temel kültürel kimlik unsurlarından biridir. Başta Kürdistan coğrafyası olmak üzere Türkiye, Irak, İran ve Suriye'de milyonlarca kişi tarafından konuşulan Kürtçe, yüzyıllar boyunca zengin bir sözlü ve yazılı edebiyat geleneği oluşturmuştur. Modern dönemde Kürdistan'ın farklı devletlerin sınırları içinde kalmasıyla birlikte çeşitli siyasal ve hukuki rejimlerin etkisi altında gelişimini sürdüren Kürtçe, uzun yıllar maruz kaldığı yasaklama ve asimilasyon politikalarına rağmen varlığını ve kuşaklar arası aktarımını korumuştur. Günümüzde Kurmancî, Soranî, Kirmancî (Zazakî) ve Gorânî gibi farklı lehçe ve ağızlarıyla yaşayan Kürtçe, yalnızca bir iletişim aracı değil; Kürt toplumunun tarihsel hafızasını, kültürel birikimini ve kolektif kimliğini taşıyan temel unsurlardan biri olarak kabul edilmektedir.
Asimilasyona karşı ortak çaba
Kürtçenin geliştirilmesi ve eğitim, tarih, bilim, felsefe ile medya gibi yaşamın farklı alanlarında kullanımının yaygınlaştırılmasına yönelik çabaların ortaklaştırılması, dilin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor. Ancak buna rağmen Kürtçe, tarih boyunca asimilasyon politikalarının hedefi olan dillerden biri oldu.
Kürt halkı, tarih boyunca kimliğini ve dilini koruyabilmek için farklı yöntemlere başvurdu. Buna karşın Kürdistan'ın dört parçasındaki egemen yönetimler, Kürtçeyi ortadan kaldırmaya yönelik politikalar izledi. Bölge halkına kendi anadilini konuşmak yerine egemen devletlerin dilini kullanması dayatıldı; bu diller eğitim ve kamusal yaşamın temel dili haline getirilmeye çalışıldı.
Rojava'da Kürtçe, yasaktan okullara ve üniversitelere uzanan bir yol kat etti
Rojava Kürdistanı'nda nüfusun büyük çoğunluğu anadil olarak Kürtçe konuşmasına rağmen, Kürtçe uzun yıllar inkar ve asimilasyon politikalarının hedefi oldu. Baas rejimi döneminde Kürtçe konuşmak, hatta ev içinde bile büyük ölçüde yasaktı. Efrîn'den Kobanê'ye, Hesekê'den Qamişlo'ya kadar Kürtler, kimliklerini açıkça ifade edemiyor, anadillerini özgürce konuşamıyor ve kültürlerini koruyamıyordu. Çünkü kültür, ancak dilin varlığıyla zenginleşir ve korunabilir.
Bütün baskılara, gözetimlere, yasaklara ve tutuklamalara rağmen Kürt halkı, evlerinde ve küçük odalarda gizlice Kürtçe eğitimi almaya devam etti ve dilini yaşatmanın yollarını aradı. Çocuklarını büyüten anneler ise onları daha beşikteyken Kürtçe ninnilerle büyüterek, anadillerini küçük yaşlardan itibaren öğrenmelerini sağlamaya çalıştı.
Bu durum, anadilini öğrenmek isteyenler için büyük bir umut kaynağı olurken, Kürtler her zaman bu hedef doğrultusunda mücadele etti. Ancak Rojava Devrimi'nin başlamasıyla birlikte de baskılar bir süre daha devam etti. Kürtçe resmi olarak kabul edilmiyor, okullardaki müfredat yalnızca Arapça hazırlanıyordu. Bu nedenle öğrenciler daha çocuk yaşta yabancı bir dili öğrenmek zorunda bırakılıyordu.
2011 yılında "Arap Baharı"nın başlamasıyla birlikte Suriye halkı da özgürlük talebiyle ayaklandı. Kürt halkı da kendi varlığını her alanda güvence altına almak amacıyla mücadeleye katıldı. Deneyim henüz yeni olmasına rağmen önemli adımlar atıldı. Toplumsal gelişimin temel alanlarından biri olan eğitimden başlanarak, ilk olarak Kürtçe eğitim veren kurumların açılması hedeflendi. Her ne kadar başlangıçta bunlar üniversite ya da yüksekokul düzeyinde olmasa da, atılan adımlar tarihi bir önem taşıyordu.
Daha sonra Baas rejiminin çekildiği ya da devrim sürecinin etkili olduğu bölgelerde okul müfredatları Kürtçeye dönüştürüldü. İlk etapta haftada yalnızca bir gün ya da birkaç saatlik derslerle başlayan bu süreç, Kürtçe eğitimin temelinin atılması açısından büyük önem taşıdı.
Rojava Kürdistanı'nda, diğer Kürdistan parçalarında olduğu gibi uzun yıllar gizlice öğretilen Kürtçe için ilk resmi adımlardan biri 2007 yılında atıldı. O yıl kurulan Kürt Dili Kurumu, onlarca kişiye gizli bir şekilde Kürtçenin temel kurallarını öğretmeye başladı. Bu çalışma, daha sonra Rojava'da anadilde eğitimin kurumsallaşmasının da altyapısını oluşturdu.

Rojava Kürdistanı'nda Kürtçenin gelişimi
Rojava Kürdistanı'nda Kürtçe eğitimi genel olarak 2013 yılında kademeli biçimde uygulanmaya başlandı. 2015 yılında ise birinci, ikinci ve üçüncü sınıfların müfredatı resmi olarak Kürtçe okutulmaya başlandı. 2016 yılında ilkokul eğitiminin tamamı Kürtçeye dönüştürüldü; yalnızca haftada iki saat Arapça ve bir saat İngilizce dersi verildi. 2017 yılında ortaokul kademesi de Kürtçe eğitime geçti. 2018 yılı itibarıyla ise eğitimin tüm kademelerinde Kürtçe eğitim verilmeye başlandı. Bu süreçte üniversiteler de açıldı. Ayrıca eğitim müfredatına ilk kez Kültür ve Ahlak (Sinc) ile Kadın Bilimi (Jineoloji) dersleri resmi olarak dahil edildi ve Rojava Kürdistanı'ndaki okullarda okutulmaya başlandı.

Efrîn
2012-2018 yılları arasında Efrîn Kantonu'nda eğitim alanında önemli ilerlemeler kaydedildi. Türkiye'nin Efrîn'i işgalinden önce kantondaki tüm eğitim kademelerinde öğrenim gören öğrenci sayısı yaklaşık 50 bine ulaştı.
6 Eylül 2011 tarihinde Şera ilçesine bağlı Duraqli köyünde Kürtçe eğitim veren ilk okul açıldı. Aynı dönemde Kürt dili için kurumsal bir yapı oluşturulması yönünde çalışmalar başlatıldı. Efrîn'deki okullarda Kürtçe dersleri okutulurken, haftada üç ya da dört gün Kürtçe dil eğitimi veriliyordu.
Efrîn'de okul, akademi ve Kürt Dili Kurumu
Şera ilçesindeki Şehit Fewzî İlkokulu ile birlikte Kürt Dili Kurumu (SZK) kuruldu. Ancak karşılaşılan en önemli sorunlardan biri, toplumun Kürtçe müfredatı benimsemesini sağlamaktı. Çünkü 2012 yılına kadar eğitim tamamen Baas rejiminin müfredatına göre yürütülüyordu.
2013 yılında Şehit Ferzad Kemanger Akademisi açıldı. İlk aşamada öğretmenler iki aylık bir eğitim programından geçirildi. Her eğitim döneminde yaklaşık 30 öğretmene ders verildi ve katılımcılar Kürt dili grameri ile Kürt edebiyatı üzerine eğitim aldı. Bu akademiden toplam 650 öğretmen mezun oldu. Daha sonra aynı amaçla Şehit Arîn Mîrkan Akademisi açılarak öğretmen yetiştirme çalışmalarını sürdürdü.
Bunun yanı sıra Şehit Zozan Akademisi bünyesinde tarım, bilgi teknolojileri ve bilgisayar bilimleri, makine ile edebiyat alanlarında yüksekokul programları açıldı.
Kadın çalışmaları, felsefe, fizik, kimya, tarih, coğrafya ve ekonomi gibi farklı alanlardan 400 öğretmen, Şehit Zozan Akademisi'nde görev aldı. Bu öğretmenler, ortaokul birinci sınıftan lise üçüncü sınıfa kadar öğrencilere eğitim verebilmek için pedagojik ve mesleki eğitim programlarına katıldı.
Viyan Amara Yüksekokulu
Efrîn, Şehba, Halep ve Serêkaniyê'de de Kürtçe eğitim veren okullar açıldı. Bunun yanı sıra Efrîn'de Viyan Amara Yüksekokulu faaliyete geçti ve burada branş öğretmenleri yetiştirildi. Şehit Viyan Amara Yüksekokulu, diğer adıyla Viyan Kürt Dili ve Edebiyatı Yüksekokulu, Efrîn bölgesinde kurulan bir eğitim kurumudur. Kurum, bölgedeki ilk Kürt dili ve edebiyatı yüksekokulu olma özelliğini taşıyor.
Yüksekokulun bölümleri
Bölge halkına hizmet vermeyi sürdürmek amacıyla daha sonra Şehba'ya taşınan yüksekokul, kapsamını genişleterek matematik, fen bilimleri ve fizik gibi önemli bilimsel bölümlerin yanı sıra edebiyat alanındaki programları da bünyesine kattı.

Serêkaniyê
Bölge yönetimi, Kürtçe, Arapça ve Süryanice eğitim veren çok dilli bir eğitim sistemini benimsedi. Demokratik ulus felsefesi ve bölgenin tarihini esas alan yeni müfredatlar hazırlandı. Kentte 117 ilkokul, 32 ortaokul ve 4 lise bulunurken, bunların bir kısmında iki dilli eğitim veriliyordu.
Öğretmenlerin ideolojik ve pedagojik eğitim aldığı akademilerin yanı sıra branş akademileri de kuruldu. Bu akademilerde hem açık hem de kapalı dönem eğitim programları düzenlendi ve yüzlerce öğretmen buradan mezun oldu.
Türkiye'nin Efrîn'e yönelik saldırıları ve bölgenin işgal edilmesine rağmen halk Şehba'ya göç ederek burada yaşamını sürdürdü. Buna karşın anadilde eğitimden hiçbir zaman vazgeçmedi. Şehba'da neredeyse her çadır ve her kamp, eğitim verilen bir okula dönüştürüldü. Aynı durum Serêkaniyê halkı için de geçerli oldu. Türkiye'nin 2019 yılındaki saldırılarının ardından mülteci kamplarına yerleşen aileler, çocuklarının eğitimden mahrum kalmaması için eğitim faaliyetlerini sürdürdü.
Hesekê
Kürt Dili Kurumu, eğitim alanının üniversite düzeyine kadar gelişmesiyle birlikte önemli bir merkez haline geldi. Anadilini öğrenmek isteyen herkes bu kuruma yöneldi. Kürt Dili Kurumu üyesi Hemrîn Hisên, Kürtçenin Rojava Devrimi'nin ilk yıllarında bu kurum bünyesinde gelişmeye başladığını ve bugün de anadil eğitimini yaygınlaştırma çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini vurguladı.
‘Devrimin ilk yıllarında öğretmenler hem öğrenci hem de öğretmendi’

Hemrîn Hisên, Rojava Devrimi sürecinde Kürt halkının eğitim alanını geliştirebilmek için birçok aşamadan geçtiğini belirterek, devrimin en büyük kazanımlarından birinin anadilde eğitimin hayata geçirilmesi olduğunu söyledi. Anadilde eğitimin önce evlerde başladığını, daha sonra Kürt Dili Kurumu (SZK) aracılığıyla kurumsallaştığını ifade eden Hemrîn Hisên şöyle konuştu:
"Rojava Kürdistanı'nda Kürt toplumu, anadilini öğrenebilmek için evlerini açtı ve buralarda Kürtçe eğitim aldı. Kürt Dili Kurumu'nun kurulmasıyla birlikte dil öğrenme olanakları daha da genişledi. Kurum aracılığıyla çok sayıda öğretmen dil eğitimi aldı ve okullarda görev yapmak üzere hazırlandı. Baas rejimi okullardan çekildiğinde toplumumuzu eğitimsiz bırakmadık. Okullar açıldı ve birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarla eğitime başlandı. Daha sonra bu alanın daha da geliştirilmesi gerektiği görüldü ve eğitimin ilkokuldan ortaokul ile liseye kadar yaygınlaştırılması zorunlu hale geldi. Bu süreç öğretmenler için oldukça zorluydu. Ancak büyük bir özveriyle tüm bu engeller aşıldı. Bir yandan okullarda ders veriyor, diğer yandan akademiler ve yüksekokullarda eğitim alarak dil materyalleri üzerine kendilerini geliştiriyorlardı. O dönemde öğretmenler aynı anda hem öğrenci hem de öğretmendi."
‘Eğitim adım adım gelişti’
Hemrîn Hisên, Kürt halkının tarih boyunca inkar ve dışlama politikalarıyla karşı karşıya kaldığını ancak buna rağmen mücadelesinden vazgeçmediğini belirterek, eğitim alanını geliştirmek için inkar politikalarına karşı mücadele ettiklerini söyledi.
Hemrîn Hisên, "Devrimin ilk yıllarında anadilde eğitimin geliştirilmesi ve bunun toplum ile okullarda yaygınlaştırılması önünde ciddi engeller vardı. Ancak öğretmenler anadillerini geliştirme konusundaki bağlılıkları sayesinde bu zorlukları aştılar. Kürt halkı da bu süreçte en büyük destek kaynağı oldu. Eğitim sistemi adım adım gelişti. Özellikle okullarda yeni ders materyallerinin hazırlanması, akademilerin, öğretmen eğitim kurumlarının ve üniversitelerin açılması bu gelişimin temelini oluşturdu" dedi.
‘Kürt varlığını ve kimliğini korumak isteyen herkes Kürt Dili Kurumu'na yöneliyor’
Anadil öğretimine yönelik projenin 2011 yılında başladığını belirten Hemrîn Hisên, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü:
"Kendi anadilinde konuşamamanın ve bayramlarını özgürce kutlayamamanın acısı her Kürdün yüreğinde vardır. Rojava Devrimi, Kürt kimliği ve Kürtçenin korunması açısından tarihi bir fırsat sundu. Bu devrim, anadilde eğitimin önünü açtı. Okulların, yüksekokulların ve üniversitelerin açılmış olmasına rağmen Kürt Dili Kurumu çalışmalarını sürdürmektedir. Çünkü Kürt halkının amacı yalnızca eğitim ya da iş sahibi olmak değil, kendi varlığını korumaktır. Bu nedenle çok sayıda anne ve baba kurumumuza geliyor, çocuklarıyla birlikte anadillerini öğreniyor, dil yeterliliklerini geliştiriyor ve çocuklarının eğitimine katkı sunuyor."
‘Kürt halkı anadilinde eğitim alanını büyük bir coşkuyla geliştirdi’
Hemrîn Hisên, Suriye'de yeniden "tek halk, tek dil" anlayışına dayalı bir sistemin kabul edilemeyeceğini belirterek şunları söyledi:
"Baas rejiminin okullarında yaşadığımız acıları ve baskıları asla unutmayacağız. Arapça bize zorla dayatılıyordu; arkadaşlarımızla Kürtçe konuşmamız bile yasaktı. Her Kürt bu acıları yaşadı. Bu nedenle Kürt halkı büyük bir coşku ve fedakârlıkla anadilinde eğitim alanını geliştirdi."
‘Suriye Arap Cumhuriyeti, Suriye'nin toplumsal çeşitliliğini temsil etmiyor’
Hemrîn Hisên, Suriye Arap Cumhuriyeti adlandırmasının ülkenin çok kültürlü yapısını yansıtmadığını belirterek şöyle konuştu:
"Suriye Arap Cumhuriyeti'ne baktığımızda, ülkedeki diğer halkların varlığını göremiyoruz. Bu isim, Suriye'nin toplumsal çeşitliliğini temsil etmiyor. Kürt halkının ve Kürtçenin varlığı yeni Suriye Anayasası'nda tanınmalıdır. Rojava Devrimi, Kürt halkının davasını geliştirmek ve Kürtçeyi korumak amacıyla başladı. Kürt alfabesindeki her harf, şehitlerin fedakarlığını temsil ediyor. Kürtçenin yalnızca okullarda okutulan bir ders olmasını kabul etmiyoruz. Biz bu konuda bir deneyim oluşturduk; kendi eğitim materyallerimiz var, öğretmenlerimiz hazır ve yeni bir nesil yetiştirdik. Bu nedenle bizim için tartışılması gereken ilk konu bu değildir. Asıl talebimiz, anadil eğitiminin anayasal güvence altına alınmasıdır. Müfredatımız, okullarımız ve anadilimiz bizim kırmızı çizgimizdir. Bunların Suriye'de inkâr edilmesini kabul etmeyeceğiz. Biz bu toprağın yurttaşlarıyız, yabancı değiliz. Dilimiz yalnızca okullarda okutulan bir ders olarak görülmemelidir."
Hemrîn Hisên, konuşmasının sonunda Kürt halkına çağrıda bulunarak, bu hassas süreçte Kürt kimliğine ve ulusal varlığına sahip çıkmalarını istedi.
Anadilde eğitim öğrenmeyi ve yaşamı kolaylaştırdı
Kobanê

Kobanê'deki okulların yöneticisi Ezîze Îsmaîl, eğitim sisteminin deneyimli öğretmenlerinden biri. Ezîze Îsmaîl, Baas rejimi döneminde anadilini öğrenmek isteyen herkesin baskıya uğradığını ve tutuklanma riskiyle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Suriye'de insanların kendi anadillerini öğrenme imkânından yoksun bırakıldığını ifade eden Ezîze Îsmaîl şöyle dedi:
"Ancak özellikle Lübnan gibi Suriye dışındaki ülkelere çalışmaya giden Kürt gençleri, anadillerini daha rahat öğrenebiliyordu. İlk kez Kürt öğrenciler kendi anadillerinde okumaya ve yazmaya başladılar. Bu durum onların öğrenme sürecini büyük ölçüde kolaylaştırdı. Çünkü çocuklar yıllarca anadilleriyle büyüyor, ancak yabancı bir dille eğitim veren okullara başladıklarında ciddi zorluklarla karşılaşıyorlardı."
‘2015 yılında Kobanê'de Şehit Osman adıyla ilk Kürtçe okul açıldı’
Öğretmen Ezîze Îsmaîl sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kobanê kentindeki ilk Kürtçe okul, 2015 yılında kentin savunmasında direnen ve yaşamını yitiren Şehit Osman adına açıldı. Bugün Kobanê'de 106 okul bulunuyor. Bu okullarda yaklaşık 27 bin 700 öğrenci eğitim görüyor ve eğitim sektöründe yaklaşık bin 150 öğretmen görev yapıyor. Halkın ve öğrencilerin en temel talebi, eğitimlerini kendi anadillerinde almaktır. Bir halkın varlığı diliyle anlam kazanır. Dil yasaklandığında ise o halkın varlığı da anlamını yitirir."
‘Eğitim sistemimiz ezbere değil, kavramaya dayanıyor’
Ezîze Îsmaîl, Baas rejimi döneminde eğitim sisteminin devletin resmî ideolojisine göre şekillendirildiğini belirterek şunları söyledi:
"Bize okutulan tarihte Kürt halkının geçmişine ilişkin neredeyse hiçbir bilgi yer almıyordu. Kendi tarihimizi bilmediğimizi fark etmek bizim için büyük bir şoktu. Bugün eğitim sistemimizde Kadın Bilimi (Jineoloji) dersi yer alıyor. Bu ders, kadın ve kadın özgürlüğünü ele alan yeni bir içerik sunuyor. Kürtçe hazırlanan eğitim materyallerinin amacı; öğrencilerin her yönüyle donanımlı, sorgulayan ve bilinçli bireyler olarak yetişmesidir. Rejimin ezberci ve tek tip eğitim anlayışından farklı olarak bizim eğitim sistemimiz değerlendirme ve kavramaya dayalıdır. Öğrencinin bir üst sınıfa geçebilmesi için dersleri gerçekten anlayarak öğrenmesi esastır."