“Yaptığım işe ben olarak tutundum”

Pasta cila ustası Selin Selbaşı’ nın arabalara olan merakı daha küçük yaşlarda başlamış. Önceleri hobi olarak kendi arabasına pasta cila yapıyor. Bu hobisi ilerleyen zamanlarda iş yeri açmasını sağlıyor. 
 
ÖZGÜR KAYA
 
İzmir- “Sen git evinde oje sür”, “Senin bu işte ne işin var?”, “Sanayide kadın mı çalışır?” Bu kronikleşmiş cinsiyetçi söylemler kadınların sıkça maruz kaldığı sözlerden sadece bazıları. Kadınlar, erkek egemenliğinin baskın olduğu sanayi sektöründe çalışırken pek çok duvarı aşmak zorunda kalıyor. Sanayide pasta-cila ve seramik kaplama işi yapan Selin Selbaşı, aşağılayıcı bakışlarla ve söylemlerle karşılamış. Asla pes etmemiş. Yaptığı işlerle de adını duyurmayı başaran Selin, başarıları ve mücadelesiyle pek çok kadına örnek olmak istiyor.
İzmir’de pasta ve cila ustası bir kadın olduğunu duyduğumda aşırı heyecanlandım. Hiç vakit kaybetmeksizin kendisine ulaştım. Selin, kızı Azra ile birlikte karşılıyor beni. İkisinin kocaman gülümsemeleriyle karşılaşıyorum, kapıda. Önce uzun ve keyifli bir sohbete koyuluyoruz. Karşımda çok fazla şeyle baş etmek zorunda kalmış bir kadın var. Yaşadıkları onu daha da güçlü kılmış. Röportaj öncesinde paylaştığı şeyler çok etkiliyor beni. Kızına hem anne hem baba olan bir kadın duruyor karşımda. Selin’i tanımaya başladıkça hayranlığım giderek artıyor. 
 
Araba merakı çok küçük yaşlarda başlamış
 
1988 İstanbul doğumlu olan Selin, önce özel bir havayolu şirketinde hostes olarak çalışmış. Ancak kısa bir süre çalıştıktan sonra bu mesleği bırakmış. Fazla yorucu ve disiplin gerektiren bir işmiş. Fazla disiplini sevmeyen Selin, disiplininin sadece kendisine olduğunu ve bu yüzden de insanlara itaat etmeyi sevmediği için kısa süreli bir deneyim olmuş. Ondan sonra üniversite okumaya karar vermiş. Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Pazarlama ve Reklam Bölümü’nü okuyor. Ardından çeşitli firmalarda 5 yıl kadar pazarlama işi yapıyor. Ancak okuduğu mesleği de bırakıyor. Araba merakı çok küçük yaşlardan beri olan Selin arabasının bütün bakımını, pasta cilası dâhil her şeyini kendi yapıyormuş. Selin’in daha küçük yaşlarda başlayan araba merakı önceleri hobi olarak kendi arabasına pasta cila yapması ile başlıyor aslında. Bu hobisi ilerleyen zamanlarda iş yeri açmasını sağlıyor. Çok sevdiği ve uğraşmaktan keyif aldığı araba tutkusunun kendisini bu alana doğru sürüklemesine müsaade etmiş. Annesi ve dostları çok desteklemiş onu. Selin ile araba tutkusunun iş yeri açtırma hikâyesini ve erkek egemenliğinin çok baskın olduğu sanayi sektöründe çalışırken kadınların hangi duvarları aşmak zorunda kaldıklarını konuştuk. 
 
‘Erkek işleri’ olarak tanımlanan işlere her zaman bir yatkınlığım oldu
 
Babasının arabasını daha 13 yaşlarındayken kaçırmaya başlayan Selin, arabalara hep ilgi duymuş. Gelin, araba tutkusunun Selin’e iş yeri açtırma hikâyesini kendisinden dinleyelim: 
“Yetiştiğim mahalle, erkek çocuğu gibi hareket etmem konusunda müsait bir yerdi. Hiç korkumuz yoktu. Herkes ağabeyimiz, ablamızdı. Zaman bu kadar kötü bir zaman değildi. Erkek çocuğu gibi yetiştim. Büyüdükçe bu benim karakterim haline geldi. Belki de ben hep böyle bir karakterdim, bilemiyorum. Ama ‘erkek işleri’ olarak tanımlanan işlere her zaman bir yatkınlığım oldu. Mesela zamanında çok güzel futbol oynardım. Ama arabalara karşı ekstra bir ilgim vardı. Sadece arabalarla oynayan, bebeklere ilgisi olmayan bir çocuk değildim. Hep bir maskülenlik vardı. Çok sevdiğim ve uğraşmaktan keyif aldığım araba tutkumun beni bu alana doğru sürüklemesine müsaade ettim. Kendimi keşfetmem, ne istediğimi bilmem ve çevre desteği beni buraya getirdi. Annem dükkânı açarken maddi olarak bana çok destek oldu. En büyük destekçim o dönem annemdi. Babam bile ‘Acaba mı’ falan demişti. Markamın patentini çıkartacağım dediğimde babamdan para istemiştim. Çünkü sıfırdan başlayacaktım. ‘Ne yapacaksın ki patenti?’demişti. Şimdi bir bayileşme sürecine gidiyoruz. Bu alanda hayallerim yavaş yavaş gerçek oluyor. Ailem benimle gurur duyuyor.”
 
İşyerinin hem patronu hem çalışanı 
 
Tek arabalık butik bir garajı olan Selin, iş yerinin hem patronu hem çalışanı. Garajda ikinci bir kişiye pek ihtiyaç duymuyor. Son bir yıldır tek başına çalışıyor. Çok yorucu gelsede yoruldukça daha keyifle devam edebildiğinden bahsediyor. Genelde olumlu tepkiler aldığını söyleyen Selin şöyle anlatıyor:
 “Aracı önce temizliyorum. Arabanın temiz olması çok önemli. Ardından pasta cila atabilecek konuma getiriyorum. Gerekiyorsa zımpara işlemi yapıyorum. Zımpara işlemini çok tercih etmiyorum. Sadece boyası deforme olmuş araçlarda yapıyorum. Ondan sonra üç dört kat, katman katman pastamız var. En son yaptığım işlem seramik kaplama. Restore ettiğim boyayı koruma altına alıyorum. Bu seramik kaplama da boyayı korumanın bir tık üstü. Bununda kaliteleri var tabi ki. Müşteri hangi kalitedeki ürünü tercih ediyorsa onu kullanıp işleme son veriyorum. En son sanki showroomdan çıkıyormuş gibi müşterinin gülücükleri ve memnuniyeti eşliğinde garajımızdan teslim ediyorum.” 
 
“Senin bir kadın olarak bu işi yapabileceğine inanmıyor”
 
Ancak Selin, bu sektörde rakipleri tarafından çokta kolay kabullenilmemiş. Sözlü tacizlere, rahatsız edici söylemlere maruz kalmış. Ama bunları hep arakaya attığını söylüyor. Bir gün dükkânda erkek kardeşi varken bir müşteri gelir ve fiyat sorar. Selin, erkek kardeşinin bu işlerle uzaktan yakından ilgisi olmadığını söylüyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:
“Adam geldi. Direk erkek kardeşimi muhatap aldı. Ve beni orada yokmuşum saydı. Ona derdini anlattı. ‘Arabanın burasında güneş yanığı var. Şurasında şu var’ diye anlatıyor. Dinliyorum o sırada. Ama o beni muhatap almadığı için söze girmiyorum. Kardeşim dinliyor. ‘Yalnız, ben bu işlerden anlamıyorum. Ablam bu işletmenin sahibi’ diyince ‘ha pardon’ diyip ama o anda kısa kestirip çekip gidiyor. Yani senin bir kadın olarak bu işi yapabileceğine inanmıyor. Benim zaten bu işi yürütebilmemin sebebi dışarıdan gelip, hiç tanımadan benim yanıma bilgi almaya gelen insanlar değil. Benim yaptığım işleri takip eden insanlar olduğu için ben böyle ilerledim. Çünkü en iyi reklamım garajımdan çıkardığım arabalar oluyor.” 
 
“Dişiliğimi, kendimi, kimliğimi ve yaşayış tarzımı korumaya çalıştım”
 
“Sen git evinde oje sür.  Senin bu işte ne işin var?” diyenler olmuş, Selin’e.  Ama artık kendisini kabullendiklerine dikkat çekiyor. İlk başlarda kendisi için çok zorlayıcı olmuş. Psikolojik baskılarla baş etmek durumunda kaldığını belirtiyor. Ama her zaman hayatında yaptığı şeyi yapmış, önemsememiş. O yollardan artık geçtiğini ve bir zorluğunu yaşamadığından bahsediyor.  Ayrıca ‘Aykırı işler’ diye tanımlanan işlerde çalışan kadınların zamanla ‘Erkekleştiği’ konusuna da değinen Selin, “Belki İzmir’in avantajını da kullanmışımdır. Farklı bir şehirde olsaydım, bu kadar rahat olamazdım. Dişiliğimi, kendimi, kimliğimi ve yaşayış tarzımı korumaya çalıştım. Karakter olarak biraz maskülenliğim var. Bunun farkındayım. Ama şortumu giymek istediğim zaman giydim, saçımı yaptırdım, makyajımı yaptım, kolyemi taktım. O kolyeye bile laf söyleyenler oldu, makineye dolanır diye.  Hiçte dolanmadı çok şükür. Ama bir kere saçımı kompresör makinesine kaptırmışlığım oldu. Ben dişiliğimden de özel hayatımdan da vazgeçmedim. Yaptığım işe ben olarak tutundum. Öyle sahip çıktım. Öyle devam etmek istiyorum” diyor. 
 
Bayilik sürecine hazırlanıyor
 
Selin’in dükkânı, yakın zamanda yaşanan depremde epey bir zarar görmüş. Özellikle pandemi süreci korkutmaya başlamış. Kızına, herhangi bir şekilde bir mikrop taşımak istemediği için önünü görene kadar dükkânını kapalı tutmaya karar vermiş. İlerleyen dönemlerde daha verimli olabilmek için önce sağlığını koruması gerektiğini vurguluyor. Pandemi sürecini fırsata çevirmeye çalışıyor. Üç yılı bitmek üzere olan Selin’e dükkânı küçük gelmeye başlamış. Daha büyük bir yerle tekrar faaliyete geçmeyi istiyor. Ayrıca Selin, bayilik sürecine de hazırlanıyor. Şuanda güncel olarak Manisa- Akhisar’da görüştüğü bir yer var. Selin bu konuda da oldukça titiz davranıyor.
 
Bu alanda, bir kadın yetiştirmeyi çok istiyor
 
Daha önce verdiği eğitimlere de değinen Selin, iki part şeklinde olduğunu ve hep erkeklerin geldiğinin altını çiziyor. Selin şunları söylüyor:
“İki üç günde, ‘Ben elime hiç makine almadım’ diyen bile makineyi aldı. Çatır çatır da çiziğini almaya başladı. Çünkü her işin olduğu gibi bu işinde püf noktaları var. Ben onlara her zaman en can alıcı noktayı söyledim. Onlarda hep başarılı bir şekilde yanımızdan ayrıldılar. Kadınların gelmemesine üzülüyorum. Bu işi yapmak, öğrenmek isteyen her kadına eğitimim ömrüm boyunca ücretsiz olacak. Kalacak yeri olmayanı evimde de misafir edebilirim. Kadınlara bu anlamda destek sağlamak istiyorum. Çok talep olmadı. Yazıyorlar, ilgileniyorlar. Ama ya aileleriyle ilgili problemler oluyor ya da farklı şeyler. Bir türlü denk gelemiyoruz. Ama bir kadın yetiştirmeyi çok istiyorum.” 
Ayrıca Türkiye’nin çok önemli yarış pistlerinden biri olan Ülkü Yarış Pisti’nde amatör olarak bir yarışma şansı yakalamış, Selin. Çok hoşuna gitmiş. O pistin havasını alınca, arabalara tutkusu olan biri için bambaşka bir şey. Selin, şuanda yarış konusunu biraz daha profesyonelliğe dökmeyi planlıyor. Bununla ilgili yakın zamanda güzel faaliyetleri olacağını söylüyor.