Kadınların gözünden 1 Mayıs İşçi Bayramı
Her yıl 1 Mayıs’ı direnç ruhuyla karşılayan kadınlar, bu uluslararası günlerin emeği ve boyun eğmeyi reddeden halkların mücadelesiyle ortaya çıktığını belirtti.
SARA EGÎD – ESMA MIHEMMED
Qamişlo - 1 Mayıs İşçi Bayramı, işçilerin mücadelesiyle kazanılmış bir gün olarak yıllardır hem kutlanıyor, hem de bu vesileyle mücadelenin önemine vurgu yapılıyor.
Bu gün dünyada resmi olarak kabul edilse de, devletler tarafından ilan edilen uluslararası günler, tüm sorunların çözüldüğünü bize göstermez. Aksine bugün bile birçok insan hakları için mücadele etmektedir. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ve 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü gibi birçok özel gün de uzun mücadeleler sonucu ortaya çıkmıştır.
Toplumda kabul görse de pratikte bu günlerin anlamı zayıftır. Çünkü mevcut sistem sürekli olarak emeği sömürmekte ve gasp etmektedir. Kapitalist sistem yaşamın tüm alanlarını kontrol altına almıştır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, kapitalizmin sömürü ve baskı üzerine kurulu olduğunu, insanlığa çözüm sunmadığını belirtir. Kadınlar ise bu sistemde çoğu zaman emeği görünmeyen, ücretsiz çalışan ve metalaştırılan bir konuma indirgenmektedir. Kadının ev ekonomisini geliştirmesine rağmen erkek egemen sistem ve zihniyet onun emeği üzerinden güç kazanmaktadır. Sosyalizm adıyla yapılan birçok devrimde bile kadın ve emek çoğu zaman ikinci plana itilmiştir. Dünyanın birçok yerinde protestolar sürerken kapitalist sistem baskı ve şiddetle karşılık vermiştir. Savaşlar, krizler ve felaketler işçileri sokaklara çıkmaya zorlamaktadır. Kapitalist dünyada kadınlara statü tanınmazken, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın paradigmasıyla Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar yeniden kimlik kazanmış ve mücadelede öncü olmuştur. Rojava Devrimi, tüm dünya kadınlarına ilham kaynağı olmuştur.
‘Egemen güçler hak taleplerini engelledi’
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Eşbaşkanı Remziye Mihemed, 1 Mayıs Dünya İşçi Bayramı’nı, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ve emek veren kadınlar adına kutladı. Remziye Mihemed, 1 Mayıs’ta emekçilerin temel haklarını, özellikle emek ve yaşam hakkını talep ettiğini belirterek, “İşçiler yalnızca adalet talep etti, bunun için de yürüyüşler ve çeşitli eylemler düzenledi. İşçi, kadın ve anneler günleri başta olmak üzere dünyada çok sayıda özel gün var. Ancak halklar özgürlük mücadelelerini sürdürürken haklarına ulaşamasın diye egemen güçler sürekli engeller oluşturmuştur” dedi.
Dünyadaki yoksulluğa dikkat çeken Remziye Mihemed, bir ülke ne kadar zengin olursa olsun yoksulluk oranının o kadar yüksek olduğunu, çünkü bu ülkelerin insan emeği üzerinden büyüdüğünü belirterek, “Sistem ve devlet, insan emeğini çalarak büyüdü. Bu nedenle işçiler her yıl ve her zaman temel haklarını elde etmek için eylemler ve kitlesel yürüyüşler düzenliyor” şeklinde konuştu.
‘Devrimin amacı aynı zamanda halkı örgütlemekti’

Remziye Mihemed, Kuzey ve Doğu Suriye’de eşsiz bir direniş yürütüldüğünü ve bu direniş sayesinde halkın Baas rejiminin iktidarından kurtulabildiğini belirterek, “Rojava Kürdistanı halkı bir devrim gerçekleştirdi ve toplumun tamamı bu devrime katıldı. Devrimin amacı yalnızca Baas rejimi ve DAİŞ’e karşı savaşmak değildi, aynı zamanda toplumu örgütlemekti. Örgütlenmenin anlamı, halkın birliği ve varlığın gerçekliğini kavramaktı. Kurulan kurumlarda her birey emek ve projelerle yer aldı” diye belirtti.
Remziye Mihemed, sözlerinin devamında, “Kapitalist sistemde, toplumun kendi haklarını güvence altına alabileceği gerçek anlamda bir toplumsal hareket ya da örgütlenme yoktur. Var olan yalnızca yönetenler ve çalışanlardır. İnsanların sisteme bağımlı kalması için paranın değeri sürekli yükseltilir, emek ise daha fazla para üzerinden ölçülür. Oysa demokratik toplum, var olan birlikler ve dayanışmalar üzerine kurulur. Bizler görüyoruz ki, Demokratik Toplum Hareketi içinde pek çok birlik örgütlenmiş durumda. Ancak Baas rejiminin Rojava Kürdistanı üzerindeki hakimiyeti nedeniyle, halkın ekonomisini güçlendirecek büyük bir yapı hiçbir zaman kurulmadı. Bu yüzden bölgede yaşayan herkes aslında bir emekçidir. Halkın hak ettiği meşru kazanımlara ulaşabilmesi için bugün her alanda, her kurumda güçlü ve kesintisiz bir mücadele yürütülmektedir” ifadelerinde bulundu.
‘Eşbaşkanlık sistemi tüm çalışma ve faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır’
Remziye Mihemed, yürütülen mücadelenin adalet, eşitlik ve kadın ile toplumun özgürlüğü için olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“TEV-DEM de Rojava’daki tüm kurum ve örgütler gibi çalışmaktadır. Sadece erkekler değil, kadınlar da emek vermektedir ve eşbaşkanlık sistemi tüm çalışma ve faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır. Bu sistem sayesinde kadınlar kendi görüşünü oluşturabilmiş, karar alabilmiş ve hayati konularda söz sahibi olmuştur. Kadınlar kendi iradesini temsil etmiş, tartışmalara katılmış, kendi sistemini kurmuş ve örgütleyerek gerekli kararlara ulaşmıştır. Ortak çalışmaların eşbaşkanlarla birlikte yürütülmesi ve tüm kurum üyeleriyle uyum içinde olunması sağlanmıştır.”
Remziye Mihemed, adalet ve eşitliğin ortak yaşamı inşa ettiğini belirterek, işçi haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Dünyadaki egemen güçlerin adaleti ortadan kaldırdığını dile getiren Remziye Mihemed, “Egemen sistem topluma baskı ve sömürü uygulamaktadır. Kadınlar ise emekleri karşılıksız bırakılan kesimdir; çocuklarını büyütür, eğitir ve topluma hazırlar, ancak emeğinin karşılığını almaz. Kadın emeği çoğu zaman görünmez kılınır, çünkü bu durum sistem tarafından aile yapısı üzerinden dayatılmaktadır” dedi.
‘Rojava Devrimi kadınların emeğiyle büyük kazanımlar elde etti’
Baas rejiminin hiçbir zaman 1 Mayıs’ı kutlamadığını hatırlatan Remziye Mihemed, Kuzey ve Doğu Suriye’deki halk mücadelesinin ve özellikle Kadın Devrimi’nin bu rejimi yıktığını söyledi. Kadın devriminin tüm dünyadaki kadınlara ilham verdiğini dile getiren Remziye Mihemed, “Kadınlar tüm alanlarda örgütlendi, iradesini ortaya koydu ve demokratik toplumun temsilini yaptı. Rojava Devrimi kadınların emeğiyle büyük kazanımlar elde etti. Eğer kadınlar bu devrimde güçlü bir rol oynamasaydı, devrim başarıya ulaşamaz ve kısa sürede bastırılırdı” sözlerine dikkat çekti.
Remziye Mihemed değerlendirmelerinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün birçok devlet tarafından görmezden gelindiğine dikkat çekerek, “Pek çok ülkede 8 Mart kutlanmıyor. Çünkü kadınların haklarını kazandığını ve özgürlüğünü güvence altına aldığını gösteriyor. Egemen güçler, kadınların emeği ve mücadelesiyle yazılan tarihi ortadan kaldırmak istiyor. Suriye’de geçici bir yönetim kurulmuş olabilir, ancak bu yönetim daha en başından halkı, kadınları ve toplumu baskı altına alarak işe başladı. Bugün bu yönetimin çıkardığı yasalarda kadın hakları tanınmıyor” sözlerine dikkat çekti.
‘Geçici yönetim kadın varlığını kabul etmiyor’
Remziye Mihemed, kadınların olmadığı bir yerde adaletin de olamayacağını vurgulayarak, “Eğer kadın adalet çalışmalarının içinde yer almıyorsa, toplumda nasıl bir adaletten söz edilebilir? Geçici yönetim, kadınların adalet alanında yer alamayacağına karar verdi; kadın ne savcı ne de avukat olarak görev yapabiliyor. Bu, kadınların iradesine ve varlığına yönelik açık bir saldırıdır. Ulus-devlet sistemleri eşitlik, adalet ve demokrasiyi istemez. Her zaman dünyayı kendi elleriyle yönetmek isterler” dedi.
‘Kadının emeği, YPJ’nin kabul edilmemesiyle birlikte görmezden geliniyor’
Geçici yönetimin YPJ ve Özerk Yönetim sistemine mesafeli yaklaştığını ve eşbaşkanlık sistemini de kabul etmediğini söyleyen Remziye Mihemed, “Kadının emeği, YPJ’nin kabul edilmemesiyle birlikte görmezden geliniyor. Oysa Rojava devrimin ilk adımını atan kadınlardı ve bugüne kadar mücadeleyi sürdüren de yine kadınlardır. Bu nedenle biz, kazanımlarımızın arkasında duracağız ve tutumumuzu ortaya koyacağız. Yeni Suriye içinde öncü bir rol üstlenmeliyiz. Demokratik, savaşsız, yıkımsız ve katliamsız bir Suriye inşa etmeliyiz. Toplumda her alanda ortak bir emek varsa, yeni sistemde de bu ortak emek mutlaka yer almalıdır” diye belirtti.
Kuzey ve Doğu Suriye’nin Qamişlo kentinde Kongra Star Ekonomi Komitesi üyesi Rodîn Îsa da, sözlerinin başında 1 Mayıs’ı Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a ve özgürlük için direnen kadınlara adadığını belirterek kutladı. Kadınların özgürlüklerini kazanmak için mücadele ettiğini kaydeden Rodîn Îsa, ayrıca kadınların dünyanın her yerinde çalışma saatleri için ses yükselttiğini, ancak hegemonik sistem ve erkek egemenliğinin kadınların haklarını elde etmesini engellediğini hatırlattı. Rodîn Îsa, kadınların sessiz kalmadığını ve direnişlerini daha da büyüttüklerini vurgulayarak, “Kadınlar büyük bir rol üstlendi ve toplumlarını her alanda yönettiler” dedi.
‘Yaşamın yaratıcısı olan kadının üretimi elinden alındı’
Erkeklerin tarih boyunca kadınların emeğini sürekli sömürdüğünü dile getiren Rodîn Îsa, şöyle konuştu:
“Erkekler, tarih boyunca kadınların emeğini bastırmış ve üretilen değerleri ellerinden almıştır. Kadınların kendi elleriyle yarattığı tarım bile kadınların elinden çıkarmıştır. Rojava Devrimi’nde ve ‘Jin, Jiyan, Azadî’ felsefesi sayesinde kadınlar birçok somut adım atabilmiştir. Bu devrimin düşüncesi yalnızca Rojava’da değil, dünyanın her yerinde yayılmış ve tüm kadınlar için kalıcı bir mirasa dönüşmüştür. Kadın, her zaman yaşamın yaratıcısı olmasına rağmen, ürettiği her şey elinden alınmıştır. Kadın ya bir meta haline getirilmiş ya da uzun saatler boyunca ücretsiz emek veren bir çalışan olarak görülmüştür. Kadın haklarını koruyan güçlü yasaların olmaması nedeniyle kadınların mücadelesi çoğu devrimde ikinci plana itilmiştir. Ancak bugün kadın, uluslararası düzeyde daha görünür ve daha güçlü bir konuma gelmiştir.
‘Kaybettiğimiz yerden yeniden başladık’

Rojava Kürdistan’da kadınlar, emekleri ve eşsiz direnişleri sayesinde yeniden kendi kültürlerine geri dönmüşlerdir. Özellikle tarım, ürünlerin toplanması ve kadın ile doğa arasındaki ilişkinin yeniden kurulması bu sürecin önemli bir parçasıdır. Bu aslında yeni bir ilişki değildir ya da 21. yüzyılda ortaya çıkmış bir durum değildir; ancak bu bağ, ataerkil sistem tarafından koparılmıştır. Biz kadınlar olarak kaybettiğimiz yerden yeniden başladık. Bu temelde kadınlar kendini bizzat yönetmiş ve başkalarının bir eki olmayı kabul etmemiştir. Kadınlar kimseye muhtaç değildir. Biz ideoloji ve bilinçle yaşamımızı sürdürüyoruz, çalışmalarımızı ve emeğimizi genişletiyoruz ve kadınları nasıl örgütleyip çalışmaya teşvik edeceğimizi biliyoruz.”
Suriye’de geçici yönetim tarafından kadınlara yönelik yapılan ihlallere de dikkat çeken Rodîn Îsa, “Geçici yönetim kadınların haklarını tamamen ihlal ediyor ve yıllardır devrim sürecinde elde edilen kazanımları geri almak istiyor. ‘Kadının yeri evdir’ anlayışını dayatıyorlar. Ancak bugün kadınlar kendi güçleriyle birçok alanda ideolojik ve örgütlü bir şekilde faaliyet yürütüyor. Kadınlar kendilerini yaşamın her alanında; ekonomik, siyasi ve en önemlisi askeri alanda örgütlemiş durumdalar” şeklinde konuştu.
Remziye Mihemed ve Rodîn Îsa, Rojava Kürdistan Devrimi’nin 15 yıllık deneyiminin tüm dünya kadınları için bir güç ve direniş kaynağı haline geldiğini belirtti. Ayrıca bu deneyimin eğitim, örgütlenme ve çeşitli faaliyetlerin geliştirilmesi yoluyla kadınları daha da güçlendirebileceğini ifade ettiler.